Türk, Kürde düşmandır

Sahtelik ve sahtekarlık çürütür. Ruhu, maneviyatı, düşünceyi, bedeni çürütür.

Kuzey Kürdistan halkının bir kesimi son günlerde çürümeye, çürütülmeye hayır diyerek yeni bir direniş başlatmıştır. Sonuçları olmalıdır.

Sahte dostluk ve kardeşlikten gerçek ve erkekçe düşmanlık elzemdir.

Kürdlerin önemli bir kesimi sahte kardeşliğe hayır, gerçek düşmanlığa evet dedi bu günlerde. Ben Kuzey Kürdistan direnişinin böyle okunmasını öneriyorum.

Sahte kardeşliğe karşı yürütülen Kuzey Kürdistan ayaklanması kutlanmalıdır. Çünkü Kutsal bir direniştir. Sadece bize düşman gözüyle bakanların değil, kendimizin kendimize karşı yaptığımız sahtekârlığa karşı bir direniştir. Kendi elimizle kendi içimize attığımız sahtekârlık tohumlarının yeşeren dallarını gene kendi ellerimizle söküp koparma çabasıdır.

Direnişin yansıyan gerekçesi hiç mi hiç önemli değildir.

Yıllardır, “Kürdler ve Türkler kardeş midir?”, “Böyle kardeşlik olur mu?”, “Kardeşlik böyle olmaz!”, “Kardeş böyle yapar mı?” ifadeleriyle Kürdler üzerindeki Türk devlet zulmüne, Türk ırk devletinin izzeti nefsimize hakaretine duygusal isyanımızı dile getirdik.

Dostluk, kardeşlik, hoşgörü, hümanizm duygusunun ve namuslu insan olmanın verdiği güçle bağırdık, haykırdık, sızladık, ağladık, küstük, direndik, yıkıldık, kalktık… Gine “kardeşiz”, “kardeşsek, gereğini yapalım” dedik. Kaybettik, altta kalmaya devam ettik.

Yeter artık!

İşte sulandırılan, bilerek ve bilmeyerek sulandırdığımız “yeter!” ve “bese!” kelimeleri şimdi anlam kazanıyor. Bari kazanan ve yüce direnişle halka kazandırılan bu anlamı bir süre sonra kasaba politikacılığı ile çürütmeyelim. Allah aşkına, ne olur…

Biz tarihin ötesinden, berisinden gelen bir halkız. Direnmeyip, mücadele etmeyip günlük yaşam kaygılarımızla baş başa bir yaşam sürdürsek bile, “ebediyete kadar olan cumhuriyetten” milyon yıl daha fazla ebedi yaşam sürdürme olanağına sahibiz. Çünkü biz hasız, asılız. Tek bir “Berîvano” klamımız bile TC devletinin tüm erkânından daha kuvvetlidir, daha ebedidir; anlayana, yaşayana ve yaşatana.

Kişi olarak kaybetmemiz, halkın kaybetmesiyle eşdeğer değildir. Bunu bilelim, söyleyelim, anlayalım, anlatalım. Dürüst davranalım.

Şunu da klasik ve gerici bir söylem olarak algılamayın lütfen; düşmanlık erkek işidir! Düşmanlığın sahtesi zor yapılır. Dostluk da erkek işidir, evet. Ama sahtesini, taklidini yapmak daha kolaydır.

Kürdler ve Türkler yıllar boyunca sahte dostluk ve kardeşliğin kirli oyunu oynadılar. Kürdler oynatıldı daha doğrusu. Hakaret olacak ama söylemek zorundayım. Rusların bir sözü var; bir kadına bir erkek fazladır ama iki erkek azdır... Bir insanın ırzına bir defa geçilir, ikinci kez de geçilir belki. Üçüncü ve dördüncü ırza geçmek değil, alışkanlık olur artık… Her iki taraf için de. Kürdler tecavüzcü Türk kardeşliğinden, bu anlayıştan, hatta politika namına bile olsa böylesi bir söylemden kurtulmak zorundadır. “Namus meselesi” işte tam da budur.

