Sayın Erdoğan siz şu anda kanlı ve kirli bir Cumhuriyetin Başbakanısınız, ben ise siyasi bir Kürt sürgünü, ikimiz eşit şartlar altında değiliz, ayrı yerlerde duruyoruz.
Bütün bunlara rağmen size söylenecek birkaç sözüm var;
Bu Cumhuriyetin kirli ve kanlı olduğunu söyledim. Koçgiri, Şeyh Sait, Ağrı, Zilan dahil olmak üzere otuz altı Kürt başkaldırısının tarihi bunu çok açık doğruluyor, bir yüzü katliam, bir yüzü sürgündür bunların. Buna rağmen tükenmedik. Kürt halkı varız ve buradayız dedi. Tek parti diktatörlüğü böyle geçti. 1950’lerde demokrat parti Güney Doğu dediğiniz Kuzey Kürdistan’ı yasak bölge olmaktan çıkardı, bazı Şeyh veya Ağa çocuklarını parlamenter yaptı. Bu bir şirinlik muskası idi. Sorunu çözmedi. Bütün baskıya rağmen ‘’kırk dokuzlar’’elli yılların sonunda, Devleti, hükümeti, Başbakanı ve ırkçı parlamenterleri protesto etti, gözaltına alındı, hapis yattı, casusları yargılayan askeri siyasi mahkemelerin önünde kimliğini ve Kürtlüğünü savundu. Biz varız, buradayız dedi.
Bu elli yıllık yakın tarihi okumanızı dilerim, gerçi İmam hatip okullarında bunu okutmuyorlar, ama resmi tarihin dışına çıkın müşavirleriniz size birkaç tarih kitabı getirsinler.
Sayın Başbakan, altmışlı-yetmişli yıllarda da Kürdün direnişi bitmedi, Kontrgerillaların kapısını Ziverbey Köşkünde biz Kürtler açtık, işkencelere uğradık, yetmiş askeri darbesinde yine cezaevleri Kürtlerle doluydu. Bir çoğu işkence gördü. 12 Eylül askeri darbesinde Kürt halkının yiğit, kahraman çocukları Diyarbakır zindanında tarih yazdılar. Çok yakında seyrettireceklerdir. Sayın Başbakan, bizler ölmeyi bildiğimiz kadar yaşamayı da biliriz, ancak onurlu bir yaşam için ölünür. Bize hep ölümü kefen biçtiniz, ama biz dayandık. Ondan dolayıdır bu Cumhuriyete kanlı dediğimiz. Bu Cumhuriyet Kürt halkından özür dilemedikçe, bu damga hep üstünde olacak. Sizin işiniz kolay değil Sayın Başbakan, Ortadoğu’da çözümü gecikmiş Kürt sorunu haklı bir sorundur. DEP savunmasının sonunda DGM heyetinin yüzüne karşı söylediğim cümleyi sizin için tekrar ediyorum ‘’ Mahkemenizin kararı ne olursa olsun, tarih biz Kürtleri BERAT ettirecektir, demiştim. Size söylüyorum, BİZ KÜRTLER dünden BERAT ettik, bunu tarihe not düştük.
Sayın Başbakan Obama gibi Harvart mezunu olmadığınızı biliyorum. Sizi küçümsediğimden değil, sömürgeleştirdiğiniz Kuzey Kürdistan’ı artık yönetecek durumda değilsiniz. Eğer tarihe eğilip bu son elli yılı bilseydiniz; Demokrasi ve hukuk kapıları üstlerine kapanan Kürtlerin dağa çıkmaktan başka yolları olmadığını görecektiniz. Bugün bu kanlı savaş olmayacaktı. Bizi yönetemiyorsunuz, çekip gideceğiniz yer yok, biz bu toprakların asil sahibiyiz. Romanya göçmeni Demirel, Kürt realitesini tanıyoruz dedi, Gürcü Mesut Yılmaz, Avrupa yolunu Diyarbakır’dan geçirdi, melez Tansu Çiler, Bask Modelinden bahsederek; Doğan Güreş, Mehmet Ağar, Abdulkadir Aksu’larla zamana yayılmış son Kürt katliamını tezgahladılar.
Size kötü haberim var, bizler, İnönü, Menderes, Celal Bayar, Demirel, Suat Hayri Ürgüplü, Nihat Erim, Özal ve Ecevit dönemlerini gördük, Kürt çocukları artık tarih okuyorlar ve tarih yazıyorlar, biz mutlaka ve mutlaka kazanacağız, bunu bilmenizi istiyorum.
Ziya Paşa’nın dediği gibi ‘’Sabah olur, Sabah olacaktır’’ geceler Tûlû-Haşre kadar sürmez ( sonsuza kadar).
İki yüzlülük yaptınız, tarihle yüzleşemediniz, sorunu çözecek adımlar atmadınız, korktunuz, Kürtleri hayal kırıklığına uğrattınız, artık inancımız yok. Fikri için, halkı için, davası için, kelle verenleri son elli yolda çok gördük. Türkiye’nin yeni adamlara, yeni siyasetçilere ve yeni yeni tarih yapanlara ihtiyacı var, Obama ‘’değişim’’ dedi, iktidara geldi. Rahmetli M.Ali Aybar’la meclise giren onbeş sosyalist milletvekili her konuda meclisi salladı. Fazla bir becerisi olmayan meclisteki ağzı var, dili yok Kürtlere kabadayı tavrı takındınız. Acaba yirmi tane başka Kürt olsa bunu yapabilir miydiniz? Bu Kürtlerin son tarihi hatasıdır.
Partinizin kurucusu, başyardımcınız, Dengir Fırat en azından Kürtlere kötü muameleyi reva görmeyen bir Kürttü, zaman zaman siz kendisine Kürt sorununa karışmayın, demediniz mi ? Peki bu ülkede sağda , solda İslam’da, politika Kürtler için yasak mı ? Böyle devam edip gidemez bu aldatmaca, Cumhuriyetin son döneminde Kürtler inkara, imhaya, aşağılamaya hayır dediler. Kürt sorunu Türkiye’nin ölümcül sorunudur. İşiniz zor, şahsen yerinizde olmak istemezdim. Bu sorun bayramlık ve idamlık cübbeler giyme sorunudur. Özgürlüğe kavuşan Güneyli Kürtler kendilerini size kabul ettirdiler, artık vazgeçilmez komşunuzdurlar. Kuzey Kürdistan’da ister istemez bu sorun resmi devlet ideolojisini ve yönetiminizi aşmıştır. Çaresizlik içinde kıvranacağınıza çözüm için adım atın, Kürtler barışa diyaloga gelin. Savaş dursun, sonra silahlar sussun, savaşan sadece Kürt tarafı değildir. Eğer demokrat ve Kürtlere hak veren bir Anayasa yapabilirseniz gerisi gelir Türkiye kurtulur, yapamazsanız bırakın çözmeye niyetli olanlar gelsin.
Halkımızın politik yükselişi bize umut ve yaşam sevinci veriyor. Gelecek bizimdir Sayın Başbakan