Musa Anter
KERKÜK KAN AĞLIYORMUŞ
Musa Anter
Yaşar Kaya
Kürt raporu
Yaşar Kaya
İsmail Beşikçi
“Büyük Felaket” mi, Soykırım mı?
İsmail Beşikçi
Hasan Bildirici
Beşikçi ve PKK
Hasan Bildirici
Aydın Dere
2008 geride kalırken
Aydın Dere
         
.:  Anasayfa |  Yazarlar |  Arşiv |  İletişim |  Künye |  Ana Sayfam Yap |  Sitene Ekle  :.

   ANASAYFA
   GÜNCEL
   SİYASET
   KÜRDİSTAN
   DÜNYA
   KADIN
   YAŞAM
   KÜLTÜR-SANAT
   EKONOMİ
   TEKNOLOJİ
   SPOR
   MİZAH
   KURDÎ
   MEDYADAN
   OKUR KÖŞESİ

Çiroken Klasik



www.kurdistan-post.org
Üye(ler) Çevrimiçi: 0
Misafir(ler) Çevrimiçi: 71

Lütfen buradan kayıt yaptırınız. Kayıtlı olmanız halinde sitenin tüm bölümlerini kullanabilirsiniz.
 
 


“1 MİLYON KÜRD BRÜKSEL’E!”
Mehmed Alî Husêdin
Mehmed Alî Husêdin

Tarih: 28 Ekim 2007 Pazar


Hemen tüm Kürd insanları tek yürek bir tek şeye sevinmekteyiz bu aralar: acaba gerçekten birlik sağlanacak mı? Acaba gerçekten tüm Kürd örgütleri biraraya gelecek mi?

Üzerine titrenilen ve Kürdleri aynı cepheye sokuşturan Güney Kürdistan’daki kazanımlarımız; o kazanımlara yönelik Türk tehdidi. “Türkler saldırır mı acaba?” diyoruz. “Türkler saldırırsa, bu çok tehlikeli savaş halinde, biraraya gelir mi acaba örgütlerimiz?” diyoruz, “Tek cephede savunuya geçerler mi tek bir komut altında?”, “Bir savunu olur ve bu savunu bir vatan savunmasına ve giderek bir İstiklal Harbi’ne dönüşür mü”, diye hevesleniyoruz. “Kürdlerin kurtuluş savaşı vakti geldi mi acaba?” diye olayları ele alıyoruz.

Oysa sürecin tüm kontrolü Türk devletinin elinde.

Neye, nerede, ne tepki vereceği belli insan ve gruplar olarak Türk’ün oyununa katkı sunmaktan öte şimdiye değin bir etkinliğimiz olmadı. Türkler, böylece, oyunlarına bizi figüran olarak katıyorlar.

Son üç dört aylık sürecin bize hiçbir katkısı olmadı değil. Örneğin daha bir sokulduk birbirimize veya Türk’ün yüzüne tek yürek özgürlüğü haykırabileceğimizi yaşadık. Hep beraber korktuk, hep beraber heveslendik, umutlandık, vs. Ama olayların kontrolünü elimize alamadık. Bu yönlü bir çaba içine girmedik. Daha çok, üstüne gelen ayıya tırmığın ucunu gösteren adamı oynadık şimdiye değin. Tırmıktan öte aletler kullanmamız gerekiyor oysa.

Farklı bir gözle inceleyebilirsek olan biteni, görürüz ki, önümüzde, kontrolünü kesinlikle elimize alabileceğimiz bir gelişmeler zinciri var.

Türklerin planı, Amerika’nın Ortadoğu’da sürdürdüğü kontrollü destabilizasyonu bozmak, işlerine gelecek biçimde bu destabilizasyon sürecini destabilize edip olayların akışını kontrolları altına almak. Bunun için ekstradan bir destabilizasyon yarattılar ve başarılı da oldular. Dışında tutuldukları denklemin bir anda göbeğine yerleştiler. Üç askerlerini öldürtüp, üçünü (kazara da olsa) esir verdirttiler ve hakları olmayan bir yaygara kopartıp tüm ipleri ellerine aldılar. Biz de, itiraf edelim, ellerimize tefleri aldık ve Türk’ün oyununa katkı sunduk.

Şimdiyse tek bir hamleyle tüm ipleri elimize alabiliriz.

