Musa Anter
KERKÜK KAN AĞLIYORMUŞ
Musa Anter
Yaşar Kaya
Kürtler tükeniyor!
Yaşar Kaya
İsmail Beşikçi
“İyi, Doğru, Güzel” Hakkında…
İsmail Beşikçi
Hasan Bildirici
Balon erken patladı
Hasan Bildirici
Aydın Dere
Nazi teşkilatı ve oyalama taktikleri
Aydın Dere
         
.:  Anasayfa |  Yazarlar |  Arşiv |  İletişim |  Künye |  Ana Sayfam Yap |  Sitene Ekle  :.

   ANASAYFA
   GÜNCEL
   SİYASET
   KÜRDİSTAN
   DÜNYA
   KADIN
   YAŞAM
   KÜLTÜR-SANAT
   EKONOMİ
   TEKNOLOJİ
   SPOR
   MİZAH
   KURDÎ
   MEDYADAN
   OKUR KÖŞESİ

Çiroken Klasik



www.kurdistan-post.org
Üye(ler) Çevrimiçi: 0
Misafir(ler) Çevrimiçi: 66

Lütfen buradan kayıt yaptırınız. Kayıtlı olmanız halinde sitenin tüm bölümlerini kullanabilirsiniz.
 
 


Çekik Gözler Cin Kürtler
Hüseyin Turhallı
Hüseyin Turhallı

Tarih: 16 Temmuz 2008 Çarşamba


Yeryüzünü istila eden Yecüc-Mecüc’ün Süleyman Peygamberin emrindeki cinlerin eliyle demirden yapılı Kaf dağının arkasına kilitlediği söylenir. Arap tarihçilere göre çekik gözlü bu kavim Türklerdir. Bazılarına göre ise Kürtler de cin soyundan gelmişlerdir.

Türk Tarihçiler ise kılıçlarıyla dünyaya boyun eğdiren Kayı boyu savaş hilesi ile düşmanlarına yenilince yetişkin erkekler öldürülür, kadın ve çocuklar da esir edilir. Esirler bir gece gizliden kaçarak dağlarla çevrili Ergenekon’a sığınır. 400 yıl orada kalır ve çoğalırlar. Dağı eriterek 21 Mart günü oradan çıkar ve dünyayı tekrardan fethederler. (Göktürkler 542-745)

Büyük bir olasılıkla Kaf dağı ve Yecüc-Mecüc hikayeleri akıncı Xwin (Hun) imparatorluğu gibi Türk kavimlerinin komşu halkların bilinç altına ektiği korkuyu, Ergenekon Destanı da Türk toplumunun bilinç altına yerleşen fethetme arzusunu anlatmaktadır. Bu nedenle Ergenekon olayını sırf yargısal ve politik açılardan ele almak yetmiyor. Tarihsel, sosyolojik, psiko-kültür açıdan da bakmak gerekiyor.

Çağdışı Sistemlerin Dramı

Uzayın bir boşluk, gökcisimlerinin de bu boşlukta dönen varlıklar olduğunu kabul ederiz. Oysa ki milyarlarca ışık yılı genişliğindeki uzayda bir milimetrekarelik bir boşluk dahi yoktur. Atomaltı parçacıklardan galaksilere kadar her şey belli bir ilişki düzeni içinde varlığını sürdürür. İlişki enerji alışverişidir. Enerji hareketi, hareket de yeni ilişki biçimlerini yaratır.

Elindeki taşı avına atarak araç kullanımına başlayan insan, maddeye kendi enerjisini yükleyerek bedensel hacminin dışına taştığı için kendisini yeni bir biçimde var etmiştir. Hareket eklemlidir ve her yeni hareket yeni bir araca gereksinim duyar. Araç ve hareketlerdeki bu değişim, insanların hem ruhsal ve hem de maddi yaşamını değiştirmiştir. Karasabandan traktör kullanımına, kalemden matbaaya geçiş gibi. Bu, insanın büyüme hikayesidir.

Enerjiyi kontrol edilebilir hale getiren günümüz insanı, yeryüzüne sığmayacak bir büyüklüğe ulaşmıştır. Sosyal ve siyasal sınırları devletler değil, yerküreye sığmayan bilgi çağının büyüyen insanı yıkmıştır. Bu mülti-kültür (çoklu kültürlü) insandır. Mülti-Kültür insanın ülkesi de küresel dünyadır.

Meta, bilgi ve insan akışkanlığındaki yoğunluk, yerkürede yeni bir ilişki düzenini yaratmıştır. Toplumlar tarihindeki her geçiş sürecinde olduğu gibi post-modern sürece geçiş de sancılı olmaktadır. Aslında Sosyalist rejimlerin dağılması ve yeniden düzenlenmeleri ile kaotik sürecin birinci aşaması tamamlanmıştır. Ortadoğu’da da aşılma sürecine geçilmiştir.

