Musa Anter
KERKÜK KAN AĞLIYORMUŞ
Musa Anter
Yaşar Kaya
Kürt raporu
Yaşar Kaya
İsmail Beşikçi
“Büyük Felaket” mi, Soykırım mı?
İsmail Beşikçi
Hasan Bildirici
Beşikçi ve PKK
Hasan Bildirici
Aydın Dere
2008 geride kalırken
Aydın Dere
         
.:  Anasayfa |  Yazarlar |  Arşiv |  İletişim |  Künye |  Ana Sayfam Yap |  Sitene Ekle  :.

   ANASAYFA
   GÜNCEL
   SİYASET
   KÜRDİSTAN
   DÜNYA
   KADIN
   YAŞAM
   KÜLTÜR-SANAT
   EKONOMİ
   TEKNOLOJİ
   SPOR
   MİZAH
   KURDÎ
   MEDYADAN
   OKUR KÖŞESİ

Çiroken Klasik



www.kurdistan-post.org
Üye(ler) Çevrimiçi: 0
Misafir(ler) Çevrimiçi: 64

Lütfen buradan kayıt yaptırınız. Kayıtlı olmanız halinde sitenin tüm bölümlerini kullanabilirsiniz.
 
 


Türkler ve Kürtlerin kötü olma hakkı
Mehmed Alî Husêdin
Mehmed Alî Husêdin

Tarih: 11 Ocak 2008 Cuma


Bundan uzun yıllar önce, henüz bir lise öğrencisiyken, aynı okulun orta kısmında okuyan komşumuzun oğlu bir çocuk vardı. Ben o zamanlar okulun en güçlü öğrencisi değiildiysem bile, kesinlikle en korkulan öğrencisiydim. İnsanın ömrü boyunca geçirdiği metamorfozlar olur. En başlıca metamorfozumu yaşamadan öncesidir bu anlattığım.

Bir gün bu komşumuzun oğlu ağlayarak yanıma geldi. “Mehmet Ali abi, sarı beni dövdü” dedi. Sarı dediğinin kim olduğunu biliyordum. Tasdiknamesi hazır, tasdiknamesinde bir tek tarih eksik bir öğrenci olmama rağmen, bizden yaşça çok küçük olanların okuduğu o sınıfa gittim. Sarının, beni komşumuzun oğluyla görünce beti benzi attı. Kendisini döveceğimi sandı. O kavgacı halimde öğrendiğim tek birşey varsa, bir insanı korkutmanın onunla güreşmekten çok daha etkili olduğu; sınıfın ortasında, bahsettiğim komşumuzun oğluna bir daha biri dokunacak olursa’ diye kısa bir nutuk çektim. Hepsi bu.

Bu komşu oğlu dediğim, aklınıza cılız birşey gibi gelmesin. Kendi yaşıtlarının en cüsselisiydi. Büyüyünce de öyle oldu. Ama fazlası da olmuş, bunu daha sonra bana maille geçmişti, nereden bulduysa mail adresimi.

Bir başka anıya ve kişiye geçeyim. Amcamların komşusu bir aile vardı. Türk bir aileydiler. Sağcı bir aile. Dindarlıkla ilgisi olmayan, aslında politikayla da ilgisi olmayan, herhangi bir aile. Çepeçevre bizim akrabalarla kuşatılmış olduklarından, biz de dominant bir grup olduğumuzdan, daha çok bizimle ‘takılıyorlardı’. Kendi çevrelerindense, en azından o dönem için, biz çekici geliyorduk. İşte o zamanlar solcu olmaktı eğilim. Zannedersem kendi yakın çevremizde benden kaynaklı bir eğilimdi bu. Halkalar şeklinde çevreye sirayet ediyor bu tip şeyler. İşte bu ailenin benimle yaşıt oğlu o dönem Grup Yorum dinleyen bir devrimci oluvermişti. Çevreden gördüğü bu itibara ben şaşıyordum, çünkü elemanın öyle birşey olmakla ilgisi yoktu, ama işte solun Türk ahmaklığı her odundan bir devrimci çıkarma kabiliyetindedir. O da bir devrimci oluvermişti. Nereye kadar? Diyeyim: Afyona kadar! Ape Musa’nın, karakolda, müdürlüğünü yaptığı öğrenci yurdunda Kürdçe ıslık çalmaktan sorgulanması misali, iki Kürd gencinin Kürdçe şarkı söylemekten faşist Türklerden işkence gördüğü şehir...