Kürd Türkle gerçekten dost, kardeş olmak istedi ama Türk Kürde karşı hep düşmanlık yaptı. Alışmıştır, “ebediyete kadar” yapacaktır. “Ebediyete kadar” olan Türk cumhuriyetinin Kürdün inkarı, imhası, Kürde ırz düşmanlığı üzerinde kurulduğu hep söylenmiyor mu? Bunu “kardeşiz” diyenler de az söylemediler. “Ebediyete kadar” olan cumhuriyet, ebediyete kadar ırz düşmanlığı yapacaktır, yapmak zorundadır. Hamuru böyle yoğrulmuştur çünkü. Irzımıza geçenlere “kardeş” diyecek kadar namussuz olamayız!

Düşmanlık erkek işidir, demiştik. Türkün Kürde karşı düşmanlığı dostluk kılıfında, dostluğu düşmanlık kılıfında oldu her zaman. Dostluğu dürüstçe, düşmanlığı erkekçe olmadı.

Türk (veya Türklük) Kürde düşmandır. Bunu bileceğiz ve dolandırmadan, kelimeleri buruşturmadan, mızmız yapmadan söyleyeceğiz. Namuslu olacağız yani.

“Türk” derken, kendini “Türk” olarak tanımlayan insanların tamamını, yanı “halkı” kastetmiyoruz kuşkusuz.

Kelime olarak “Türk” ve “Türklüğe” yüklenen anlam ve bu anlam altında yürütülen politikalar ve atılan adımlar ırkçı, faşizan, gayri insani, tecavüzcü olmuştur, olmaktadır.

20 milyon insanın varlığını yasaklar altında tutmak, dilini özgürce kullanmasına engel olmak düşmanlık değil midir? Bunu yapan Türklük üzerinde inşa edilmiş Türk devletidir.

Dünya haritasını karşınıza koyun; Kürdistan dışında milyon demiyoruz, yüz bin insanın yaşadığı herhangi bir toprak parçasında ana dilde okul olmayan bir arazi gösterin. Gösteremezsiniz. 21. yy.da böyle bir insanlık ayıbı düşmanlık değil midir?

3 milyon Kürdün “önderimdir” dediği, milyonlarca insanın sevmese dahi, yüreğinin derinliğinde yaşam koşullarına üzüldüğü bir kişiye hakaret ederek milyonların duyguları ile oynamak düşmanlık değil midir?

Neyin namına olursa olsun, insanların bin yıllar boyunca üzerinde yaşadığı topraklarda onların ruhunu, düşüncesini, anılarını, sevincini, üzüntüsünü, yaşantısını, her şeyini ama her şeyini yansıtan köylerin, kasabaların, nehirlerin, dağların, çiçeklerin, ağaçların, ormanların isimlerini değiştirerek sahteleştirmek insanlıktan kamını almamaktır, açıkça kepazeliktir. Düşmanlığın daniskasıdır.

Kürdün alın terinden, emeğinden, gönlünün en derin kuşelerinden süzülüp gelen, acısının, ağrısının, derdinin, sevincinin, hoşnut anlarının ilme ileme örüldüğü şarkıları “türkçeleştirip” “türk değerleri” olarak yansıtmak; soysuzluktur, utanmazlıktır, küstahlıktır, arsızlıktır, hayasızlıktır, düşmanlıktır.

 

Bunları Kürdlerin kanı üzerinde kurulmuş devlet ve onun koruyucuları yapıyorlar.

Böyle bir devletin “bayrağına” bayrağım, “milletine” milletim demekten utanmayan her kez; Kürd olsun, Türk olsun, Çerkez olsun… Kürdün düşmanıdır. Bunu her kese anlatmamız lazım.

Anlata bilmek için önce anlamak gerekir.

Bir Kürde “Sen Türksün” diyen her kesin, ama her kesin en yumuşak ifadeyle terbiyesiz bir yaratık ve azlı düşman olduğunu anlamak çok mu zordur?

