DTP ilk kongresini yapıyor

DTP İlk  Kongresini Yapıyor

Ömer Ağın 

      Kongreyi saygıyla selamlıyor ve başarılar diliyorum. Kongrenin çok zor ve karmaşık bir dönemde toplandığının bilincindeyiz. Gündem yüklü. Kürtlerin ve DPT’nin önünde çözüm bekleyen sorunlar vardır. Kongre bunları tartışacak ve sorunlara çözüm aramaya çalışacak.
     Kürtlerin önünde duran en önemli görev ulusal birliklerini oluşturmaktır.  Bu Kürtler için soyut bir talep değildir. Kürtlerin bu konuda kat ettikleri mesafe ve  elde ettikleri kazanımlar da az değildir. Kürtler yıllardır sayısız özverilerle verdikleri mücadeleyle önemli mevziler elde ettiler. Artık
soyut bir ulusal birlikten söz etmiyoruz. Kürtlerin “ulusal birlik olmalı” şekli ete, kemiğe bürünmüştür. Türkiye’de  Kürtlerin kendi ulusal birliklerini önemli ölçüde DPT’de sağladıkları görünen  bir gerçektir. Bu kazanım Kürtler önemli bir kazanı sağlamıştır. Buna karşı Kürtlerin ulusal birliklerin önünde önemli zorluklar duyurmaktadır. Farklı Kürt grup ve partilerin olduğunu biliyoruz. Bunların Kürtlerin birliğine katacakları çok şey olduğunu da biliyoruz. Halen Kürtlerin önemli bir bölümü var olan partilerin ve grupların dışında durduklarını da biliyoruz. Bu nedenlerde olsa bütün Kürt güçlerinin bir birini benimsemeleri gerekir. Bunun için yumuşak bir ortama ve olumlu yaklaşımlara gereksinim vardır. DPT’ye bu konuda büyük görevler düşmektedir. Unutmayalım büyük başın büyük derdi olur.
        Her şeyden önce,  Kürtlerin her bir parçada, o parçalardaki devletlerin çatısı altında yaşıyor olsalar bile, yani sınırlar kalkmamış olsa bile, kendi aralarında ulusal birliklerini kurmalarına da önemlidir. Böyle bir ulusal birliğin sayesinde Kürtlerin, birbirine düşman ve rakip bölge devletlerinin tam merkezinde bir barış adası ve savaşlara karşı aşılmaz bir tampon bölge yaratacağını hatırlatmak yerinde olur inancındayım. Çünkü etrafları tarih boyunca düşman güçler tarafından çevrili Kürtler, tarih tarafından da düşmanlarıyla barışa ve kardeşliğe mahkum edilmiştir; onlar elde ettikleri kazanımları ancak ve ancak kendi ulusal birliklerini demokratik temellerde kurarak ve etraflarındaki devletlerin halklarıyla, Araplarla, Türklerle, Acemlerle, Ermenilerle ve Azerilerle barış içinde ve kardeşçe yaşamayı başararak koruyabilirler. Kürtlerin ulusal birliği yaşamsaldır. Çünkü ancak bu ulusal birlik sayesinde Kürtler, tarih boyunca etraflarını çeviren devletlerin “Kürdü Kürde kırdırma” kurnazlığına ve kalleşliğine son verebilirler. Türklerden bin defa daha fazla Kürtlerin “yurtta sulh, cihanda sulh”a ihtiyacı var.  İşte bu tarihsel ve jeo-stratejik konumdan dolayı Kürtlerin önünde nihai bakımdan tek seçenek olarak barış durduğu için, bölgedeki uluslar arasında “barış” sözüne güvenilebilecek yegane ulus da Kürtlerdir.

  O halde, eğer biz burada barış diyorsak, bilinsin ki,  bölgede barışın kalıcılaşması arzuladığımız içindir.  Bize verilen sahte barış çekleri her zaman karşılıksız çıkmıştır. Ama bizim barış çekimiz sağlamdır. Kürtlerin barış için yürüttükleri çabaları içi her zaman dolu olmuştur. Çünkü Kürtlerin varı da yoğu da barıştır. Savaşan Kürdün sağ gözü nasıl büyük bir dikkatle gezde, gözde ve arpacıktaysa, sol gözünü kapatan diğer ulusların askerlerinden farklı olarak Kürdün sol gözü daima açıktır, gez yerine barışa, göz yerine kardeşliğe, arpacık yerine özgürlüğe bakar.

     Belki de  bütün tarihte ilk kez bir halk kendi sorununu çözerken, savaşımıyla özgürleşirken kendisini ezen ve ona düşmanlık yapan devletinde sorunlarını çözüyor olacaktır.