Bu Türk ailenin benle yaşıt oğlu, hiçbir baltaya sap olamayıp uzun yıllar dersanelere tonla para sayıp hiçbir şey kıvıramayınca, en düşük puanla dahi olsa kim olsa ona kapısını açan Afyon Üniversitesi’nin bilmem ne bölümüne kayıt yapmış. Bunu, İskenderun’a tatile gittiğim bir zamanda öğrendim. Karşıma çıkıp utanmadan ve hatta gayet rahat biçimde Afyon Öğrenci Yurdu’nun (ülkücü) reisi olduğunu demişti. Hatta solcu ve Kürd öğrencileri dövdüklerini falan anlatmıştı.

Komşumuzun iri cüsseli korkak oğlu sonraları ben abisinin’ peşinden gidip okulun kabadayısı olmuş. Bunu kendisi demişti bana. Başka birşeyi de ben farkedip sormuştum; parmağındaki kurt başlı yüzük. Yüzüme bakıp: “Mehmet Ali abi, babam Kırşehirli annem Yozgatlı, benden ülkücüden başka birşey zaten olmaz” demişti. Okuduğumuz okulda zamanında kökünü kazıdığımız ülkücülüğü okula benim korkak komşu oğlu reis olarak getirmiş meğerse. İşte bu korkak, kendimi bile unuttuğum yıllar sonrasında bana bir mail göndermişti: hayatını anlatıyordu, küçüklüğünde ve o maili yazarken bana nasıl imrendiğinden bahsediyor, ama kendisinin Eskişehir Osmangazi Üniversitesi reisi olduğundan da bahsediyordu.

Takdir edersiniz ki bunları boş yere anlatmıyorum.

Bu her iki kişi de, bir tek benimle değil, ailemle ve bize gidip gelen yakınlarımızla şu ya da bu şekilde ahbaplık kurmuş ailelerin çocukları. Yani Kürdlüğümüz zaten açık kimliğimiz, ama o dönem kafa göz vererek, TV ve gazetelerde hedef gösterilerek sahip olduğumuz bir de sol devrimci kimliğimiz vardı. Bu, şundan önemli: farklı zeka düzeylerine sahip farklı sosyo-ekonomik gruplara ait iki ayrı insan bunlar. Ve her ikisi de okudukları okullarda herhangi bir rahatsızlık duymadan, Kürd ulusalcısı Kürd öğrencileri ve %80’i Kürd olan solcu öğrencileri satır - bıçakla doğrayan, kuytuda yakalyıp işkenceden geçiren insanlar oldular. İşte Afyon’da olan olayda Kürdistan Post sayfalarında işkenceden harap olmuş resimlerini gördüğümüz iki Kürd gencini o hale getirenler, bahsettiğim türde insanlar.

Kürdistan Post’ta yazdığım yazılardan birine bir Türk okur, Xrant Dink’in eşinin “Bebeklerden katil yaratan sistem” tabirini kullanarak Türkleri toptan suçlamamamı istemişti. Oysa ben farklı soruyorum: bir Kürd’ün Kürd olması neden Türklerin %95’ini bu kadar rahatsız ediyor ve geri kalan %5 nasıl bu kadar çabuk Kürd kesen katil bıçağa dönüşebiliyor? Ve neden Kürdlerden halen insanlık bekleniyor?

Salih Erol geçen yazılarından birinde, mealen diyecek olursak, Kürdlerin kötü olmamaları gerektiğini yazmıştı. Çok uzun düşündüm bunun üzerine. Sevgili Salih’in düşüncesine karşı kendi fikrim şudur: iyi ve kötünün sağlıklı dengesi %50 - %50’dir. İyi olmak, terazi dengesini %49 - %51 dengesine oturtmaktır.

Bugünlere değin kullanmadığımız ‘kötüye’ ait yarıyı kullanıma sokmadığımız müddetçe iyi değil salak oluruz. Bu kadar çok acı içinde yaşayan bir toplumun %51 iyi değil, %51 kötü olması gerekir. Ya o bıçağı elimize alırız ve kullanırız, ya da o bıçağın keskin metal soğuğunu başkasının elinden boğazımızda hissetmeye devam ederiz.

En sevdiğim sözlerden biriyle bitireyim: Güce sahip olunuz, çünkü güç yapmak istediğiniz iyilikleri yapma imkanını verecektir.

Not: Sevgili arkadaşım Sivas Kürdlerinden Metin Göktepe’yi ölüm yıldönümünde rahmetle anarım.



  
Mehmed Alî Husêdin
mhusedin@yahoo.com




Bu köşe yazısı 787 defa okundu. Toplam 885 kelime

Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa


[ Geri Dön: Mehmed Alî Husêdin ] - [ Yazarlar İndeksi ]

Kurdistan-Post Haber Portalı © 2004-2008 Tüm hakları saklıdır.
Sitemizde kullanılan haber ve resimler kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.