13 Kürt televizyonu

Uydu üzerinden yayın yapan 13 Kürt TV’si var.

Bu, 1992’de Azerbaycan’da Kürt dilinde ilk gazete yayınlanmasında görev almış ve gazetenin ilk sayısını ellerine alıp bir saat boyunca hüngür hüngür ağlamış benim gibi birisi için çok anlamlı bir sayıdır.

İlk Kürt uydu TV’sinin yayına başladığı dönemde Moskova’daydım. Deneme yayınlarının başlayacağı saati Avrupa’dan bildirdiler, frekansları da tabii ki. İşimizi gücümüzü bırakarak televizyonun önüne kurulduk, saatlerce bekledik, bir sürü arkadaştık. Televizyon ekranında kar tanecileri hızlandı; İsa’nın zuhur etmesini, Muhammed’in yeniden dünyaya gelmesini, Allahın kendi yüzünü İnsanoğluna göstermesi anını bekler durumdaydık. Ekranda “Medya TV“ yazıldı; İsa göklerden zuhur etti, Muhammed yeniden doğdu, Müslüman’ın, Hıristiyan’ın, Yahudi’nin, Budist’in… Allah’ı yüzünü bize gösterdi. Aynen öyle…

Allah’ı da gördük, İsa’yı da, Muhammedi de.

Birbirimize sarıldık. Özgürlüğe sarıldık. Kollarımız arasında “Kürdistan” diyerek arzularını bize emanet eden günahsız Kürdistan çocuklarının arzularına sarıldık. Bizden, duygularımızdan habersiz Amed’e, Hewler’e sarıldık.

Ben öyle sarılmıştım…

Televizyon meselesine döneceğim.

Yıllar geçti.

Allahın kararı ve Peygamberin rızasıyla “Kürt yüzyılı” olan 21. yy.la geldik. Halkımızın belli ölçüde itibarını kazanan önde gelenlerimiz, Allahın kararına uymak istemedi bir türlü. 2003’te Kürdistan bağımsız devleti ilan edilmeliydi!

Allahın kararı buydu.

2003 kafa karışıklığı dönemiydi, bari 2004’te Kürdistan ilan edilmeliydi! 2008’de Irak askerleri Xanagin’e girdiler, Kürtler tepkilerini dile getirmekle yetindi. Xanagin’e girmek, Kerkük’ü, “kaybettiniz” demekti. Güneyli Kürt liderleri bunu anladı, ama itiraf etmediler, edemezdiler; göbekten bağlılık kötü bir şey. Yine Kerkük’te olaylar çıktı, çıkarıldı diyelim, Kerkük yerel meclisi Kürdistan Federe devleti ile birleşme kararı aldı (daha doğrusu böyle bir denemenin provası yapıldı, ABD “hayır” dedi), Kürtler pes ettiler.

Musul-Hewler arasında 2003’te Mesut Barzani’nin kardeşinin Saddam’ın mı, Bush’un mu bombalarından bilinmez, ağır biçimde yaralandığı yerde durduk, şapkalarımızı çıkarttık.

Barzani aşiret federasyonundan 10 bine yakın kişinin Saddam tarafından yok edilişini de ağlayarak anımsarız.

Bedel ödeyen Kürt halkıdır.

Kuzeydeki durumlar bundan daha iç açıcı değil. Halkın iradesi var, örgütlendirilmiş halk kesimleri ayakta, bedel ödemeye hazır. Ödüyor da. Önderlik ise ne istediğini bilmiyor, öncüllük sakat!

Önderlik ve öncüllük “Kürdistan” kelimesini söylemeye cesareti gösteremeyecek kadar sakat ve çaresiz…

Kuzey yurtseverliği PKK patentli. PKK bunu hak etmiş; kan dökmüş, aç susuz kalmış, kafa çalıştırmış, yiğitlik göstermiş… Köşeden atanlar (onlar kendilerini biliyorlar) hiç alınmasın, ne de gocunmasın. Devamı var; Ne var ki, PKK on yıla yakın bir süredir, kendi değerine layık olmayan işlerin peşinde. PKK ile olmuyor, PKK’sız asla! İşimiz zor.

Beşikçi hocamız net ve doğru konuşuyor. “PKK büyük, çok büyük bir örgüt ama istemleri çok küçük” diyerek tarihi bir gerçekliği dile getirmiş. Öcalan’ın neden devlet istemediğinin mükemmel tespitini yapmış. (H.Bildirici’nin İ.Beşikçi ile söyleşisi. Kürdistan-post.)

Güney Batı Kürdistan, Kuzey’in ve Güney’in hizmetinde, onlara denilecek bir sözümüz olmaz. Onlar yaşamlarını kardeşe destek olma işine adadılar.

Doğu Kürdistan?...

Babamın kütüphanesinde bir kitap görmüştüm çocuk yaşlarımda. 1979 İran olaylarını anlatan bir kitapçıktı. Kapağında “Kürdistan” ve “Azerbaycan” yazılıydı. “Kürdistan” sözünün altında bir Kürt peşmergesinin fotoğrafı vardı, “Azerbaycan” kelimesinin altında kocaman bir soru işareti! 1979’da İran’da Kürtlerin ayaklandığını, Azerilerin İran iktidarına yattığını simgeliyordu. Doğu Kürtlerinin bir kesimi çeşitli Kürt örgütlerine katılım sağlayarak direnç gösteriyor. Geneli kendinden habersiz! Soru işareti şimdi de Doğu Kürdistan için geçerlidir.

Uydu üzerinden yayın yapan 13 Kürt TV’sine dönüyoruz.

Hiçbiri ULUSAL değil. (Yayınladıkları klam ve govendlere laf yok)

(Yayınladıkları klam ve govendlere laf yok)

Tamamı hizipçi, bölgeci ve aşiretçidir.

Bu TV’lerde çalışan tek bir kişi hizipçiliğe hizmet etmediği konusunda benimle tartışabilir mi? Yukarıda anlatmaya çalıştığımız anlayışların diktesi ile yürütülen TV’ler Ulusal olamaz.

 

Bazen elit kesimler için yazdığımı düşünüyorum ve bu bana azap veriyor. Bir işçinin, köylünün, devrimden uzak devrimcinin, benim gibi birisinin bu yazımı okumasını öyle istiyorum ki…

P.S. Kürdistan-post editörü önemli bir konuya değinmiş son yazısında. 2009 Mart’ında TC’deki yerel seçimlerde Diyarbakır belediye başkanlığına Leyla Zana’nın adaylığını koymasını arzulamış. Biz ise daha ileri giderek bu görevi üstlenmesini Leyla Zana’dan talep ediyoruz. Ve Leyla Zana’yı bu göreve talip olmaya ikna etmesi için DTP’nin… kendini aşacağına inanmak istiyoruz.

Sorun “Ulus” ise, sorun “Halk” ise, sorun “Kürt” ve “Kürtlük” ise.

Aramızda yasal ortamda “Kürdistan” deme cesareti gösteren tek kişi LEYLA ZANA!

Kendisi Amed’e yaraşır, Amed de kendisine.


Yazar: Hejarê Şamil
Tarih: 2008-11-25


Bu Köşe Yazısının yer aldığı yer: Kurdistan-Post.Org (Com) Kürdistan'in Özgür Sesi
http://www.kurdistan-post.com

Bu Köşe Yazısı için adres:
http://www.kurdistan-post.com/modules.php?name=Niviskar&op=viewarticle&artid=1568