Sömürge imparatorlukları çözülmeden önce, Dünyadaki bağımsız devletler sınırlı sayıda idi ve bu devletler kendi silah ihtiyaçlarını kendileri karşılıyorlardı. Başka devletlerden silah alımı söz konusu değilken, ancak dost ve müttefikler arasında silah yardımlaşması olmaktaydı. Bu koşullarda, 20 yüzyılın başlarında dönemin bağımsız devletlerinden olan İran ve Türkiye’de (bölgesel emperyalist devletler) imparatorluk geleneklerinin devamı olacak nitelikte silah üretimine devam edilmiştir.
İran’da Silah sanayi
11. yüzyılda Selçuklu’larla başlayan süreç Moğol istilalarının etkisi geçtikten sonra, 1502’de Şah İsmail Safevi hanedanlığı olarak Fars egemenliğini İran’da yeniden tesis edilmiştir. Safevi hanedanlığı Afganların İsfahan’ı 1722’de ele geçirmeleri sonucu yıkılmasına rağmen, imparatorluk başka hanedanlar (Zend ve Kaçarlar) aracılığıyla 1. Dünya savaşı sonuna kadar devam ettirilmiştir. Kapitalizmin gelişmesi sonucu, İngiltere ve Fransa 1800’lerin başında bölgeyi kontrol etmek için rekabete girişmişlerdir. Ama bu mücadeleyi sürdüremeyen Fransızların yerini Ruslar almış ve İran’ın kuzeyinde Ruslar etkinlik sağlarken, güneyinde İngilizler bir etki alanı yaratmıştır. Rusya, Kaçar hanedanı şahların konumunu sağlama almak için 1879’da Tahran’da bir “Kazak Tugayı” kurulmuştur. Bundan böyle Kazak Tugayı Kaçar hanedanı ayakta tutan en önemli güç olmuş ve çıkan ayaklanmaları bastırmakta belirleyici bir rol oynamışlardır.
Kazak Tugayıyla başkent ülkenin kuzeyini kontrol altında tutan Şah, İngiltere’yede Güneyde “Güney İran Alayını”oluşturma olanağı tanıyarak Güneyi bu alayla kontrol altında tutmuştu. Bu alay zaman içinde Şah tarafından resmi jandarma gücü olarak tanınmıştı. İngiliz Rus rekabetini yarattığı denge İran’da Kaçar hanedanına Şahlığı sürdürme olanağı sağlamaktaydı. Ekim devriminden sonra bu yarıştan Rusya çekilince, 1. Dünya savaşının galibi olan İngiltere yalnız kalmıştı. Dolayısıyla, Kazak tugayının (bu arada Tugaydaki asker sayısı artarak bir tümen boyutuna ulaşmıştır) finansmanı ve kontrolu İngiltere’ye geçmişti. İngiltere Kazak tugayını 1919 ve 1920’de Kızıl orduya karşı da kullanmıştı. Bu arada, İran’da kontrol edilemeyen iç bölgelerde Alman destekli Türk çeteler (büyük bir ihtimalle Teşkilat-ı Mahsusa) bu bölgeyi Türkiye’ye bağlama amacıyla faaliyet yürütmekteydi. Bölgedeki yarışa 1885’te dahil olan Almanya Şah’ın ordusuna eğitim vermek için 19. yüzyılın sonunda subaylar göndermişti. Aynı dönemde Alman silahları başta deniz kuvvetleri için İran’a satılmıştı.
İngiltere ile komşu olmak istemeyen Sovyetler Birliği Türkiye’de Mustafa Kemal’i desteklerken İran’da Ingiltere’ye karşı isyan ve protesto gösterileri düzenleterek, 1919 ağustosunda İngiltere’nin İran ekonomisi, maliyesi ve gümrük politikaların belirleme ve 80 000 kişilik modern bir ordu kurma anlaşmalarının İran hükümetince onaylanmamasın sağlamıştır. Devamında, İran meclisinde alınan bir karala İngiliz subay ve danışmanlar sınır dışı edilmiştir.
