Musa Anter
KERKÜK KAN AĞLIYORMUŞ
Musa Anter
Yaşar Kaya
Öcalan-Beşikçi tartışması
Yaşar Kaya
İsmail Beşikçi
Beşikçi Eleştirilerine Cevap
İsmail Beşikçi
Hasan Bildirici
Kürt hallerimiz
Hasan Bildirici
Aydın Dere
şiddetin esiriyiz
Aydın Dere
         
.:  Anasayfa |  Yazarlar |  Arşiv |  İletişim |  Künye |  Ana Sayfam Yap |  Sitene Ekle  :.

   ANASAYFA
   GÜNCEL
   SİYASET
   KÜRDİSTAN
   DÜNYA
   KADIN
   YAŞAM
   KÜLTÜR-SANAT
   EKONOMİ
   TEKNOLOJİ
   SPOR
   MİZAH
   KURDÎ
   MEDYADAN
   OKUR KÖŞESİ

Çiroken Klasik



www.kurdistan-post.org
Üye(ler) Çevrimiçi: 0
Misafir(ler) Çevrimiçi: 73

Lütfen buradan kayıt yaptırınız. Kayıtlı olmanız halinde sitenin tüm bölümlerini kullanabilirsiniz.
 
 


Amerika'nın çöküşü
Hasan Bildirici
Hasan Bildirici

Tarih: 3 Ekim 2008 Cuma


Uygarlık çekirge gibidir. İnsanlık tarihinin başlangıcıyla birlikte bir ülkeden bir ülkeye, bir bölgeden bir bölgeye, bir kıtadan diğer kıtaya sıçrayıp durdu uygarlık. Asurlar, Sümerler, Firavun’lar devri yaşandı; Yunan, Roma, Bizans imparatorlukları kurulup yıkıldı. Uygarlık bazen Çin, bazen Hindistan’da konakladı. İngiltere bir zamanların Güneş Batmayan İmparatorluğu idi. İngiltere hakimiyetindeki toprakların bir ucunda güneş batarken, diğer ucunda güneş doğuyordu. Sonra Batı denen Avrupa uygarlığı kuruldu. Avrupa uygarlığının ilk gözü açıklarının, maceraperestlerin, hırsızların, kanun kaçaklarının, feodal baskı altında çıldırmışların; altın, elmas gibi değerli maden arayıcılarının gidip yerli halkları katlederek kurduğu Amerika Birleşik Devletleri nihayet olgunluktan inişe geçti. Bugün ki ekonomik krizin, trilyonlara varan borsa kayıplarının, banka batıklarının nedeni bu.

Sovyetler Birliği’ni alt eden Amerika, daha Sovyetler Birliğini alt ettiği gün yenilmişti. Zıddını yok edenin kendisi de yok olur. Bu bir diyalektik kuraldır.

Nasıl ki, Sovyet rejimi kendi muhaliflerini kanlı bir şekilde tasfiye etmekle rejimini bitirmiştiyse, Amerika’da Soğuk Savaş ile az çok dengede duran dünya terazisinin diğer kefesini boşaltmakla kendi bulunduğu kefeye dip yaptırdı.

Sovyetler Birliğini yıkımı Afganistan işgali ile başlamıştı. Sovyetler Birliği kendi hantal, bitmiş, en ufak bir farklılığa müsamaha göstermeyen bürokratik sosyalizmini, giyecek ayakkabısı olmayan Afganistan’a taşıyacaktı güya. Tası tarağı toplayıp kaçtığında, kurduğu uydu rejimin elamanlarını bile yanında götürecek vakti olmamıştı.

İrili ufaklılar bir yana, iki büyük ekonomik kriz neticesinde dünya 20. Yüzyılda iki büyük savaş yaşadı. Dünyanın lider ülkelerinin ekonomik ve siyasi krizi kansız ve çöküntüsüz olmadı. İnsanlık tarihinde kansız bir imparatorluk ve uygarlık çöküşü bulunmuyor.

İkinci Dünya savaşı başlamadan önce Almanya’da insanlar bir çuval dolusu Markla çarşıya gidip bir çift ayakkabı alabiliyorlardı. Alman parası değersizdi. Değer kazanmak için daha çok kaynak ve sömürge istiyordu. Alman burjuvazisi Hitler’i dünya enerji kaynaklarını yutmak için yarattı.

ABD yönetimi Kongreden batıklar için 700 milyar dolar kurtarma parası aldı. Bush, bu ekonomik krizdeki kayıplarının bir trilyon dolar olduğunu söylüyor.

