Nefretli ya da nefretsiz kınayanlar. Ali E. Karakaş
Tarih: 1 Nisan 2008 Salı
Diyarbakır'da hayatını yitirenlerin, kimlik bilgilerini ayırmaksızın, ölenlere rahmet. Ailelerine başsağlığı diliyorum. İnsanın insana şidetiyle yaşanan acının, son bulmasını dilerim. Bitsin bu acı. Diyarbakır'da meydana gelen patlamayla, iki farklı tarz da, kınama görüntüsü gözüktü. İki ayrı etnik kimliğe aid farklılık. Kınıyanlar ki bunlar kürt siyasetcileri. Ötekide 'Nefretle kınayan' ilaveli türk etnisine dahillerin. Bu tırajedi bile iki 'farklı anlam içeren' dil. İşin bütün ince marangozluğu bu raflarda. Kürt meselesi farklı raflarda saklı dosyalarda duruyor. Aynı ülkeye zorunlu aidlik duygusu her dosyada karşılaşıyor. Kim bunlar? Nefretliler ve nefretsizler. Kürt siyasetcilerin dilinde nefret ifadesi yok. Sık ara öldürülen gerilla, ya da sivil kürtlere yapılan saldırıları kınadıklarında, söycük ifadelerinde, 'nefretle kınamak kavramı' yok. Ama karşı taraf, hep 'nefretli'. Türkün iki sözü var ki, hangi olay olursa olsun, nefret ve de taş yoktur. Bir acıyı, sade hissederek, onun bir daha gerçekleşmemesi için insani arayış olmalı. Çünkü huzur, gerçeğin yakınında. Gerçek ise 'onurlu çözümle' gelir. Er ya da geç, Türklerde 'nefretsiz' kınamayı öğrenecekler. Ya da Kürler onlar gibi, nefret ederek, kınamayı öğrenecekler. İki fark neden hep sabitir, sormak gerekmiyor mu? Türk neden hep nefret edendir? Acaba kürtler neden kendi acılarını nefretle dillendiremiyorlar? Bu durumda karşıtlar olgunlaşmış sayılır mı? Ölüme aynı duyguyla bakamıyanlar, acıdan nasıl vaz geçebilir? Sizce kim kimden nefretle söz etmeli?
Ali E. Karakaş ali-karakas@hotmail.com
Bu köşe yazısı 1199 defa okundu. Toplam 210 kelime
[ Geri Dön: Ali E. Karakaş ] - [ Yazarlar İndeksi ]
|