Hemen baştan söyleyelim.Türkiye Cumhuriyeti’nin demokratikleşmesinden çıkarı olan tüm sınıf ve katmanların “Kürt korkusu”nu aşmaları önem taşıyor.
Demokratikleşmenin önündeki en büyük engel, toplumu militarize etmeye yarayan “Kürt korkusudur.” Bu korku on yıllardır Kürtlere uygulanan şiddete dönüşmüştür. Kürt halkı şiddetin her türüne tanıktır. Adli ve polisiye şiddet türleri iç içe geçirilerek Kürtlere uygulandı.. Kürtlerin “hayallerinden” korkanlar, adil olmayan hukuk düzenlerine karşı, yeni ve adil düzenleri çıkarmaya çalışan Kürt Halkına pervasizce saldırıyorlar. İşte demokrasiyi sakatlayan durum budur. Bu nedenle militarist egemenlik koşullarında Kürt sorunu çözülemez diyoruz....
Bir an için savaş şu ya da bu şekilde sona erse bile, Karanlık güçlerin sivil halka ve demokrasi güçlerine karşı yürüttüğü savaş kendiliğinden son bulmayacaktır. Çünkü bu karanlık odaklar için temel mesele, sivil Kürt halkının ulusal uyanışını, demokratik birliğini, politik örgütlülüğünü, medyasını ve toplum biçiminde yerel yönetimlerde kazandığı konumlarını yıkmaktır. Yani Kürtlerin hayallerini kırmaktır...
Çünkü bu güçlerin adil olmayan hukuk sistemine alternatif olan Kürtlerin hayalleridir ve demokrasi güçleriyle birlikte yaratmaya çalıştıkları demokratik hukuk düzenidir.
Daha da önemlisi Gizli Güçler, Kürtlerin nüfus artışı ile ortaya çıkan “tehlikeyi”, yani Kürtlerin yalnız kendi coğrafyalarında değil, gelecekte tüm Türkiye’de çoğunluk nüfus haline geleceği gerçeğini hesaba katmaktadır ve bundan korkmaktadır. Bu çevreler bunu açık biçimde dile getirdiler “Kürtlerin 2025 tarihinde Türklerle eşit hale geleceğini, bu durumun Türkiye’nin demografik yapısını hızla bozduğunu”
Bu nedenle savaşı durdurmanın da, Kürt sorununda demokratik bir çözüm elde etmenin de ön koşulu, gizli acık şiddet dayalı gücü dağıtmak, Kürt halkına ve demokrasi güçlerine karşı yürütülen savaşa son vermek demokratik talepleri yasal güvenceye bağlamaktan geçer.Tek çözüm yolu budur. Bu, Türk ve Kürt demokratik güçleri için stratejik bir meseledir ve bu konuda uluslararası demokrasi güçlerinin desteğini kazanmak yaşamsal bir önem taşıyor. Şu sıralar Kürt sorunu ile ilgili her kim konuşursa “çözüm” hakkında konuştuğunu sanıyor. Bu da kafaları karıştırıyor, diyalog olanaklarını daraltıyor.
Onun için diyoruz ki: Çözüm başka şey, savaşa son vermek başka şey! Kürt sorunu çözülmemiş bir sorundur ve bu çözülmemişliğin sonuçlarından birisi de silahlı çatışmalardır, savaşlardır. O nedenle Kürt sorununda çözüm ile savaşı sona erdirme arasında bir eşitlik yok. Şimdi sihirli bir el ansızın savaşı sona erdirse ne olur? Kürt sorunu çözülmüş mü olur? Hayır! Yalnızca ve yalnızca savaş sona ermiş olur. Kuşkusuz bu önemli bir adımdır. Ama Kürt sorunun çözümü değildir.
Biz şunu savunuyoruz: Önkoşulsuz diyalog, hiyerarşisiz masa. ültimatomsuz müzakere!... Şimdi bunun tam zamanıdır.
İlk söylemek istediğim tez bu:
Kürt sorununda çözüm başka şey, Kürt sorununu savaşla çözmek başka şeydir.
Kürt sorununda çözüm isteyen Kürtleri askeri şiddet yoluyla mı bastıracaklar, yoksa onlara Kürt sorununda çözüm için silahsız mücadele yolunu tastamam ve eksiksiz mi açacaklar? Mesele bu kadar basittir. Bugün gündemde olan ve artık Türkiye’nin karar vermesi gereken de bu yöntemlerden hangisinin tercih edileceğidir.
