Ankara'dan kopuş

Kürtlerin özgürleşememesinin ana nedeni dört parçaya bölünmüş olmasıdır. Diğer nedenlerin başında, Kürtlere ihanet ederek kurulan seksen altı yıllık Türk devletinin “tek dil-tek devlet-tek millet” ırkçı paradigması gelir. “Açılım”ın önünde engel gibi gösterilen Kürt hareketlerinin, özellikle PKK’nin, 30 yıllık bir geçmişi var. PKK sorunun çözümünü kolaylaştırmak için bağımsızlık talebinden vazgeçerek, özerklik talebinde karar kıldı. Oysa Kürtlerin, T.C. ile 86 yıllık bir sorunu var. Devlet Kürt halkına karşı akıl almaz bir düşmanlık beslemeseydi, 29 isyan süresince bir çözüm gerçekleştirebilirdi. Hükümet “Açılım”da samimi olmuş olsaydı DTP kapatılmaz, Kürtlerin en barışçıl siyasetçilerine yasak getirilmez ve seçim yoluyla göreve getirilen belediye başkanları tutuklanmazdı. Kürt halkının kültürel ve anadilinde eğitim hakkını anayasal güvence altına alırdı. Ve“Açılım’ın bir oyun olduğu anlaşılmaya başlandı. Kürtleri iradesiz bırakarak kurumlarını tasfiye amacı güdüldüğü gün gibi ortada.

Devlet Kürdistan’ı yaşanmaz hale getirmek için bu savaşı planlı bir şekilde sürdürdüğü gibi, hayatın her alanına da ambargo koymuş. İnanç, doğa ve tarihi mekanların turizme açmama, temel geçim kaynağı olan tarımı ve hayvancılığı işlevsiz kılma, üretime dönük ekonomik yatırımları yapmama ve yapanları engellemesiyle Kürdistan halkı açlık ve yoksulluk sınırında yaşıyor.

Dört binden fazla köyün tar û mar edilmesi ve ormanların yakılması, milyonlarca insanın göç etmesi, işsizlik, yoksulluğun hadsafhada olması yetmiyormuş gibi, BDP çalışanları ve belediye başkanlarının vandalistçe tutuklanması, milyonlarca oy alan DTP ve önceki Kürt partilerin yasaklanması aynı politikanın bir parçasıdır. Nazi kamplarını anıştıran manzaralar ve Kürt düşmanı linçsever faşist güruhların devreye sokulması Erdoğan ve hükümetinin marifetlerindendir. Şimdi açılım sahtekarlarıyla karşı karşıyayız. Anımsanırsa açılımcı Başbakan köyü yakılıp Batıya göç etmiş Kürtlere karşı faşistlerin pompalı tüfek kullanmalarını savunmuş, kadın çoluk çocuk demeden saldırıyı meşru kılan demeçler vermişti.

Bu ülkede vicdan ve akıl yenik düştüğünden tüm devlet kurumlarında kötülük üreticileri egemendir. Kürtler Ortadoğu’nun en kalabalık ve en köklü uluslarındandır. Uluslararası güçler Kürdistan’ın stratejik konumu ve topraklarının doğal zenginliği için sömürgecileri de aşan uzun erimli hesaplar içindeler. Kürtlerin genel özgürlüğü, Türkiye’nin işgal ettiği büyük parçanın özgürlüğünden geçtiği biliniyor.

Türkiye’de eşit, onurlu, adil bir ortaklığı ve barışı savunan demokrat devlet adamı ve kurumu olmadığı gibi, maalesef yakın gelecekte de olmasını sağlayacak ahlaksal ve düşünsel bir altyapıdan sözedilmeyeceği kesindir. Seksen yıldır Nazilere parmak ısırtacak marşlarla ve yalanlarla beslenen beyinlerinin zehirlenmesi ve kendisi olmaktan çıkarılması doğal bir sonuçtur.

Kürtler sinsi bir politikanın kıskacındadır. Bunca acıların yaşanmasından sonra Sönmez Köksal, devletin asıl fikrini açıkladı. ”kollektif haklar olmaz bireysel haklar olur,” dedi. Devletin asıl niyetini budur. Bireysel haklardan kasıt: mevcut statuko. Bu bu zat-i-şahanenin açıklamasını önemsiyorum, çünkü böylesi dandik cumhuriyetlerde istihbarat tüm kurumların üstündedir.

Bu anlamda her sınıf ve tabakadan, her parti ve kuruma kadar, Kürtlerin ulusal ittifak içinde Ankara ile tarihi bir hesaplaşma yapmadan kendilerine karşı saygınlık uyandırmaları mümkün görülmüyor.

“Türk Halkı ile Kürt Halkının birbirleriyle alıp veremeyeceği yoktur, çatı parti kurulmalı, halklarımız kardeştir” politikası kısır döngü ve aldatmacadan ibarettir. Çünkü Türk halkının kendisi olamadığı, vicdanı ile değil, 86 yıllık yalanların refleksiyle hareket ettiği için kafası dumura uğramış. “Kardeşlik” kandırmacasına karşı “Önce haklar, sonra kardeşlik” ilkesi esas alınsaydı ve Ankara meclisinden kovulurken Diyarbakır alternatifinde ısrar edilseydi, durum başka olurdu kanısındayım. Çünkü açılım kandırmacasından ötürü önümüzdeki genel seçimlerde AKP’de Kürdistan’da varlık gösteremeyince, jandarma ve polisle başbaşa kalmak çözümü kolaylaştıracaktır.


Yazar: Aydın Dere
Tarih: 2009-12-28


Bu Köşe Yazısının yer aldığı yer: Kurdistan-Post.Org (Com) Kürdistan'in Özgür Sesi
http://www.kurdistan-post.com

Bu Köşe Yazısı için adres:
http://www.kurdistan-post.com/modules.php?name=Niviskar&op=viewarticle&artid=2104