Musa Anter
KERKÜK KAN AĞLIYORMUŞ
Musa Anter
Yaşar Kaya
Kürt raporu
Yaşar Kaya
İsmail Beşikçi
“Büyük Felaket” mi, Soykırım mı?
İsmail Beşikçi
Hasan Bildirici
Beşikçi ve PKK
Hasan Bildirici
Aydın Dere
2008 geride kalırken
Aydın Dere
         
.:  Anasayfa |  Yazarlar |  Arşiv |  İletişim |  Künye |  Ana Sayfam Yap |  Sitene Ekle  :.

   ANASAYFA
   GÜNCEL
   SİYASET
   KÜRDİSTAN
   DÜNYA
   KADIN
   YAŞAM
   KÜLTÜR-SANAT
   EKONOMİ
   TEKNOLOJİ
   SPOR
   MİZAH
   KURDÎ
   MEDYADAN
   OKUR KÖŞESİ

Çiroken Klasik



www.kurdistan-post.org
Üye(ler) Çevrimiçi: 0
Misafir(ler) Çevrimiçi: 92

Lütfen buradan kayıt yaptırınız. Kayıtlı olmanız halinde sitenin tüm bölümlerini kullanabilirsiniz.
 
 


Kürdistan’ın paylaşan Devletler ve Silahlanma(1)
Ahmet Alim
Ahmet Alim

Tarih: 22 Ağustos 2007 Çarşamba


Kürdistan’ın paylaşan Devletler ve Silahlanma 1

Bireylerin ve/veya toplumların kendilerini savunma veya başka bireyler ve/veya toplumlara saldırı amacıyla kullanılan araçları ifade eden silahlarin başlıca 4 tip kullanımı söz konusudur;

  1. Av (beslenme ve/veya zevk),
  2. Saldırı (başkalarını öldürme ve/veya mallarına el koyma),
  3. Savunma (kendini koruma),
  4. Spor

Toplumsal gelişim sonucu doğan devlet ve iktidarın korunması ve yeniden üretilmesini sağlayan araçların başında silah gelmektedir. Silahların kullanımı, taşınması ve düzenlenmesi güvenlik organizasyonu çerçevesinde ordu, polis vb aygıtların günümüzdeki haliyle düzenlenmesini yaratmıştır.

Devletler arasındaki mücadelede yer yer belirleyici olan silahların üretimi 2. Dünya savaşına kadar olan dönemde genellikle lokal düzeyde kalmıştır. 1945’e kadar, silah uluslararası ticarette fazla yer tutmayan bir mal olarak kalmıştır. 2. Dünya savaşından sonra silah üretiminde kullanılmak üzere teşvik edilen bilimsel ve teknolojik gelişmeler, silah sektöründe büyük tekellerin başta ABD olmak üzere bazı devletlerde oluşmasıyla sonuçlanmıştır. Silah artık sistemin kendini savunma ve yeniden üretmesi için bir araç değil, kar oranlarının bir hayli yüksek olduğu bir metaya dönüşmüştür. Dolayısıyla, silahlanma sektörü ileri teknoloji kullanılan ve uluslararası düzeyde en çok yatırım yapılan sektörlerden birine dönüşmüştür.

Teknolojik gelişmeler sonucu, silahlar tekil olan bir maldan çok bir sistem olarak işlediğinden, bu sistemlerin üretimi belirli teknolojik ve sermaye birikimini sağlamış devletler tarafından yapılmakta ve bu alanda oligopol bir yapı oluşmuştur. Bundan dolayı, alıcı devletler bu sistemleri geri kalmamak için edinirken fiyatlar konusunda pazarlık yapabilme olanağına sahip değildirler. Çoğu zaman kullanılmadan demode olan sistemlerin, yeni sistemlerle değiştirilmesi gerektiğinden silah üreticisi büyük tekeller, kendi devletlerinin desteğiyle yeni sistem silahları diğer devletlere satmaktadırlar. Silah sektörü bir anlamda az gelişmiş ülkeleri metropollere bağlamanın araçlarından birisi haline dönüşmüştür. Çünkü, bu sistemlerin kullanılması ve bakımı kalifiye bir işgücü gerektirmektedir ve bu işgücü satıcı şirket ve/veya devlet tarafından eğitilmekte ve yenilik durumunda bu formasyonların yenilenmesi gerekmektedir.

2. Dünya savaşı aynı zamanda ABD’nin Kapitalist-Emperyalist sistemin merkezine yerleşmesiyle sonuçlanmıştır. Gelişen ABD’ye gereken yeni pazarlar için, Dünya savaşlarından önceki sömürge imparatorluklarının parçalanarak, sömürgelerin siyasi olarak bağımsızlıklarını kazanması gerekmekteydi. Sömürgelerin siyasi olarak bağımsızlaşmasıyla, ABD’li tekellerin pazarlara girmesinin önündeki formel duvarlar yıkılmıştır. Sınırları çoğunlukla emperyalist devletler tarafından çizilen bu genç devletler komşularıyla sınır sorunlarını da devr almışlardır. Daha önceki sömürge ordularını devr alan bu yeni devletler hızlı bir silahlanma sürecine girmişlerdir. ABD ise bu devletlere stoklarındaki eski silahların bir kısmını bağış olarak verirken, silah satışlarını arttırmak için ithalat kredileri sağlamıştır. Bu anlamda, ABD diğer gelişmiş ülkelere model olmuş ve uluslararası silah ticareti normal ticaretten farklı olarak gelişmiş ve devletler arasında gizli anlaşma ve büyük çaplı rüşvetlerin verildiği bir forma bürünmüştür.