Rakamlara bakın. İnsanların alın teri, emeği olan paralar zalim paragözlerin, borsacı sahtekarların ve onlarla işbirliği halinde olan devletin iki dudağı arasından çıkan iki kelimeyle su gibi buharlaşıp kayıplara karışıyor.

Para, paragöz devlet ve sistemlerin; insanlığın eline tutuşturduğu sanal bir oyuncaktır. Kağıttır.

Amerika’yı kuran beyazların katlettiği Kızılderili bilgeler yıllar önce şöyle demişti:

“Son ağaç kesildiğinde,

Son nehir zehirlendiğinde,

Son balık öldüğünde,

Paranın yenilmeyeceğini göreceksiniz...”

Amerika, ihtiyacı olan bu kadar Doları nereden karşılayacak? Kayıp trilyonları nasıl yerine koyacak?

Yeniden dolar basacak diyorsanız, bu yol, yol değil. Bu yolu Hitler rejimi Almanya’da denemiş, bir çuval paranın değerini bir çift ayakkabıya indirmişti. Türkiye denemiş, 1 Dolar bir buçuk milyon Türk lirası değerine gelmişti.

Yani bir devletin hazinesi ne kadar çok para basarsa, parasının değerini o kadar düşürür. Bu şuna benzer. Yoğurdun miktarı aynı, ama durmadan su katıyorsunuz. Öyle bir an geliyor ki, içilen artık ayran değil, ayrana benzeyen beyazımsı bir sıvıdır.

Para basmanın kuralları vardır. Paranın miktarını ve değerini bir ülkenin altın stokları, üretim gücü ve dünya ekonomisinin üzerindeki hakimiyeti belirler. Hakim olan, ekonomik göstergeleri oranında para basar. Ekonomik göstergeleri aşan bir şekilde para basıldı da mı, paranın enflasyonu olur. Mal ve üretim olarak karşılığı olmayan paranın değeri de olmaz.

Türkiye memur ve bürokratlarının maaşını yıllarca su gibi para basarak karşıladı. Üretimsiz Türkiye’de maaşlar milyarlarla anıldı. Sonunda sıfır silerek işi kurtarmaya çalışıyorlar.

Peki dünyaya şu anda hükmetmeye çalışan ABD, savaş ve diğer giderlerini nasıl karşılayacak? Hangi kaynak ve hangi üretimle? Ülkenin kendisinde bir çok alanda ekonomik sorunlar yaşanıyor. ABD yönetimi, elindeki mevcut imkanlarla krizlerin ve savaşın üstesinden gelemediği için, devletin özünden 700 milyar dolar ek para istiyor. Batmış şirket senetlerini, bonolarını ve değerli kağıtlarını satın almak için. Batık iş adamlarını kurtarmak için.

Sorun bunun çok ötesinde. Sorun, ABD artık felsefi, ekonomik ve uygarlık alanında dünyaya öncülük yapamıyor. Para ve bomba da yeni bir uygarlık yaratmaya yetmiyor. Uygarlık, özgürlüktür, adalettir, sosyal devlet anlayışıdır, üretimdir, sanat ve felsefedir... ABD’nin Irak’ta denediği model 1,5 milyon Iraklının ölmesine neden oldu. Afganistan’da işlerin iyiye gittiğine dair en ufak bir belirti yok.

ABD yıllarca dünyanın en adi diktatörlüklerini destekledi.

8 Kasım 2007 tarihinde, ABD’nin PKK düşmanlığı adlı makalemde şöyle demişim:

“Seksen yıldır dünyanın bir numarası olan ABD uygarlığının inişi Ortadoğu’da başlayamaz mı? Kendi elleriyle kilitleyeceği Kürt sorununun boğuntularında gerçekleşmesin mi bu iş? Vallahi hiç ihtimal dışı değil... Ortadoğu, içine gireni labirentlerinde eriten gizemli bir dünyadır.”

Yine 7 Şubat 2007 tarihinde şöyle yazmışım:

“ABD çok iyi bilmelidir ki; Kürt sorunu, PKK ve çevre rejimler konusunda tıkanmanın esas noktası Türk ırk rejimidir. Bu rejim yumuşatılmadığı veya yeniden biçimlendirilmediği sürece Ortadoğu’da pek az sorun çözülecektir. ABD’yi Ortadoğu’da çürütürse Türkiye çürütür. ABD’nin Kıbrıs’taki çözümsüzlüğe ve Türkiye'deki yüksek oran Amerikan karşıtlığına bakması yeterlidir.”

ABD’yi çöküşe götüren bir numaralı sorun Irak’tır. ABD bütün enerjisini, sırf Türk rejimi tatmin olsun diye Irak’ın birliğini sağlama yolunda kullandı ve çürümeye başladı.

