KÜRD BASINININ ÇIKMAZI
Biz farklıyız.
Bir çok Kürde göre, farklılığımız, ezilenlerden olduğumuzdandır. Ezilen farklıdır; yalan söylemez, gerçek için çarpışır, hakkını talep eder.
Böylesi mantık yürütmeye göre, ezilmişliğimiz farklılığımızı vacip kılmıştır. Öyle mi?
Kürtlerin basını ezilen bir ulusun basınıdır; ezilmişlik havası her noktasına, virgülüne hakimdir.
Bizim basın adildir; hakkın yanındadır. Biz farklıyız değin, basınımız da farklıdır.
Basını Kürtler keşfetseydi, belki bu nedenle basın dünyasında farklı bir yerimiz olduğunu iddia edenlere ben de katılırdım.
Genelleştiriyorum: Bizler İngiliz basıncılarından daha mı objektifiz? Bizler kutsalken, Sırp gazetecileri hep yalan püfleyen aşağılık insanlar mıdır?
Hep Türkün, Farsın, Arap’ın gazetecisini eleştiriyoruz. Doğru da yapıyoruz. Onlar bize hep kötü şeyleri öğrettiler. Bizleri kendilerine benzeştirmeyi başardılar, nadürüst herifler.
Ama yine de bizimki hep iyidir.
Bizimkidir ya!
Sorun burada işte.
Bizim basın bizimki olduğu için doğrudur.
Çocukluktan beri ezberimde olan bir Rus tekerlemesi var: “Naşa Maşa lutşe vaşe, potomu çto ona naşa”. Yani “Bizim Mâşa sizin Mâşa’nızdan daha iyidir, çünkü o bizim Mâşa’mızdır”. Mâşa, Marina bayan isminin kısaltılmış hali.
Kürt basını hakkında ciddi, politik, entelektüellik taşan kelimelerle bir yazı yazmak için bilgisayarın başına geçmiştim. Mütevazılığın yeri değil; kelime hazinem buna yeter aslında. Ama olmuyor!
En başta TV’ler önemli. Çok şeyler öğrendiğimiz, ruhumuzu rahatlattığımız basın organlarıdır. Yayınladıkları müzikler, doğa görüntüleri güzel!
İş siyasete, “basın tarafsızlığı ilkesi”ne dayandı mı, güzellik kayboluyor.
Kurdistan TV’den PDK’yi, Roj TV’den PKK’yi, Kurd Sat’tan YNK’yi öğreniyoruz. Bu partilerin doğaya, topluma yaklaşımlarını da öğreniyoruz, tabii. Tamamı hiç öğrenemiyoruz.
Halkımızın, siyasal ve örgütsel durumunun objektif yansımasıdır bunlar.
Tamam, anladık. Bu TV’ler örgüt TV’leri.
Devletimiz olsaydı devlet TV’miz olurdu.
Bir de sanki Özel TV’ler örgüt ve devlet TV’lerinden daha mı iyidir? Özellerde de özel sapmalar başını alıp gidiyor.
Bu kelimeleri de yazandan sonra masamın üstündeki “Özdeyişler” kitabını alıp basın hakkında söylenmiş fikirlere göz atıyorum. Bir kaçı ilgimi çekiyor:
“Eğer gazetesiz hükümet veya hükümetsiz gazete seçimi yapmak gerekseydi, ben düşünmeden ikinciyi tercih ederdim”.
Bunu Amerika cumhurbaşkanı Tomas Ceferson söylemiş.
Başka ünlülerin söyledikleri de var:
“O, çocukken beyin sarsıntısı geçirmiş; hala da pazar gazetelerinde ne yazılıyorsa, inanıyor”.
“Beyazda siyah; çağımızda yalanın görüntüsü bu”.
“Basın için dürüstlük, kadın için hayırhahlık yapmak; aynı şeydir”.
“Kendisine saygısı olan hiçbir balık, onu bu gazeteye bükmeyi yeğlemezdi”.
“Fahişe namuslu kadının doğal düşmanı olduğu gibi basın da kitabın doğal düşmanıdır”.
vs. vb.
Akıllı sandığımız Amerikalının, Rusun, Almanın da hali yamanmış. Baksanız, akillileri kendi basınları hakkında neler yazıyorlar?
Geçenlerde bir arkadaşım bana şunu söyledi: “Yaşar Kaya’nın sitesinde yazıyorsun. Bu Kaya’nın Kuzey’de hiçbir saygınlığı yok. Kendini bir şey sanıyor. Halk onu kesinlikle benimsemiyor”.
“Olabilir” dedim. Halkın Yaşar Kaya’yı benimseyip benimsememesi benim sorunum değil. Bunu arkadaşıma söylemedim. Ancak şunu söyledim: “Ben Yaşar Kaya’nın sitesinde Yaşar Kaya’ya hakkında gönlümden geçeni, kafama eseni yazarım, Hasan Bildirici de bunu noktasına, virgülüne dokunmadan yayınlar. Benim için bu çok önemli. Benimsemeyen de sağ olsun, benimsenmeyen de”.
Böyle işte.
TRT’yi boş verin, onlar farklı cinsten. Ancak ABD’nin ve Rusya’nın merkezi basınları ara sıra Buş’u ve Putin’i yerden yere vuran yazıları okuma keyfini yaşatıyorlar bana.
Kurdistan TV, Roj Tv ve Kurd Sat’tta canlı yayında tepesi atan bir gazetecinin kendi örgütünü ciddi ciddi eleştirdiğini düşünün. Hali ne olur? Kitabı kapatılır değil mi?
Biz farklıyız. Biz mazlumuz, bize olmaz. “Çokseslilik ve demokrasi iyi bir şeydir, ancak bize gerekmez” kelimelerini duyduğum bir toplantıyı anımsıyorum. Bu sözlerden sonra beynime kuvalda gibi inen alkış seslerinden sarsılmıştım. Bu kadar farklı oluşumuz sarsmıştı beni…
İyi ki, bu kavur icadı ve her türlü farklılığı sırtlayan Internet var, yoksa halimiz yaman olurdu.
Yazar: Hejarê Şamil
Tarih: 2006-07-08