Uzakdoğu dövüş sporlarına, kesin dikkatinizi çekmiştir, sanat denir; dövüş sanatları (Martial Arts). Bu sporların ortak özelliği, sporcunun kendi enerjisiyle hamle yapması değil de, kendisine saldıranın saldırı enerjisini onu yıkmada kullanmasıdır. Örneğin, rakibiniz tekmesini sallamışsa size, aynı zamanda kendi dengesini de bozmuş demektir. İşi biliyorsanız, yana çekilip ters açıdan şöyle bir dokunuverirsiniz ve bakarsınız ki hoop! rakibiniz ayaklarınızın altına serilmiş. Eskrimde de, benzer bir stratejinin uygulanmasıyla Batı Avrupa’da tüm savaş stratejileri yeniden ele alınmış, o dönem için felsefe alanı da dahil olmak üzere düşünsel ve kapsayıcı bir devrim yaşanmıştı. Türkler bugün bu aynı stratejiyi oynuyorlar: Amerika’nın bölgede kullandığı enerjiyi Amerika’ya karşı kullanıyorlar. Bizse, şimdi Türklerin eline geçmiş olan bu enerjiyi, dünyayı arkamıza almak ve Türkleri yapayalnız bırakmak ve halk grupları nezdinde Kürdler ve Kürdistan’ı gündemin en tepesine çıkarmak için kullanabiliriz.

Türkler şu anda, ne güçleri varsa, cümle alemi ve Kürdleri ürkütmeye seferber etmiş durumdalar. Örneğin, Brüksel’de üç beş serseri Türk gencini sokağa salmakla, güya, Avrupalıların başkentinde koparabilecekleri yaygara konusunda onları uyarmış oldular. Türk’ün maksimum tehdidi, hakikaten de bu sokak-serserisi-tehditlerinden ibarettir. Yaşlı kurt Avrupa’ysa, izleyip görün, bu tehdidin altında kalmayacaktır.

Kürdler açısından global ölçekte olaylara yaklaşımsa farklı olmalıdır.

Türkler şu anda oynadıkları oyuna öylesine bir enerji harcamaktadırlar ki, çok basit bir hamleyle, olayları kontrolümüz altına alıp, Türk’ü ayaklarımızın altına serebiliriz. Tıpkı uzakdoğu sporlarında olduğu gibi, tıpkı Yeniçağ Avrupası’nda tüm savaş stratejilerinin değişmesine sebep olan eskrimdeki “sana saldıranın enerjisini, onu yıkmada kullan” stratejisinde olduğu gibi.

PKK, Avrupa’da muazzam örgütlüdür. Adeta her batı Avrupa kasabasını örgütlemiştir. Buralarda, arı gibi çalışan ve kitleye ulaşmayı bilen tecrübeli bir kadro ağına sahiptir. Bugün PKK, (isim vermeden geçelim) tüm Kürd şahsiyetleri, her türden Kürd örgütlenmeleri ve kendi dışındaki siyasi Kürd yapılarıyla ortak hareket etme iradesini sergileyebilirse; “1 milyon Kürd Brüksel’e!” sloganıyla Avrupa tarihinin gördüğü en büyük barışçı kitle eylemini Avrupa’nın başkentinde kotarabiliriz. Bunun için tüm Kürdler; Kürdistan’daki ve Avrupa’daki tüm Kürdler seferber edilebilir. Hazırlık sürecinde, ulusal ruh samimiyetle propaganda edilirse, ister istemez gerçek bir Kürd birliği sağlanmış olur.

Bu kitleyi oraya taşımak için lazım olan; bir örgütün enerjisi değil, tüm Kürd örgütlerinin, şahsiyetlerinin ve kurumlarının ulusal birliğinin yaratacağı sinerjidir. Kürd ulusu, ancak ulusal bir çağrıya ulusal bir cevap verecektir. Dünya ise böylesi bir ulusal eyleme kayıtsız kalmayacaktır.

Tüm dünyanın dikkatleri Güney Kürdistan’a, ama dolayısıyla Kürdlerin üzerine çekilmişken, halen işgal altında olan 400 bin kilometrekare toprağımızla beraber Kürdistan haritasını ve Güney hariç beş kuruş hakkı tanınmayan 40 milyon Kürd nüfusu merkezine koyacağımız bir eylemle, dünyayı Kürdistan’da barış için hoplatabiliriz.

Hatta hoplatalım. Vaktidir. Kürdistan’ın özgürlüğü vaktidir. Dünya’nın Kürd milletinden haberdar olma, Kürdlerin dünyaya ulus olarak entegre olma vaktidir.

Öncülük görevi PKK’nindir. Partiden ulusa / devlete yükselme vakti değil midir?



  
Mehmed Alî Husêdin
mhusedin@yahoo.com




Bu köşe yazısı 1835 defa okundu. Toplam 862 kelime

Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa


[ Geri Dön: Mehmed Alî Husêdin ] - [ Yazarlar İndeksi ]

Kurdistan-Post Haber Portalı © 2004-2008 Tüm hakları saklıdır.
Sitemizde kullanılan haber ve resimler kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.