Sovyet rejimi de Afganistan’da çürümüştü.

Halbuki Saddam rejimini devirdiğinde ABD’nin önünde pırlanta gibi bir seçenek vardı. Irak’ı üç bağımsız devlete bölmek... Üç uyuşmayanı ve asla bir arada olmayı beceremeyeni birbirinden ayırmak ve güvenliklerini de kendilerine teslim etmek...

Bunları yapmayan veya yapmadan geç kalan ABD, tıkandı, Irak ve Afganistan’da çürüdü...

Sovyetler Birliği, 15 cumhuriyeti kendinden ayırmakla çöküşü çok akıllı ve ucuz atlatmıştı. Nasıl olsa eninde sonunda birleşecek olan iki Almanya’nın bir araya gelmesine karışı çıkmamıştı.

ABD ne yapıyor? Güney Kürdistan’daki PKK kamplarını bombalasın diye Türk devletine istihbarat veriyor...

ABD, bu krizi atlatır mı?

Büyük kayıplarla belki kısa bir süreliğine atlatmış gibi görünebilir. Ama gerçek, ABD imparatorluğunun artık çöküşe gittiğidir. AB, İngiltere, Fransa ve Rusya; ABD’nin çöküşe gittiğinin farkında...

ABD ise dünya liderliğini kolay teslim etmeyecektir. Paranın hükmünün olmadığı yerde devreye ne girer?

Silahlar, bombalar, uçak gemileri, füzeler... Yani savaş... Bir uygarlık silahlarla ve bombalarla ayakta ne kadar tutulur?

Kürtlere gelince, ekonomik krizin savaş olarak patlayacağı alan Ortadoğu ve Kürdistan merkezlidir. Ortadoğu’ya hakim olan, dünya liderliğine hakim olacaktır.

Hislerimiz ve öngörülerimiz, olasılığı yüksek dünya savaşının Ortadoğu üzeri çıkacağını söylüyor... Her savaş kendi yeni ittifaklarını yaratır... Ara güçler, kimlikler, ülkeler, devletler çıkarlarına göre bu ittifakların birinde ya da ötekisinde yer alır...

Dünya, dizginlerinden boşalmış batı çıkarcılığının karnını doyuramıyor artık. Para ve servet karın doyurmuyor.

İnsanlığa başka şeyler de gerekiyor.

 

ABD’nin gerilemesi karşısında Kürtlerin kendi kendilerini korumaları dışında bir seçenekleri yoktur.

Kürtleri Top, tüfek, işkence, inkar ve zulümle idare etmiş Türk devletinin Ortadoğu savaşında hiçbir geleceği yoktur. Böyle bir savaşta Türkiye’nin çökeceği ilk cephe Kürdistan cephesi olacaktır.

Akıllı devletler beş, on, hatta yirmi sene sonrası için tedbirler aldılar...

Osmanlı’nın yıkılışında 4 milyon kilometre kare toprak kayıp ederek çıkan Türkiye’nin, halkının yarısını düşman bilmiş olarak gireceği Ortadoğu savaşından nasıl çıkacağını tahmin etmekte zorlanmamak lazım.

Altınova beldesinde oturan beş-on Kürdün can ve mal güvenliğini tehdit eden devlet çeteciliğini her kritik zamanda ortaya çıkan Kürt işbirlikçiliği de kurtaramayacaktır...

İster ABD’li ister ABD’siz; 21. Yüzyıl Kürdistan’ın dört parçada yükseliş yüzyılı olacaktır...

Her dönem Türk devletinin katliamından korkanlara diyeceğimiz şudur:

Kaç kişimizin öldürülmesini bekliyorsunuz? Yüz-ikiyüz bin mi? Yoksa bir milyon mu?

Geriye yine 39 milyon Kürt kalır...

Hem insanlık hakkı istemek her zaman neden bir katliam nedeni olsun? Bu devirde birkaç yüz bin Kürdü öldüren bir devletin geleceği olur mu?

Adaleti ve sosyal güvenlik anlayışı dünyaya artık eski gelen ABD ve ona bağlı Türkiye gibi uydu rejimlerin düşüş vaktidir.

Bunu ben söylemiyorum. Ekonomik ve siyasi göstergeler söylüyor...

 



  
Hasan Bildirici
bildiricihasan@hotmail.com




Bu köşe yazısı 3007 defa okundu. Toplam 1338 kelime

Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa


[ Geri Dön: Hasan Bildirici ] - [ Yazarlar İndeksi ]

Kurdistan-Post Haber Portalı © 2004-2008 Tüm hakları saklıdır.
Sitemizde kullanılan haber ve resimler kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.