Musa Anter
KERKÜK KAN AĞLIYORMUŞ
Musa Anter
Yaşar Kaya
Öcalan-Beşikçi tartışması
Yaşar Kaya
İsmail Beşikçi
Beşikçi Eleştirilerine Cevap
İsmail Beşikçi
Hasan Bildirici
Kürt hallerimiz
Hasan Bildirici
Aydın Dere
şiddetin esiriyiz
Aydın Dere
         
.:  Anasayfa |  Yazarlar |  Arşiv |  İletişim |  Künye |  Ana Sayfam Yap |  Sitene Ekle  :.

   ANASAYFA
   GÜNCEL
   SİYASET
   KÜRDİSTAN
   DÜNYA
   KADIN
   YAŞAM
   KÜLTÜR-SANAT
   EKONOMİ
   TEKNOLOJİ
   SPOR
   MİZAH
   KURDÎ
   MEDYADAN
   OKUR KÖŞESİ

Çiroken Klasik



www.kurdistan-post.org
Üye(ler) Çevrimiçi: 0
Misafir(ler) Çevrimiçi: 72

Lütfen buradan kayıt yaptırınız. Kayıtlı olmanız halinde sitenin tüm bölümlerini kullanabilirsiniz.
 
 


Platonca aşk
Benisa
Benisa

Tarih: 28 Ağustos 2008 Perşembe


Platon’un gerçekçiliğinin tek ölçütü; bıraktığı izler ve eşsiz düşüncelerinden biri olan, zaman aşımına kafa tutarcasına, platonik aşkın tanrısal bir tarafı olduğu kuramıdır.

Sokrates, aşkın evrenselliği içinde yanlı ve cihana yaygın kudret olduğunu ölüler diyarında manzarası sonsuza kadar açık, gezinti yerinde, yalın ayak dolaşıp düşünürken, incir ağacın gölgesinde oturmuş düşünen Platon’u görür. Gül bahçesinde duran kızlardan biriyle uzaktan bakışmalarını bir süre izledikten sonra, gülümseyerek çocukça bir mutlulukla ve derinden duygulanarak yanına gider ve dikilir karşısına şöyle sorar:

-Sevgili Platon, benim güzel dostum! Sen tam benim sorularımı yanıtlayacak kişisin. Bilirsin kendimizi kaptırdığımız, bazen yakışıksız olan Tanrı’nın insanlara dağıttığı en adilce duygudur aşk. Büyüklüğünden çok şaşırtır bizi ve nedenlerini aramaya iter. Görüyorsun ne kadar sıkıntıdayım; sen söyleyebilirsin hem beni bu sıkıntıdan kurtarmış olursun, hem de düşünceni burada da pekiştirmiş olursun. Platon’un cevabı şöyle olur:

-Beni gördüğün yerde rasgele oturmuş bulunmamı Tanrı istemiş olacak. Seni şaşırtmasın; aşkın, ölümsüzlüğün aşkı olduğunu hep savunmuşumdur. Öte yandan aşk ne haksızlığa yol açar ne de haksızlığa katlanır. Hak ve adaletten sonra ölçülülük onun en büyük özelliğini oluşturur; bilindiği gibi ölçülülük insanın zevk ve arzularına hakim olması demektir. İşte Sokrates, aşk babında senin de şüphesiz bilebileceğin hakikatler bunlardır.

Sokrates:

-Çok güzel söyledin, devam edelim, dinlemek benim için zevktir.

Yanına çömelerek tekrar Platona sorar:

-Aşk, aşık olduğu şeyi arzular mı, arzulamaz mı?

Platon:

-Şimdi olanca dikkatini bana vererek dinle söyleyeceklerimi ; elbette arzular.

- Peki o arzuladığı şeye sahip olduğu zaman mı arzular, yoksa sahip olmadığı zaman mı ?

-Sahip olmadığı zaman. Zaten sahip olunan bir şey nasıl arzu edilir ki! Sahip olmadığı, eksikliğini duyduğu şey işte onun arzusunun, aşkının objesi olan şeydir.

-Muazzam der, Sokrates ‘insan kalbi ne anlaşılmaz’ cümlesini mırıldanır gibi olsa da platon sözlerine devam eder :

- Aşk doğası gereği aynı gün kah gelişip serpilir ve yaşar, kah ölür; sonra yeniden canlanır. İşte böyle sevgili Sokrates, hayatta yaşanmaya değer biricik an, insanın güzelliğin kendisini temaşa ettiği andır.

Herkesin kendi düşüncesi. Platon’un aşkla ilgili kuramını öğrendikten sonra, özellikle de hayattan istediğinizi alamadığınızda aşkın böyle olduğundan emindim dersiniz. Aklınıza, düşünü bile görmeyi unuttuğunuz, başınızdan geçen ilk aşkınız veya yaşadığınız platonik aşkınızın nasıl harikulade bir insan olduğu gelir.

Onu kaybettiğiniz veya sizi terk ettiği günden çeyrek asır sonra bile gelip sizi bulduğunda ise ilk anda hafızanızın sessiz tepelerine doğru yükselme duygusuna kapılırsınız, kısa sevinç ve panikle atlatıp, terk edildiğiniz güne, zamana dönersiniz. Sindirim güçlüğü çekip, öfkelenip üzüldüğünüzden kuşku duysanız da, o anda geçiştirip aşkı bir çantaya koyduğunuzu ve toprağa gömdüğünüzü anımsarsınız. Nefes nefese koşup gömdüğünüz yerden, tırnaklarınızla kazıdığınız topraktan çıkarırsınız çantanın tozunu, çamurunu ellerinizle temizlemeye çabalarsınız. Sonra çantayı kucağınıza koyup uzun bir süre bakarsınız; sakin bir şekilde çantayı açmaya çalışırsınız, merak ettiğiniz çantanın içinde duran aşkın kirlenmiş, ölü veya diri olmasıdır. Gördüğünüz karşısında hayrete düşersiniz, hiç zarar görmemesi ve ilk günkü gibi canlı olması sizi sevindirir mi, üzer mi, bilemem ama önemli olan çantayı kullanabilmenizdir. Çantayı evirir çevirirsiniz, ilk anda kullanılabileceğinizi düşünseniz bile zekaya hiç gerek olmadan, hemen aklınıza ‘unutma terk edildiğin günü!’ denen şey gelir. Vazgeçersiniz, çantanın modası geçeli yıllar olmuş diye düşünürsünüz. Yüzünüzde memnuniyetsiz bir ifade oluşsa da aynı hızla toprağı tekrar kazır daha derine bir daha çıkaramayacak şekilde gömmeye çalışırsınız; bu yalnız bedeniniz için değil ruhunuz içinde doğrudur. Sonra hafızanızı yoklayarak ‘Bunu da iyi şeyler arasına mı koyacağım’ diye düşünebilirsiniz, o sizin bilebileceğiniz şey! Çünkü bu sizin gerçek zaferinizdir.

Ben yalanı ciddi anlatamayanlardanım, o nedenle bu kadar mutsuz oldum!



  
Benisa
Benisa2@mynet.com




Bu köşe yazısı 1030 defa okundu. Toplam 611 kelime

Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa


[ Geri Dön: Benisa ] - [ Yazarlar İndeksi ]

Kurdistan-Post Haber Portalı © 2004-2008 Tüm hakları saklıdır.
Sitemizde kullanılan haber ve resimler kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.