Bir süre önce elime geçen ve şu an Türkiye´de edebiyat alanında ciddi bir yeri olduğuna inandığım Esmer dergisinin geçmiş bir sayısını okurken, oldukca enteresan ve bir o kadarda güzel bir değerlendirme okudum.
Makale Kemal Varol tarafindan ele alınmış. Kemal Varol makalesinde Avrupa´da son dönemlerde gelişen Kürt sanatının (müzik, tiyatro vb) neden kendini ısrarla tekrarladığını ve aynı retorikleri kullanarak neden modern bir arayışa yönel(e)mediğinin sorgulamasını yapıyor. Ve sonrasında kendisi bu sorulara kısa cevaplar veriyor.
Aslında son dönemlerde özellikle müzik piyasasında „patlayan“ sanatçı niceliğine ve buna denk gelemeyen niteliğe bakılırsa Kemal Varol pek haksız da sayılmaz. Eline sazı alanın, avazı kendisince iyi çıkan herkesin müzik stüdyolarına koşup kaset bastırdığı bu deli divane müzik piyasasında kaliteli ve emekle bir şeyler yapmak isteyen sanatçıların bir nevi güme gittiğini söylemek abartı sayılmaz.
Bizim polifonik ortamdaki sanatcilarin tekrarladiklari oldukca renkli -Çiya, Kurdistan, Azadiö Serok- vb vb gibi kavramların kullanılış biçmi Türkiye´de ki Ayrılık, Sensizlik, Ölmenin bin bir türlü hali vs vs den ne farkı var ki? Kendi içinde oldukca anlam yüklü olan bu tür kavramların anlamı ve taşıdığı imge basit bir arbeske kurban götürülmekte.
Bizim Kürdün Kürt versiyonu olan yeni Özcan Deniz, Mahsun Kırmızıgül benzerlerine ihtiyacımız olmadığını birileri hatırlatmalı bizim polifonik ortamdaki sanatçılara. O zaman belki farkederler gerçek ortama dönüşü. En azından daha modern bir arayışa girmenin çabası içinde olurlar.
Çünkü biz yıllardan beri Diyar, Şehribana Kurdi, Kawa, Delil Dilanar, Beytocan, Zinar Sozdar vb vb gibi bir nevi Türkiye müzik piyasasindaki Cankan, Burkan, Serkan nın Kürtçe versiyonlarnı ağzımız açık dinleyip bunların müzik kalitesi açısından nerede durduklarını sorgulamış değiliz. Ama Türkiye müzik piyasasında gelişen Cankan Burkan furyasına verip veriştirmişsizdir.
Bana göre temel olarak bakıldığında aynı kaynaktan beslenmektedir bu müzik anlayışı. Aynı retorikleri kullanarak buradan geçinmektedirler ve halkın sorgulamadan kendilerini delicesine sarılmalarını yaptıkları müziğin kalitesine bağladıklarına eminim. Ama halktan birileri bu insanlara yaptıkları müziğin taklit olduğunu hatta bazen taklidin taklidi olduğunu hatırlatmalı.
"Bu acıktan bır taklıt birakin bize aynı teraneneleri okumayı." Her albüme yerleştrilmiş bilinçli ve birazda kurnazca bir iki sloganik parçayla sanatın icra edilemeyeceğini hatrılatmalı diye düşünüyorum birileri bizim polifonik sanatçılara .
Yoksa Delil Dilanar´ı İbo Show taklidi yaptığı sıradaki komik durumdan kurtaramayız, yazık olur. Ve Diyar yetmiyormuş gibi birde Deniz Deman dinlemek zorunda kalırız. Buda emekle bir şeyler üretmeye çalışan Mikail Aslan, Nizamettin Ariç, Şiwan Perwer, Metin Kemal Kahraman gibi sanatçılara saygısızlık olur diye düşünüyorum.
*** *** ***
Aslında müzikte ki durum diğer alanlarda da farklı bir tablo sergilemiyor. Ama sinema, Tiyatro gibi alanlarda çok gelişmiş bir sektörümüz olmasa da emekle bir şeyler yapmak isteyen çalışmalara yeteri kadar ilgi gösterdiğimiz söylenemez. Lakin çok ciddi bir tiyatro ve sinema kültürümüzün oluştuğu söylenemez. Bu cılızlık aslında bu yönlü yapılan çalışmaların da cılız kalmasını beraberinde getiriyor. Çünkü biz polifonik sanatçılarmıza gösterdiğimiz ilginin sadece binde birini dahi bu tür çalışma yapanlara sunamamaktayız. Hüseyin Karabey, Kazım Öz, Ahmet Soner, Yeşim Ustaoğlu, Bahman Ghobadi gibi sinema adına alternatif arayışlar ve ciddi uğraşlar içinde olan bu yönetmenlerin ismini kaçımız sahi biliyoruz yada yaptıklarından haberdarız. Ama sözkonusu polifonik sanatçılar olduğunda daha kasetini ve sesini tanımadan hayat hikayesi üzerine fazlasıyla bilgiye sahibiz.
Uzun lafın kısası alternatif ve farklılıklar peşinde koşan sinema ve sanatçılarımıza daha fazla sahip çıkmalıyız. Çıkmalıyız ki sadece taklit ve seyirciye oynayan eserler değil gerçekten bir emeğe ve kaliteye dayalı çalışma yürütenlerde varolabilsin. Dileğim bu.
Bilmem sizler aynı dileği benimle paylaşıyor musunuz?
Yazar: Kenan Engin
Tarih: 2006-11-27