Yukarıdaki talepleri yerine getiren bir devlet, Kürtlere şunu demiş olacaktır: Buyurun amaçlarınıza silahla değil, silahsız yoldan ulaşmak için çalışın...
Hepsi bu kadar mı? Kuşkusuz değil. Eğer devlet Kürtlere yukarıdaki taleplerle sınırlı bir silahsız yol önerirse, bunun demokratik bir temele kavuşturulması gerekir.
Bu temel nedir?
Bu temel, Kürt sorununda silahsız ve yasal yoldan her türlü çözümü sınırsız olarak ve özgürce savunma hakkının tanınması. Varolan Anayasa’ da, yasalarda köklü bir değişiklik demek. “Genel af”la , “Demokratik Cumhuriyet’ e doğru” büyük bir adım atılmış olacaktır. Eksiksiz örgütlenme özgürlüğü. Parlamento çalışmalarına katılmanın önündeki tüm engellerin kaldırılması, DTP’ye uygulanan “linç politikasından” vazgeçmedir ... Şiddetsiz çözüme giden yol buradan geçmektedir.
Demek ki, şiddetsiz çözüm için:
Birincisi, acil önlemlerdir: (Karşılıklı ateşkes, devletin tarihsel hatalarının otokritiği anlamında “genel af”, en önemlisi “askeri bir mantıkla” Kürt sorununa bakmaktan kurulmaktır...) O zaman en yetkili ağızların söylediği “insanlığın değer verdiği değerlerden biri insan hakları, ikincisi demokrasi, üçüncüsü özgürlük, dördüncüsü barış... biz bu değerleri terörle mücadelede elimizden çakırdık” sözler anlam kazanır.
İkincisi, köklü demokratik önlemlerdir. Bu da Kürt sorununda Kürtlerin her hangi bir çözüm biçimini özgürce seçmelerinin önündeki her türlü yasal engellerin kaldırılmasından ibarettir.
İkinci tezimiz ise:
Bütün bu adımlar atıldıktan sonradır ki, geriye Kürt sorununda demokratik, adil, eşit haklı çözüm uğrundaki mücadeleyi silahsız ve yasal yoldan sürdürmek kalır. Bu çözüm ise, kültürel haklardan, demokratik özerkliğe, federasyondan, konfederasyona ve hiç istemediği ayrılmaya kadar uzanan bir yelpazeyi kapsar. Kürtler bu çözümlerden birini seçme özgürlüğüne sahip oldukları zaman, Türkiye’ye demokrasi gelmiş olacak, Türklerle Kürtlerin kardeşleşmesini hiç bir güç, yıkamayacaktır. Kürt sorunun çözümü böyle sağlanmış olacaktır.
Deniyor ki, “devlet Kürt sorununda bütün seçenekleri özgürce benimsemeye izin verirse bunun sonu devletin bölünmesine varır.”
Kürtler şu anda ne denli “birlik ve beraberlikten” söz ederse etsin, onlara neden güvenelim? Deniliyor.
Evet ortada bir güven sorunu olduğu açıktır. İşte buna benzer nedenlerdendir ki bir diyalog ortamı olmadan, bütün ön yargılar giderilmeden, herkesin değişik konulardaki (özellikle tarihi konulardaki ) düşüncesini açıkça söyleme ortamını bulmadan v.b. güvensizlik ortamı yok olmaz
Üçüncü tez:
“Kürt Sorunu” demokratik yollarla çözmenin tek yol olduğunu söylüyor ve henüz böyle bir seçeneğin olmadığının altını çiziyoruz. Bu seçeneğin oluşması için bütün olanaklarıyla mücadele ediyor, barıştan, adalete, insan haklarından ve demokrasiden yana olanları bu mücadeleye çağırıyoruz. Çözüm için en gerçekçi yolun “Demokratik Özerklik” olduğuna inanıyoruz. Kimseyi dışlamadan ve Kürt sorunun çözümü için hiç bir düşünceyi küçümsemeden tartışmaya hazırız. Böylesi bir konseptin doğması için bize düşen her şeyi yapmaya hazırız. “Demokratik Özerklik” içinde, ilk adım olaraktan şunları söylüyoruz:
- Silahlar susmalıdır, savaş durmalıdır, barış sağlanmalıdır..