Musa Anter
KERKÜK KAN AĞLIYORMUŞ
Musa Anter
Yaşar Kaya
Kürt raporu
Yaşar Kaya
İsmail Beşikçi
“Büyük Felaket” mi, Soykırım mı?
İsmail Beşikçi
Hasan Bildirici
Beşikçi ve PKK
Hasan Bildirici
Aydın Dere
2008 geride kalırken
Aydın Dere
         
.:  Anasayfa |  Yazarlar |  Arşiv |  İletişim |  Künye |  Ana Sayfam Yap |  Sitene Ekle  :.

   ANASAYFA
   GÜNCEL
   SİYASET
   KÜRDİSTAN
   DÜNYA
   KADIN
   YAŞAM
   KÜLTÜR-SANAT
   EKONOMİ
   TEKNOLOJİ
   SPOR
   MİZAH
   KURDÎ
   MEDYADAN
   OKUR KÖŞESİ

Çiroken Klasik



www.kurdistan-post.org
Üye(ler) Çevrimiçi: 0
Misafir(ler) Çevrimiçi: 90

Lütfen buradan kayıt yaptırınız. Kayıtlı olmanız halinde sitenin tüm bölümlerini kullanabilirsiniz.
 
 


Gerillanın kahraman direnişi
Mehmed Alî Husêdin
Mehmed Alî Husêdin

Tarih: 25 Şubat 2008 Pazartesi


PKK’nin Türk ordusuna karşı, Kürd’ün tarihini, bugününü ve yarınını yaşatarak sergilediği direniş ve Türklere yaşattığı yenilgi, her birimizin göğsünü kabartıyor. Işin doğrusu hiçbirimizin beklemediği bir direniş oldu bu ve Dr Bahoz Erdal’dan gelen açıklamalara bakılırsa gerilla, kendi savaşım metodunun üstünde bir başarı sergileyip çatıştığı güçleri önüne katıp topraktan süpürmeye başlamış.

Şimdi artık savaşın sonuçları da elimize gelmeye başladı ve Türk ordusunun Kürd gerillası karşısında açıktan kırıma uğradığını okuyoruz.

Süren sıcak ortamda, haberler güzel de geliyorken, gelin isterseniz olayların serinkanlı bir analizini yapmaya çalışalım.

Bu işgal harekatının sebebinin ve zamanlamasının Türkler açısından içeride bir, dışarıda bir toplam iki sebep olduğuna inanıyorum.

Abdullah Gül’ün, dünyada sadece Türklerde, Araplarda ve Farslarda mesele olacak bir konuyu, kadınların başlarına ‘ne giysi giymeleri gerektiği’ meselesini, o türbanı Kürd gerillasının kanına bulayarak işgal savaşının başladığı gece onayladığını gördünüz. Öncelikle bunu Türk islamcılarının münafıklık hanesine not etmek gerekir. DTP bunu propagandasında en iyi şekilde kullanmak üzere not etmelidir. DTP’nin seçimde kilit propagandası Kürd kanına bulanmış Türk İslamı olmalıdır. Bu, bahsettiğim sebeplerin ilkidir, Türk içişlerine, Ordu – İslamcı uzlaşmasına dair olanıdır.

İkinci sebep ise, Kürd savaşçılarının Türkleri Kürdistan dağlarında uğrattıkları hezimetle önemini yitirmişse de yazıya geçirmekte ve paylaşmakta fayda olduğuna inanıyorum.

Türk askerinin bu işgal harekatını 18 Şubat tarihinde başlatmak istediği ve bu isteğini, 16 Şubat’ta Mesud Barzani ve Celal Talabani’ye ilettiğini hep beraber okuduk. Mesud Barzani’nin bunu net bir şekilde reddettiği de yine yazıldı. 18 Şubat’ın önemi 17 Şubat’ın bir gün sonrası olmasıdır.