Bu arada, Kazak tugayında çavuş olan Rıza Han önce subay olmuş ve dönemin entellektüellerinden Tabatai’nin yardımıyla 1921’de düzenlediği darbeyle hukumeti devirmisti. Önce Genelkurmay başkanı olan Rıza Han, sonra da Tabatai'nin hükümetinde savaş bakanı olmustu. Bu sürede orduyu denetimine alan ve yonetimde belirleyici hale gelen Rıza Han, bu dönemde ilan edilen sosyal reformlar Rıza Han'ın çok popülerleşmesini saglamıştır. 1923'e gelindiginde Tabatai’yi elimine ederek yerine Başbakan olmuştur. Rıza Han, Başbakan olmadan önce İngiltere ile İran ordusunu reorganizasyonu çerçevesinde, İran ordusu için yapılacak harcamalar konusunda ve Pehlevi hanedanlığının yaratılmasi için bir petrol anlasmasi yapmıştır. Bu sekilde, İran'da Pehlevi iktidarını Petrol ve Ordu ikilisi üzerinde inşa etmistir. Rıza Han yeterince güçlenince, 1925’te Kaçar hanedanını devirerek kendisini “Rıza Şah Pehlevi” olarak parlamentoya ilan ettirmiştir.
Tam bu noktada, Fars impartorluğu ile Osmanlı imparatorluğu arasındaki temel bir farka dikkat çekilmesinin faydalı olacağı açıktır. Osmanlı imparatorluğunun dönemin diğer güçlerinden ayıran en önemli özellik, Osmanlı’da padişahlık mutlak surette Osmanlı kanı taşıyan bir erkek çocuk tarafından yaşatılmıştır. Fars ve diğer imparatorluk ve krallıklarda zayıflayan bir hanedanlığın yerine başka bir aile hanedanlık kurabilmekte ve/veya aynı soydan bir kadın hanedanlığı devam ettirebilmekteydi. Bundan dolayı, İran’da şahlığı yaşatan Kazak tugayında çavuşluk yapan Rıza Han dönemin olağan üstü koşullarında 6 yıllık bir sürede Kaçar hanedanını devirerek kendisini Şah ilan ettirebilmiştir. Rıza Şaha göre çok daha iyi bir formasyan ve güce sahip olan Mustafa Kemal, Türkiye’de kendini Osmanlı geleneklerine göre padişah ilan ettiremeyeceği için Türkiye Cumhuriyetini (Cumhuriyet Mustafa Kemal’e kendi iktidarını kurma olanağı sağlamıştır) kurmuştur. Yani aynı dönemde ordu içinde gelen bu iki diktatörün farklı yöntemler seçmelerinin en önemli nedeni bu iki imparatorluğun yapısal farklılığıdır. Bu parantezden sonra İran’ın silah sanayi kurma çalışmalarının daha iyi anlaşılacağı açıktır.
Basit bir askerken ordu sayesinde İran Şahı olan Rıza Han, İran'ı silahlandırmak için yoğun ve çok yönlü ilişkiler içine girmiş ve ülkede Osmanlı imparatorluğunda olduğu gibi silah üretimini canlandırarak, bu alanda bir otonomi kazanamak arzusunda idi. Versay anlaşmasına göre Birinci Dünya savaşının mağlupları Japonya ve Almanya'da silah uretimi yasaklanmıştı. Rıza Han'ın silah üretimi girişimleri bu devletlerin silah üretimi için yer aramalarıyla birleşince, İran bu dönemde Almanya'nın silah üretimi ve teknolojisine ilişkin çalışma yapilan önemli merkezlerden birisi haline gelmişti.
Rıza Han, Şah olmadan bir yıl önce 1924'te Almanya'ya İran ordonatının kurulması ve modernize edilmesi görevini vermişti. Rıza Han Şah olduktan sonra Almanya İran'a buyuk partiler halinde tüfek, makineli tüfek ve bir cephane fabrikası kurmak için gereken tüm sistemlerle bir demir dökümhanesi sattı. Hızlı başlayan silah üretimine ek olarak 1930'ların başlarinda demir dökümhanesi ile bir barut fabrikasıda faaliyete geçmişti. Döneme göre ileri silahların üretimi için gerekli olan bir prinç hadde (metale çubuk, ray, köşebent, levha vb. şekillerin verildiği imalathane) fabrikası Almanya'dan alındı. Bu arada, İran ordusu Alman modeline göre düzenlendiğinden Alman subaylar İran ordusunda eğitmenlik yapmaktaydı. Bunların yanı sıra, Deniz ve Hava kuvvetleri için ihtiyaç duyulan gemiler, uçaklar ve silahlarda Almanya'nın yanı sıra Çekoslovakya, Fransa, İtalya, İngiltere, Japonya ve SSCB'den temin edilmekteydi. Bu dönemdeki Kürt hareketlerinin bastırılmasında belirleyici rol oynayan uçaklar ise Almanya, Fransa, SSCB ve İngiltere'den satın alınmış, fakat bunlar esas olarak Alman ve Sovyet pilotlarınca kullanılmıştı. 1930'ların ortalarında ise İngiliz Hawker firmasıyla yapılan anlaşma çerçevesinde Doşah-Tabbeh'te savaş ucağı fabrikası kurma girişimi tamamlanamamış, ancak uçak bakım ve onarım tesisi boyutunda kalmıştı.
