Musa Anter
KERKÜK KAN AĞLIYORMUŞ
Musa Anter
Yaşar Kaya
Öcalan-Beşikçi tartışması
Yaşar Kaya
İsmail Beşikçi
Beşikçi Eleştirilerine Cevap
İsmail Beşikçi
Hasan Bildirici
Kürt hallerimiz
Hasan Bildirici
Aydın Dere
şiddetin esiriyiz
Aydın Dere
         
.:  Anasayfa |  Yazarlar |  Arşiv |  İletişim |  Künye |  Ana Sayfam Yap |  Sitene Ekle  :.

   ANASAYFA
   GÜNCEL
   SİYASET
   KÜRDİSTAN
   DÜNYA
   KADIN
   YAŞAM
   KÜLTÜR-SANAT
   EKONOMİ
   TEKNOLOJİ
   SPOR
   MİZAH
   KURDÎ
   MEDYADAN
   OKUR KÖŞESİ

Çiroken Klasik



www.kurdistan-post.org
Üye(ler) Çevrimiçi: 1
Misafir(ler) Çevrimiçi: 74

Lütfen buradan kayıt yaptırınız. Kayıtlı olmanız halinde sitenin tüm bölümlerini kullanabilirsiniz.
 
 


Nazi teşkilatı ve oyalama taktikleri
Aydın Dere
Aydın Dere

Tarih: 29 Temmuz 2008 Salı


Türk-Nazi teşkilatı, Ergenekon örgütünün marifetleri açığa çıktıkça sistemin nasıl dehşet verici olduğu ve seksen küsur yıllık devletin neden demokratikleşemediği daha iyi anlaşılıyor. Kürt sorununa neden çözüm bulunamadığı, cinayetler ve komplolarla yaratılan iç savaşın Türkiye’yi nasıl karanlığa sürüklediği daha da netleşiyor. Hukuk devleti olmanın kolay olmadığını biliyoruz bilmesine de, sözde vatanperverlik adı altında bu ülke çok iyi pazarlanıyor. Bunların marifetleri arasında neler yok ki, sol paravan örgütler kurmak, ihalelerle cinayetler, darbe planları… Pandora kutusunun açılması demokratik hukuk devleti olma yolunda atılacak zemine büyük fırsat sunabilirdi, fakat iddianamenin hazırlanış biçimi maalesef pekte buna işaret etmiyor. Susurluk ve Şemdinli’de açığa çıkan ve ardından örtbas edilen olaylar gibi olabilme ihtimali ağırlık kazanırken; ancak şimdiye kadar Ergenekon’un Kürdistan’da yaptığı katliamlar boyutuna dokunulmaması düşündürücüdür. Binlerce siyasetçi, işadamı, gazeteci ve aydını kimlerin, nasıl katlettiği açığa çıkarılıp failler tutuklanıp yargılanmayacaksa Ergenekon denilen ırkçı cinayet şebekesinin sadece iktidarı rahatsız eden kolunun etkisiz hale getirilmeye çalışıldığı görülüyor.

İddianamenin açıklanması ve kabulünde Ordu, MİT ve Parlamento’nun aklanması, sistemin kendini yeniden restore etmek istediğini göstermektedir. Adlarını tek tek saymaya gerek yok, iddianamede özel savaş ekibinin yer almaması iktidar ve Ergenekon’un farklı bir uzlaşma yoluna gireceğini gösteriyor.

Soğuk savaş sürecinde Sovyetlere karşı kurulan cinayet şebekelerinin zamanla palazlanarak derin devlet olma gücüne ulaşmış. Kitlelerin milli duygularına hitap etmek için iki binli yıllardan sonra sözde anti Amerikancı bir renkle deli saçması, bol bayraklı yürüyüşlerin organize edilmesi, Amerika’nın da dikkatlerinden kaçmamış olsa gerek . Başbakan ve dönemin paşalarından Hilmi Özkök’ün öldürülmek istenmesi ve Amerika’nın planı dışında Türk markalı bir darbe hazırlığına girmeleri, NATO’nun operasyona yeşil ışık yakması anlamına gelmektedir. NATO’nun ve uluslararası sermayenin desteğiyle iktidara gelen AKP’nin, Nazi paradigmalı Ergenekon gibi bir örgütün hedefi olmasına izin verilmedi. Kötüler arası seçim yapmak zorunda kalınırken, elbette cinayet şebekesinin deşifre edilip yargılanması tarihi bir fırsattır. Bu güçler çatışmasında Ergenekon’un iktidara düşmanlık yapmaktan vazgeçmesi ve AKP’nin de kapatılmaması karşılığında olabilme ihtimali ağırlık kazanıyor.

 

Durumun böyle olması Kürt halkının esareti açısından bir şey değiştirmeyecek. Bu anlamda koşullar ne olursa olsun, hiçbir şey Kürt halkının siyasal ve kültürel haklarının önünde tutulamaz. Kürt sorunu çözüme ulaşmaksızın demokratikleşecek bir Türkiye beklentisi, Kürdü oyalama taktiğidir. Mevcut Türkiye’nin kültürel düzeyinin demokratik bir düzen yaratmaya elverişli olmadığını bilmek için güçlü bir analist olmaya gerek yok.

Uygarlık ve demokrasiyi yaratan toplumların devrim gelenekleri var, mihenk taşları felsefeciler, bilim insanları ve buna uygun eğitim sistemleri var. Fransa’yı Voltaire ve Rousseau’nun toplumsal ve siyasal düşünceleri aydınlatmadı mı? Oysa biz çeteler, darbeler geleneğiyle öğünen bir ülkeden söz ediyoruz. Bu ülkenin Voltaireleri, Rousseauları, Hegelleri, Sartreları hiç olmadı ve hâlâ yapılan anketler toplumun yüzde yetmiş dördünün şeriat istediğini gösteriyor. Hâlâ HAK kavramının bilincinde olmayan, kendisine hak gördüğünü anadilinde konuşma ve rüya görme hakkını şiddetle kısıtlayan zihniyetin, demokratik bir ülke yaratmasının mümkün olmadığını biliyorsak, gelecek için güçlü bir beraberlik kendisini fazlasıyla dayatıyor.



  
Aydın Dere
dere@bluewin.ch




Bu köşe yazısı 4846 defa okundu. Toplam 475 kelime

Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa


[ Geri Dön: Aydın Dere ] - [ Yazarlar İndeksi ]

Kurdistan-Post Haber Portalı © 2004-2008 Tüm hakları saklıdır.
Sitemizde kullanılan haber ve resimler kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.