
Değerlerimize sahip çıkalım
Köklerinden kopmuş bir halka ulusal bilinç aktaran kesim o halkın aydını, yazarı, sanatçısıdır. Tarihini, yazı dilini, kültürünü, müziğini, kısaca geçmişini gündemleştiren ve geleceğe ışık tutan bu kesimdir. Sonra siyasetçi gelir. Siyasetçi, oluşturulan bu bilinci baz alır, geliştirir, stratejiler oluşturur. Ve toplumunu özgürleştirmek ve geliştirmek için örgütlenip harekete geçer, halkla buluşur.
Sık sık dile getirildiği gibi aydın halkın içinde olmalıdır tespiti doğru değildir. Tabii yaratan, üreten aydın; akademisyen, yazar, tarihçi ve sanatçı aydınlardan v.s bahsediyorum. Bunlar halkı izler, gözlemlerini bilimsel bir çerçevede değerlendirir. Halkın içinde olmak demek, üretememek demektir. Hep ön saflarda onları görmek talebi haksızlıktır. Zaten son yirmi yıl bu istendiğinden her hangi bir kurumda yan yana gelen beş aydın bulamazsınız.
Düşünce üretmek, bir kitap yazmak, tarih araştırmak kollektif bir yapıyla olmaz. Hele bu gün bu devletsiz konumda hiç olmaz. Ancak halktan kopuk olmak sorunlara uzak olmak anlamına da gelir. Bu kesim halkla beraber olmalıdır tespiti daha doğru bir tespittir. Halkla beraber olmak demek, halkın talepleri ve menfaati için uğraş vermek, aydınlatıcı olmak, bilinç vermek anlamına gelir. Ürettiği düşünce, örgütsel yapılanmaların siyaset yapmalarını kolaylaştırır, çelişkilerin nasıl halledileceğini, çözüm yollarını dile getirerek, belirtir. Aydın, yazar, sanatçı halk ile örgüt arasında bir köprü gibidir. Her iki taraftan aldığı izlenimleri bir sistematiğe oturtur ve bunları her iki tarafa düşünce, yazı ve eserleriyle aktarır. İsteyen alır faydalanır. Yani tespitler, tezler ortaya koyar, anti-tezini de açıklar. Sentezi yani pratik siyasi çabayı halk ve siyasi yapılanmalara bırakır.
Aydının bir duruşu olmalıdır. Hassas zaman ve durumlarda özgürlükten yana tavır almada geç kalmamalıdır. Kürt aydınlarının, yazarlarının büyük çoğunluğu -özellikle de sılahlı mücadele veren örgütün ve halkın uzağında olanlar- bazı kritik dönemlerde ya sessiz kalmışlar ya da örgütü eleştirerek zayıflatlatmak için çaba sarfetmişlerdir. Halbuki bazı dönemler önemli tarihi fırsatlar sunar. Bu fırsatlar sunulduğunda birlik ve beraberlikle belki bir iki adım öne gidilir. Kürtler geçmişte birlik olmadığı için hep ezildiler, başkaldırılar ezildi, talepler hiçe sayıldı. Bu geçmiş tarihten ders alınmalıdır. Son olarak 1990`ın ilk yıllarında güçlü bir Kürt direnişi vardı. Yukarıda bahsettiğim gruplar o dönem sessez kaldı. Bu gün de Kürt talepleri etrafında birleşmek gerekirken yine her kafadan bir ses çıkıyor. Mücadelenin haklılığından söz edileceğine bunun sonlandılması isteniyor. Bu garip tavırlar son bulmalı ve daha yeni kazanımlar için hareket edilmeli ve güçbirliğine gidilmelidir.
Yine ezilen bir halk, sömürülen bir sınıf için bir duruş sergileyen her aydın ve üreten kesim önemli olmalı ve değer verilmelidir. Bu gün bile hâla Ehmedê Xanî`den alıntılarla Kürtleri anlatıyoruz. Nuri Dersimi ile Dersim`de olanları öğrendik. Mixtat ve Celadet Bedirxan`ların Kürtçe`yi geliştirme çabalarını biliyoruz. Kurdistan, Jîn, Hawar gazeteleri ve burada yazan diğer isimler bu gün en önemli kaynaklarımızdır. Mehmet Uzun`u daha iki yıl önce kaybettik. Romanları önemlidir. Büyük emek verilmiştir. Yeri kolay doldurulamaz.
Evet, yazar, sanatçı, aydın ve akademisyenlerimizi desteklemiyoruz. Bunların emeklerini bir araya getiren, değerlendiren, destekleyen bir kurumumuz da yok. Büyük bir kesimi kendi çabasıyla yurtsever ve insanlık görevini herhangi bir karşılık beklemeden, emeğiyle bir şeyler yapmaya, yaratmaya çalışıyor. Bunu görmek gerekir, desteklemek gerekir.