Bağımlılık ilişkileri çerçevesinde yaratılan silahlanma süreci, liberal kapitalizm tarafından idealize edilen ekonomik rasyonalitenin işlemediği ilşkiler ağı yaratmıştır. Büyük yoksulluk içindeki devletler toplumların ihtiyaçları yerine silahlanmaya büyük fonlar yatırark yoksulluğu daha derinleştirmektedir. Bu anlamda, 2. Dünya savaşından bu yana yaşanan bölgesel savaşların önemli bir kısmı silah satıcısı devlet ve tekellerin yararına çıkartılmış ve sürekli kılınması sağlanmıştır. Burada, haklı savaşlarla haksızlarının ayırt edilmesi çok önemlidir. Haklı savaş yürüten güçlerin gelişmiş savaş sistemlerine karşı kendilerini savunmak için sofistike silahlar edinmelerinin meşru bir hak olduğunu belirtemeden geçemeyeceğiz. Bu süreçte savaş silahları farklılaşmış ve esasta 2 kategoriye ayırılmıştır;

1. Klasik silahlar, 2. Kitle imha silahlari.

20. yüzyilda teknik ilerlemeler sonucu kitle imha silahları büyük bir gelişim göstererek toplu ölümlere neden olur hale getirilmişlerdir. 2. Dünya savaşından sonra oluşan 2 kutuplu dünyada silahlanma sürecinde, silah sektörü egemenlik yarışında belirleyici sektörlerden birisi haline gelmiştir. 1991'de SSCB'nin içten ve dıştan gelen baskılar sonucu kendiliginden dağılmasıyla silahlanma harcamalarının azaltılması tartışılmaya başlanmıştır.

Son yıllardaki veriler, 26 Aralık 1991'de SSCB'nin dağılması ve soğuk savaşın sona ermesinden sonra, silahlanma yarışının bitmesi beklentisinin büyük bir yanılgı olduğunu göstermiştir. Dünyadaki silah harcamaları 2005 yılında 1 118 milyar dolar iken, 2006'da 1 204 milyar dolar ile soğuk savaş yıllar duzeyini aranılırır hale getirmiştir. Yani, Dünyada uretilen toplam Gayri Safi Milli hasılanın % 2,5'u silahlanma için harcanmakta olup, kişi başına silah harcması 2006 yılında 184 doları aşmıstır. 2006 yılında 528,7 milyar dolar silah harcaması yapan ABD Dünya silah harcamalarının % 44'ünü yalnız başına gercekleştirmektedir. Kişi başına 1 756 dolar silah harcaması yapan ABD Dünya ortalamasının 10 katı bir harcama ile tartışmasız bir şekilde liderliği elinde tutmaktadır. ABD’yi sırasıyla İngiltere, Fransa, Çin ve Japonya izlemektedir. Silah satışlarında ise Rusya ABD’den sonra en fazla silah satan ikinci devlet olarak diğerlerinin önüne geçmektedir.

Silahlanma sürecinde, silah alımına en fazla yatırım yapan ülkelerin başında Kürdistan’ı paylaşan Türkiye, İran,Irak ve Suriye gelmektedir. Silah üretimi ve ticareti konusunda en güvenilir kurumların başında gelen SIPRI'nin (Isveç'te faaliyet gösteren bir STÖ) silah ihracat ve ithalatına ilişkin veri bankası Kürdistan'ı paylayaşan bu 4 devlete ait verileride içermektedir. Bu 4 devletten Irak ve Suriye 1. Dünya savaşı sonrasında yaratılan devletler olduğundan, tamamen dışa bağımlı olup ordularını ithal ettikleri silahlarla donatmaktadırlar. Türkiye ve İran’a (tarihlerinde emperyalist-kapitalist devletler dışında sömürgeliği yaşamayan 6 devletten ikisidir) gelince, silah üretimini ortacağdan beri yapan bu iki devlet ithalat dışında silah üretimi de yapmaktadırlar. Bu ülkelerin silah ithalatlarını incelemeden önce, Türkiye ve İran’da silah üretiminin gelişiminin analiz edilmesi, Kürdistan’ı paylaşan devletlerin silahlanmalarının boyutunun daha iyi anlaşılmasını sağlayacaktır.

Devam edecek...



  
Ahmet Alim
ahmetalim@hotmail.fr




Bu köşe yazısı 647 defa okundu. Toplam 800 kelime

Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa


[ Geri Dön: Ahmet Alim ] - [ Yazarlar İndeksi ]

Kurdistan-Post Haber Portalı © 2004-2008 Tüm hakları saklıdır.
Sitemizde kullanılan haber ve resimler kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.