Beşikçi hocamızın birkaç gündür yayınlanan yazı dizisini heyecanla okuduk. Bu yazılarda Kürt halkının yapması gerekenleri açık ve somut bir şekilde anlatmıştır.
Kendisine has üslubu ve özgür duruşuyla, adeta Kürt halkının duygu ve düşüncelerine tercüman olmuştur. Kuşkusuz bunu bütün hayatı boyunca yapmıştır.
Beşikçi hocamız bir ekoldür. Her yönüyle beni etkilemesine rağmen daha çok üç özelliği beni büyülüyor.
Birincisi ve en önemlisi O’nun bir politikacı olarak deyil, bir bilim adamı yaklaşımıyla değerlendirmelerini yapmasıdır. Bundan taviz vermiyor. Kitap ve yazılarında başka bilim adamlarınında böyle olması gerektiğini sık sık vurguluyor. Herhangi bir etki altında kalmadan ve hiçbir bireysel beklenti gütmeden ve en önemlisi devletin tavrına karşı, inatla varolan gerçekleri söylemek ve gerekli önerilerde bulunmak, hocamızın başta gelen özelliğidir. Nitekim hayatının önemli bir kısmını hapishanelerde geçirmesi, bu tavrının bir sonucudur.
İkincisi; hocamız eleştirilerini yaparken, eleştirdiği düşüncenin sahibini kendisine hedef olarak almaması. Sadece düşünceyi eleştirir. Hele hele birçok kişinin farkında olmadan karşı tarafı düşürmeye, yıkmaya çalışarak ve bunu bir merdiven haline getirip bir yerlere varma gibi bir tavrı hiç yoktur. Bilakis eleştirdiği kişinin düşünce ve emeğini sayar. Yaptığı önerilerle, ona dahada önem verir ve misyonunu hatırlatır. Hocamızın en son eleştirileri buna örnektir.
Üçüncüsü ve yine Hocamızın bir o kadar önemli olan yönü, kullandığı dildir. Değerlendirmelerini yaparken, sözcükleri seçerek kullanır. Büyük eleştirilere hatta depremlere neden olacak nitelikte olan yazılarında, hiç bir şekilde duygu yüklü ve ağır kelimeleri kullanmaz, keskin ve suçlayıcı dikotomilerden kaçınır, bireysel polemiklere girmez. Gayet açık, sakin ve sade diliyle, her kesime hitap eder.
Yaptığı son değerlendirmelerde hocamız, Kürt halkının ve öncü güçlerinin beyin olarak özgür olması gerektiği konusuna yoğunlaşmıştır. Daha önce dünyanın hiçbir yerinde uygulanmamış ancak Kürt halkı için önerilen, oysa karamsarlığa neden olan yeni teori ve toplumsal modelleri savunup bu karamsarlığı derinleştirmektense, her halk için geçerli olan ve uygulanan evrensel değer ve yapılanmaların Kürt halkı için de mutlaka uygulanması gerektiğini inatla ifade etmesi çok önemlidir. Kürt halkının buna ihtiyacı var.
Aynı zamanda Kürt halkının kesinlikle öncülerinden istediği de budur.
Siyasi anlamda Hocamız daha çok illegal zeminde sürdürülen faaliyetlere deyinmiştir. Elbette Kürtlerin belirleyici gücü bu kesimdir. Ancak, Kürtlerin şuan legal zeminde faaliyet yürüten tek partisi olan DTP’nin nasıl bir rol oynaması gerektiği konusunda düşüncelerini merak ediyorum. Örneğin DTP’nin federasyon gibi bir yapılanmayı esas alması, böylece daha geniş bir kitleyi kucaklamasını sağlayarak, hem içerde hemde dışarda daha yararlı sonuçlara ulaşamaz mı?
Merak ettiğim başka bir konu, diyaspora Kürtleri için neler söyleyebilir Hocamız? Bunların konumu nasıl ve bu süreçte nasıl bir rol oynayabilirler? Bir de özellikle Avrupa’da bulunup, yapılan hiçbir şeyi beğenmeyen bir kesim var. Kürt halkı ve öncü güçleri kendisini bunlara nasıl beğendirebilir acaba? Veya beğendirmek mümkün mü?
Ayrıca (özellikle) Avrupa’da PKK’nin dışında küçükte olsa, kendi güçleri oranında çalışan kesim(ler) ve Kürt şahsiyetleri var. Bunların mecliste bulunan tek Kürt partisi, DTP’ye olan yaklaşımları nasıl olmalıdır?
En önemlisi, Kuzey Kürdistan’da irili ufaklı bütün oluşum, şahsiyet ve aydınların birbirine olan ilişkileri nasıl olmalıdır?
Sayın Beşikçi Hocamız ve sayın Hasan Bildirici, bu değerli açıklamalar için size çok teşekür ederiz. Her ikinizin de eline ve yüreğine sağlık. İyi ki varsınız.
Dilerimki bu açıklamalar, Kürt halkına ve öncülerine ışık tutar.