Emek veren her kesim, içerdekiler, sokaktakiler, çocuklar ve aileleri, gece gündüz demeden bu halkın özgürlüğü için çalışanlar, hayatı hiçe sayan fedekar ve fedailer desteklenmeli ve sahiplenmelidir.
90`ların ilk yıllarınnda welat gazetesinde bir çok aydın kesimi eleştirdik. Bu neden yapıldı? O dönem Kürt hareketi en güçlü dönemindeydi. Devlet zorlanıyor, çözüm tartışılıyor, soruna çare aranıyordu. Ama Kürtlet, özellikle Kürt aydın ve entellektueller bu gün de olduğu gibi darma dağınıktı. Her kafadan bir ses çıkıyordu. Birlik, beraberlik tercih edileceğine ve beraber hareket edilmesi gereken o dönemde diğer örgütler ve mücadeleye karşıt tüm kesimler adeta birleşmiş ve hareketin darbe almasını bekliyorlardı. Halbuki bu tür şans sayılabilecek durumlarda, tanınmış, ad olmuş kimseler, önemli şahsiyetler ileri atılmalı ve rollerini oynamaları gerekiyordu.. Ama böyle olmadı ve faili dönem başladı ve halk-hareket büyük bir darbe aldı. İşte o dönem aynı bugün oldugu gibi sessiz kalındı. Sessiz kalmalarının belki kendilerince haklı gerekçeleri olsa bile, bu sessizlik rejimin baskıcı elini güçlendirdiği açıktır. Sadece içinde bulunduğumYekitiya Rewşenbîran`da yer alan ama ne yazık ki hiç tanınmayan aydınlar yazıp çizdi, ama başarılı olamadı.
Bir siyasetçi görevini yerine getirmediğinde sert eleştirilir. Çünkü o şartları değiştireceğim iddiasıyla kendini ortaya atmıştır. Oturup lider pozisyonlara girip bir pratiği olmazsa elbette eleştirilir. Ama bir Kürt sanatçısının, yazarının durumu farklıdır. Koltukla, parayla, iktidar olmayla fazla ilişkisi yoktur. Görevini yaptıkça, ulusal değerlere sahip çıkan her kesim desteklenmeli. Ancak mücadele içinde olanlar veya mücadeleye en yakın duranlar desteklenmesi gereken ilkler olmalıdır. Bu kesim büyük bedel ve emek verirken birilerinin bir kaç olumlu sözü, değerinden fazla büyüterek sahiplenmek yanlıştır. Kürt hareketleri bu nedenlerdendir ki yeteri kadar aydın ve akademisyenleri içinde barındıramıyor. Kendi amaçları için kullanamadığı aydın kesimi sahiplenmiyor. Halbuki direk olmasa da bu kesim belki mücadelede bayrağı en yüksekte tutan, duruşundan taviz vermeyen kesimdir. Bu kesim sahiplenmeli ve desteklenmelidir.
Okunmalı, tarihimizle, dilimizle, kültürümüzle siyasi geçmişimizle ilgili her kaynak okunmalı ki bu halk yaşasın. Ve nasıl bir gelecek istiyoruz zerine kafa yorulsun. Kürt sorunuyla ilgili her kitap, her roman, her gazete, her makale okunmalı. Ve kaliteli kasetlerimiz, müziğimiz dinlenmelidir. Son yıllarda bilmem nedendir, cimri bir halka da dünüşüyoruz. Bir gazete , bir kitap, bir kaset bile almıyoruz. Geleneksel misafirperverliğimiz bile darbe almış.
Bu halkın evlatları binlerce aydınımız, akademisyenimiz, sanatçı ve entellektuelimiz var. Bunlar bir şeyler yaratmaya çalışıyor, üretiyor. Ve emekleriyle bu halka bir şeyler kazandırmıştır, kazandırıyor. Yarın değerleri daha iyi anlaşılacaktır. Ama bu gün onlara değer vermek, sahiplenmek daha çok motive etmek açısından önemlidir. Tabii eğer bu kesim de yarın mezarlarının başında anılmak istiyorlarsa, onurdan taviz vermemeli ve oraya buraya savrulmamalı, yalpalanmamalı, bu halkın bir an evvel bu baskı ve eziyetten kurtulması için bir duruş sergilemeli ve teslimiyeti dayatmak, istemek yerine daha güçlü bir direniş için önayak olmalı. Yazar: M. Elî Tuysuz Tarih: 2010-07-01
|
|