Ikinci Dünya savaşında hegomonik güç olarak çıkan ABD, stratejik konumu nedeniyle İran'ı özel olarak silahlandırmaya karar vermişti. ABD silah fazlalarının bir kısmını hibe ederken, diğer taraftan İran'a kredi sağlayarak İran'a en fazla silah satan devlet haline gelmişti. Bundan dolayı, silah üretim faaliyetleri sınırlanmış ve İran'ı Amerikan silahları istila ederken, Şah ABD'nin bölgedeki jandarmalarından birisi olmuştu. 1960'lardan sonra tek devlete bağımlı olmanın sakıncalarını gidermek isteyen Şah, silah alımlarını çeşitlendirerek SSCB, Fransa vb. ülkelerden silah almaya başlamıstı. 1970'li yıllarda ise, silah üretimi için çalışmalar yeniden başlatılmıştı. Bu defa, üretim sadece İran'in kendi ihtiyaçlarını karşılamak için olmayıp, Amerikan ve Batı Avrupalı silah firmalarıyla İran'da üretilecek silahlar ve silah sistemlerinin ihraç edilmesi amaçlanmaktaydı. Bu arada, bölgesel bir güç olan İran'da Şah atom bombası yapımı için de projeler başlatmıştı. 1970'lerin sonuda, bu girişimler sonuçlanmadan Şah İran'da gelişen muhalefet tarafından devrilmiş ve yerine 1979'da İran İslam Cumhuriyeti kurulmuştu.
Şah doneminde Amerikan ve Bati Avrupa firmalarının teknolojisiyle kurulmaya başlanan tesisleri devr alan İslam Cumhuriyeti, kurulmasının hemen ardından Saddam'ın düzenlediği ani bir saldırı sonucu 1980 yılında Irak'la savaşa başlamıştı. 8 yıl süren bu savaşta Irak başta SSCB ve Fransa olmak üzere ABD dahil başlıca büyük güçler tarafından tarafından desteklenirken, İran karşılaştığı sorunları insan gücüyle aşmaya çalışmıştı. Bunun en önemli kanıtları, bu savaşta Irak'ın 250 000 kaybına karşılık İran'ın insan kaybı 1 200 000 dolaylarında idi. Bu savaş ağırlıklı olarak Kürdistan'da geçtiğinden bu iki devlet karşılıklı olarak Kürtleri de yok etmeye çalışmışlardı. Savaşın ekonomik faturasıda çok ağır olmuştu ; İran'ın savaş harcamaları ile ekonomik kayıpları 300 milyar dolar olarak tahmin edilirken, Irak'ın kayıpları 200 milyar dolar düzeyindeydi. Bu savaştan kaynaklanan kayıplarını telafi etmek isteyen Saddam 3 yıl sonra Kuveyt'i işgal edince kendi sonunu hazırlamıştır.
İran, bu savaştan sonra silah sanayine özel bir önem vererek, başta Rusya, Kuzey Kore, Pakistan işbirliğiyle çeşitli silahları üretmeye başlamıştır. Rus lısansıyla T-72 tankları, Mi-17 helikopterleri diğer silahlar 1990'lı yıllarda üretilmeye başlanmıştır. 2000 yılında, İran ordusunu 25 yılda modernleştirecek bir programı uygulamaya sokmuştur. Bu çerçevede, hava saldırılarına karşı modern füze sistemleri (esas olarak S- 300, SA-11 ve SA-13), atom bombası, uçak ve deniz altı üretimi ile asker eğitim merkezlerinin kurulması kararlaştırılmıştır. Bunların yanı sıra kısa, orta ve uzun menzilli füzeler İran'da geliştirilmiştir. Atam bombası yapımı başarılınca (biz İran'ın atom bombasını yaptığını tahmin ediyoruz), İran bu füzelerle bir çok Avrupa ülkesini vurabilecek güce kavuşmuştur.
1920'li yıllardan beri ithal edilen silahlar ile geliştirilmeye çalışılan silah endüstrisince üretilen silahlar esasta Kürtlere karşı kullanılmıştır. Bunun istisnaları, 2.Dünya savaşı sırasında bağımsız Azerbeycan ile 1980'li yıllarda Irak'la olan savaşlardır. Bundan sonrada İran silahlanma çalışmalarını Kürtlere karşı geliştirilmeye devam edecektir.
Devam edecek...