17 Şubat 2008, önceden duyurulmuştu, Kosova’nın bağımsızlığını ilan edeceği tarih olarak seçilmişti. Türk Devletinin G. Kürdistan sınırlarına alenen tecavüz ediş tarihi olarak 18 Şubat’ı, Kosova’nın bağımsızlığının ertesi gününü seçmesi ve bunun için bastırması, olayları bir kere global çerçevede algılamaya başlayınca elbette tesadüf değil. Türk Devleti’nin bu operasyonla en büyük hedefi Kürdlerin bağımsızlık hayallerini yok etmekti.

Biz de not edelim ki, gerillanın direnişi ve G. Kürdistan Devlet Başkanı Kek Mesud Barzani’nin bu direnişe verdiği siyasi destekle Kürdistan hayali toprağa gömülmek bir tarafa bayraklaşıp göndere çekilmiştir. Kürd milletinin Türk tanklarını garnizonlarına, ileri uç karakollarının içlerine nasıl hapsettikleri ise bir ulusun doğuşu olarak kayıtlara geçsin.

Bu haliyle ‘Kürdistan Hayali’ yıkılmak bir tarafa ete kemiğe bürünmüştür.

Şu aşamada dikkatlerinizi, gelecek haftaki gündemimiz olacak bir konuya, David L. Philips isimli Amerikalının hazırladığı Kuzey Kürdistan raporuna çekmek istiyorum. Bu rapor ne yazık ki Kuzey Kürdlerinde hak ettiği ilgiyi görememiş, doğru dürüst bir çevirisi bile yapılmamıştır. Oysa uygulamada olan ve Türklerin tüm hamlelerini ona gore yaptığı önemde bir rapordur.

Birkaç ay öncesinden başlayan bir yıllık bir süre Türk Devleti’ne bu raporda kendisine dikte edilenleri uygulamak üzere verilmiştir. Türk devleti, daha once Kürdistan Post’ta değindiğimiz bu planı, tekrarlayalım, uygulamaya mecburdur. Tayyip Erdoğan’ın bahsettiği ‘açılım’ bu raporda yazılan ve ellerine tutuşturulan başlıklardır ve tekrarlayalım ki Kürdistani açılımlardır. Bu yönüyle alelacele Amerikan ve İsrail düşmanlığı geliştirmeyelim ve serinkanlı bir şekilde siyasi gücümüzü bu isimler nezdinde nasıl arttıracağımızı düşünelim.

Yazıyı bitirirken, Enis Berberoğlu’ isimli Derin Türk Devleti’nin yüzey adamına dokunduralım. 23 Şubat tarihli ‘Kürdistan hayali buraya kadardı’ başlıklı yazısında şöyle yazmıştı:

Türkiye'de ezici çoğunluk, Kuzey Irak'ı Kürdistan olarak görüyor. ABD'nin Kürtleri himayesinden dolayı dokunulmaz ve girilemez sayıyordu. İşte dün Türkiye, bu korkuyu yendi ve bazılarının Kürdistan hevesini kursağında bıraktı.”

Biz de Enis’e şöyle not edelim: David Philips’e yazdırılan planı Kürd gerillasına karşı kazanılmış bir askeri zaferin üstüne uygulayacaktınız.

Şimdi bir yenilginin üstüne uygulayacaksınız.

Hevesiniz kursağınızda kaldı, hayalimiz diri.

Eline sağlık gerilla.

PS. Türk Devleti’nin verdiği tavizse elbette Kosova’yı ilk tanıyan devletlerden biri olmasıdır. Türk Devleti Kosova’yı tanımanın bedelini Kürdistan’la ödeyecektir.



  
Mehmed Alî Husêdin
mhusedin@yahoo.com




Bu köşe yazısı 2639 defa okundu. Toplam 662 kelime

Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa


[ Geri Dön: Mehmed Alî Husêdin ] - [ Yazarlar İndeksi ]

Kurdistan-Post Haber Portalı © 2004-2008 Tüm hakları saklıdır.
Sitemizde kullanılan haber ve resimler kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.