     Kürt halkı, tarih tarafından yalnız kendi özgürlüğünü elde ederek kendisini kurtarmak misyonuyla değil, aynı zamanda  Türklerin de esaretten kurtuluşunda rol oynamakla görevlendirildi. Son yirmi beş yılın tarihi, bu gerçeği parlak biçimde doğruladı.
     Türk coğrafyası hızla sağa, milliyetçiliğe kayıyor, Kürt coğrafyasında ise demokratik değişim rüzgarları esiyor. Bu nesne durumun ne anlama geldiğini gayet biz biliyoruz. Yıllar boyunca biz Kürtler, Türk solunun ve demokratlarının enternasyonal desteğini talep ettik. Güçlü bir müttefikten yoksunluğun acısını çektik. Bu acının ne olduğunu  biliyoruz.
     Kürtler, Kongreye büyük görevler düşmektedir. DTP, kabuğunu kırmalı, kendine güvenmeli, taşıdığı muazzam birleştirici, eyleme geçirici potansiyellerinin bilincine varmalı. Tüm Türkiye’de  demokratik güçleri, dinine, Allahına inanmaktan başka suçu olmayan dürüst müslüman kesimleri birleştirmekte bugün DTP dışında  bir partinin rol oynama şansı kalmamıştır. Çünkü DTP, Türk toplumunda bugün de hala ayakta kalan, mücadele eden, inatla direnen dostlara sahip bir partidir. Hatta diyebilirim ki, devletin bürokrasisinde çalışan, Kürt olmanın zorluklarını yaşayan kardeşlerimiz var. Camilerde, cemevlerinde Kürdün kurtuluşu için dua eden mü’minlerimiz, mellelerimiz, dedelerimiz var.  O nedenle Türkiye’nin geleceği, asıl işte burada, DTP’nin kongresinde, Kürt toplumunun bağrında temsil ediliyor. Kürde vuran, Türkün geleceğine vurmuş olur.
     Kürt kimliğinin benimsemesi için verdiğimiz uğraşlar kimi çevrelerce “Kürt milliyetçiliği” olarak gösterilmesi yanlıştır. Hele de bunun Türk milliyetçiliğiyle eşteş olduğunu yaymaya kalkışmaları insafsızlıktır. Onlar  DTP’den Kürtlerden bir şeyler bekliyebilirler, ama her şeyden evvel kendi üzerlerine düşeni yapsınlar. Tarihleriyle yüzleşmekten korkmamalıdırlar. Özellikle Kürtlere karşı işledikler suç ve günahlarından arınmak için bir şeyler yapma zamanıdır. Halkların kardeşliğine ve dostluğuna katkı yapma zamanıdır. Onlardan beklediğimiz budur. Kongre bunun altını çizmelidir.
     DTP’ye bu konuda önemli görevler düştüğünü biliyoruz. Ve güçlü bir DTP’ye ihtiyacımız olduğunu biliyoruz da.  Bu nedenle  diyoruz ki Türkiye’nin yeni bir “Türkiye Partisine” gereksinimi yoktur.  Ama Kürt değerlerini bayraklaştıran ve demokrasi güçlerin birliği için ardıcıl savaşan bir DTP’ye ihtiyaç vardır. Türkiye’deki tüm demokratik güçleriyle yeni birlikler oluşturmaya çalışan bir DTP’ye ihtiyaç vardır. Türkiye’nin bütün sorunlarına sahip çıkan bir DTP’ye ihtiyaç vardır. DTP kongrede  güçlendirerek çıkmalıdır. Ancak böyle bir DTP Kürt sorunu devlete benimsetilebilinir ve çözümü için yollar bulunabilinir.

      DTP, bu kongresinden sonra, tarihin eşine rastlamadığı bir atılım yapmalı. Tarihte ilk defa ezilen bir halkın partisi olarak, Türkiye’nin bütün namuslu insanlarını birleştirmek üzere harekete geçmeli. Zeytindalı bizim ellerimizdedir. DTP’nin ellerindedir. Eşbaşkanlarımızın Ahmet Türk ve Aysel Tuğluk’un ellerindedir. 


Yazar: Ömer Ağın
Tarih: 2006-06-21


Bu Köşe Yazısının yer aldığı yer: Kurdistan-Post.Org (Com) Kürdistan'in Özgür Sesi
http://www.kurdistan-post.com

Bu Köşe Yazısı için adres:
http://www.kurdistan-post.com/modules.php?name=Niviskar&op=viewarticle&artid=658