Asırlarla ifade edilen devlet geleneği ve kültürüne sahip olan devletinin asıl sahipleri direnme halinde küresel gelişmenin yaratacağı yıkımı görmüş ve kabullenmişlerdir. Enver Hocacı Yalçın Küçük ve Doğu Perinçek benzeri ulusalcı fosillerin temizlenmesi bu kabulün uygulamalarıdır. Aptal generaller birer piyon, yetenek fukarası Baykal da bir zaman sonra parçalanacak olan vitrinin Pinokyo’sudur.

Pusulasız Kürtler

Küreselleşen dünyada baş döndürücü gelişmeleri mekansızlık içinde şaşkınlıkla izleyen Kürt siyaseti okyanusta dev dalgalara yakalanan pusulasız gemi misali sığıntı liman aramaktadır. Kemalizm, Demokratik Cumhuriyet türü söylemler de S.O.S sinyalleridir. Daha da ötesi pusulaya bakıp yönünü belirleyeceğine “Bu dalgalar, Amerikan, İngiliz, İsrail oyunlarıdır. İktidar çatışmasıdır. AKP’nin rövanş hamlesidir.” biçiminde söylemler geliştirmektedir. Bu da Kuzey Kürt siyasetinin küresel yeni düzenlenişten habersiz olduğunu göstermektedir.

a-Küresel dünyanın dışarısı kalmamıştır. Türkiye’de yaşanmakta olan sorunlar da küresel dünyanın bir iç sorundur. Hiç kuşkusuz ABD, İngiltere, İsrail, Rusya ve Çin de bu işin içindedir. Kuzey ve Güneyi ile Kürtler de bu denklemde bir faktördür

b- Hareketin kendisi risktir. Mata, bilgi ve insan akışkanlığındaki yoğun hareket, canlı yaşamını tehdit eden kirlilik ve güvenlik sorunlarını yaratmıştır. Küresel sistem de bunun için devasa sorunları yerele havale etmiştir. Küresel aktörlerin kendileriyle uyumlu yerel yönetimleri tesis etmekteki ısrarı da bundandır. Güvenliğin yerelden sağlanması ilkesinin sonucu olarak Küresel dünya Kürtlere muhtaçtır. İç geriliğe ve komşu saldırılarına rağmen Güney Kürdistan’ın büyüyerek varlığını sürdürmesi, Güney siyasetinin bu denklemi çözmüş olduğunu gösteriyor. Küresel sisteme karşı duruşu marifet sanan siyasetler ise düşmanlarının kendileriyle kedi-fare oyununu oynadıklarını anlama yeteneğini gösterememişlerdir.

c- Enerji ve ham madde kaynakları uzun süre insanlığın ihtiyacını karşılayacak bir seviyede değildir. Enerji ve ham madde kaynaklarının bencilce ve irrasyonel kullanımına bunun için müsamaha gösterilmemektedir. Savaş, insan ve enerji kaynaklarını tükettiği gibi mal, hizmet ve bilgi akışının önünde de set oluşturmaktadır. Bu nedenle de küresel sisteme barikat oluşturan savaş ve kapalı sistemler tepkiyle karşılanmaktadırlar. PKK’nin yürütmekte olduğu savaşın, Kürt halkının yararına olmadığı biçimindeki sav, bu nedenle doğrudur.

Nükleer güçlerine rağmen Çin ve Kuzey Kore de bunun için küresel dünyaya açılmıştır. Kapalılıkta ısrar eden İran ve benzeri kapalı otonom örgütler de her halükarda dağıtılacaktır.

Sonuç olarak Türkiye’de yürütülmekte olan Ergenekon operasyonu hem küresel dünyanın ve hem de Türkiye’nin iç operasyondur. Bu, eskinin yıkılması yeninin de inşası demektir. Yeni inşa edilirken eskiden ıstırap olmuş Kürtler de bu denklemde kendilerine düşen rolü icra etmek zorundadırlar. “Ergenekona karşı atıl kalmak, Kürtleri gelişmelerin dışında tutmaktır. Çıkar ilişkilerine dayanan dünyamızda rolünü oynamayan Kürtlere hiç kimse ulufe dağıtmayacaktır. Pusula, yok edilme sürecine alınan Ergenekonu değil, uygar dünyayı işaret etmektedir.

Bilincim ve bilinç altım bana, Kürtlerin Ergenekon çetesi karşısında atıl kalmamasını öğütlüyor. Kim bilebilir!? Belki de Tanrı, küresel dünyanın başına bela kesilmiş Ergenekon çetesinin, demirden kapıların arkasına kilitleme görevini yine cin soyundan gelen Kürtlere vermiştir!



  
Hüseyin Turhallı
azina2004@hotmail.com




Bu köşe yazısı 1710 defa okundu. Toplam 781 kelime

Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa


[ Geri Dön: Hüseyin Turhallı ] - [ Yazarlar İndeksi ]

Kurdistan-Post Haber Portalı © 2004-2008 Tüm hakları saklıdır.
Sitemizde kullanılan haber ve resimler kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.