Sevgili Perihan'ı biz Radikal gazetesindeki köşe yazılarından biliriz. Çok uzun yıllardan beri kendi çapında Tükiye’de ki demokrasi mücadelesine katkı sunmaya çalışan ve bunun için kimi zaman oldukça ciddi saldırılara maruz kalmış, hakkında davalar açılmış bir aydın kadın ve saygın yazarımızdır.
Tasvir ettiğim bu nokta herkesin istinatsız kabul ettiği bir gerçek. Ama gel gör ki Perihan Hanımın son günlerde yayınlanan iki yazısını oyunca biraz olsun şaşırdım.
Ne oldu acaba bizim Perihan Hanıma diye düşündüm tabi.
Başına taş toprak filan mı düştü acaba?
Bir gün öncesinde yayınlanan generaller izleme raporunun yandan sağdan solan etkilerimi yoksa?
Lakin bizim bildiğimiz Kürtlerle ender dayanışma içerisinde olan Türkiye’ li Perihan gitmiş yerine Kürtlere babalanan, akıl veren, samimiyetinden şüphe duyan bir PERİHAN gelmiş!
İster istemez insan sormadan edemiyor.
Sahi ne oldu Perihan?
Sen böyle sahip olduğun ırkın rüzgarını arkana alarak bize celallenmene hiç de anlayamadık doğrusu.
Anlamamayı artık kendi cahillimize verip birkaç soruda biz sana yöneltelim dedik.
Sen mesela yıllar yılı dayanışma amacıyla oy verdiğin Kürt partilerinden söz ederken ‘malum Kürt partileri adları neydiyse’ diye adeta o partilerin bugüne kadar kalmak için arkalarında bıraktıkları onca yaşam pahasını mücadeleyi tırı vırı sayan tutumun neyi ispatlamaya yöneliktir?
Sen ki zamanında bu işler popüler olduğunda o partileri destekleyeceğini deklarasyonlarla ilan etmiştin.
Niye artık bu parti popülaritene bir şey katmıyor mu?
Yoksa daha çok biraz severek yaptım birazda döverek yapayım politikası mı? Tabi nede olsa Kürttür ne olacak vur gitsin.
DTP nin her gün kendini yırtarcasına her türlü milliyetçiliği karşı olduğunu beyan etmesine karşın basının orda burada bulduğu bir iki kıytırık haberi manşete taşıyarak DTP yi hedef gösterip kapatmaya çalışıp seçimlere ‘rahat ve tehlikeden arındırılmış’ bir şekilde girmeye elbirliği ile gayret ettiği bir dönemde sizinde o insanların samimiyetinden şüphe duymanız neye işaret acaba?
Bu işte biraz bit yineği var gibi. Bu durumda işi biliyoruz ve malumumuz tabi de bit ile galiba yeni tanışacağız.
Barış Annelerinin istemlerini ‘VIRVIR’ diye ad koyarak onları iri, yarı okuma yazma bilmez cahiller topluluğu olarak adlandırmanızı nasıl anlamak lazım bilmem ama bizim annelerimiz böyle.
Senin veya sana benzeyenlerin belki daha hanım, hanımcık ve çok bilmiş anneleri olabilir. Artık sen onlarla gurur duyarsın, lakin iriyarıların sırtında yeteri kadir semirdin. Bakalım bu defa kime kıl vermek için ‘dayanışma’ içerisinde olacaksın.
Ayrıca Öcalan‘nın hastalığını tarif edişine de vurgu yapmadan geçmemen de oldukça enteresan.
Eeeee sen Kürt Sorunu ve Kürt Halkı konusunda bir otoritesin ya. Burada da akıl vermesen olmaz ki!
Her konuda dem vurmalısın tabi ki. Birkaç yıllık sosyoloji eğitimi alman sana bayağı bir ‘mesafe’ kat ettirmiş olmalı ki bir insanın en doğal ve sırdan hakkı olan hastalığını tarif edişini aceleye ve büyük bir dahiyane öngörü ile hemen tanıyı koymuşsun. O ‘hastalık hastası’.
Yani Adalet Bakanlığı dahi durumu ciddiye alıp doktor gönderirken bizim Perihan bunlar fasa fiso adam orda yan gelip yatıyora getiriyor. Ne demeli Perihan bu der der. Eğer demişse biat edilmeli zira o ezen halkın aydını, biz ne biliriz ne anlarız bu işlerden.
Ve Perihan Hanım son olarak bir çırpıda tüm Kürtlere hayırlı biat etme dileğinde de bulunduktan sonra ‘Öğütlerine’ son veriyor.
Sadece tek söz sevgili Perihan, şimdiye kadar ezilenlerden yana olduğunu bildik. Ama doğrusu aklın estikçe onları aşağılama hakkın olduğunu bilmiyorduk.
Ve diyoruz ki bu an kadar yaptıkların için sağ ol ama bundan sorası için GÖLGE YAPMA BAŞKA İHSAN EYLEMEZ
Yazar: Kenan Engin
Tarih: 2007-03-13