Kürdün Türklüğünü politik gerekçelerle kabullenerek “Kürdlük mücadelesi” vermek, en azından aylaklıktır. Sen Afrika’dan Balkanlara kadarki bir arazide milyonların kanını dökerek şer imparatorluğu kurmuş, şimdi onlarca etnik topluluk hesabına “millet” olmuş bi anlayışı kandıracağını mı düşünüyorsun? Bu kadar aptallık olur mu? Çizgiler keskin olmadıkça en ufak bir gelişme bile kat edilemez. Bunu anlamak çok mu zordur gerçekten?

Bazı arkadaşlar “Türkiye ve Kürdistan gerçeği çok farklıdır” diye muğlâk ifadelerle akıl vermeye çalışıyorlar. Çok gülünç ve yakışıksız bir ifadedir bu. Gerçekler oldukça basit ve anlaşılırdır. Karmaşık olan yalanlardır. TC devletinin Kürdü insandan saymadığı gerçeğinin “farklı” ve anlaşılmayan tarafı nedir Allah aşkına!?

“Türkiye ve Kürdistan gerçeğinin” farklılığı; bir az da sabahtan akşama kadar bir parça ekmek için alın teri döküp akşam evinde Türk TV’leri önünde heyecanla evlendirme programlarını seyreden, Sibel Can’ın “Berivano” şarkısını dinleyip ağlayan, “Tek Türkiye” dizisine bayılan, İbo Şow’lara ağzını ayırarak bakan, gece saatlerinde ise Türk bayraklı arabalara “Molotof” kokteyli fırlatan zavallı Kürdlerin varlığı değil midir? Böyle zavallı Kürdleri TC yarattı ama onların en sadık yardımcıları da “kardeşlikten” dem vuran Kürd önde gelenleri oldu. Yalan mıdır? Yoksa anlaşılmadı?

Bir de Ertuğrul Özkök (Hürriyet) gibi ABD’deki siyah-beyaz kardeşliğine “bayılan” içi-dışı sahte Türk “demokratları” var. Onlar tehlikeli. Türk cephesindeki en sahte “kardeşlerimiz” de Özkök gibileridir. "Bir Kürt’ü seçer miydiniz?” diye başlığı kulağa hoş gelen yazı yazmış. Öyleleri hiç 20 milyon insanın insanca yaşama hakkının elinden alındığı gerçeğini dile getirmez. Kelime oynatmakla kafaları şişirirler. Hiçbir namuslu Kürt senin kirli cumhuriyetinin cumhurbaşkanı olmak istemez, sayın Özkök! Bizler kendi cumhuriyetimizin başkanı olmak istiyoruz. Demokrat kılıklı Türk devletçilerinin ABD ile TC’nin kıyaslanması endazesizliğine şaşırmıyoruz ama şunu anımsatmakta fayda görüyoruz: İnsanda biraz hayâ olur. Hiç eş… le deve kıyaslanır mı?

Laf çoktur. Ama gerçek budur ki;

Erkekçe düşmanlığa “Evet!”. Sahte dostluğa ve kardeşliğe “Hayır!” demedikçe halimiz yaman.

Amed, Dersim, Wan ve Hakkari’de TC başbakanının gelişine karşı kepenkler kapatıldı, taş atıldı, lastik yakıldı, araba camları kırıldı. Şimdi ise TC cumhurbaşkanı Kürdistan “fethine” hazırlanıyor, ülkemizin başkentine gidecek. Eğer Gül (devlet), Erdoğan’dan (hükümet) daha az bir tepkiyle karşılanırsa, DTP …kasaba politikacılığı yapıyor diyeceğiz.

 

Ve devam edeceğiz …


Yazar: Hejarê Şamil
Tarih: 2008-11-08


Bu Köşe Yazısının yer aldığı yer: Kurdistan-Post.Org (Com) Kürdistan'in Özgür Sesi
http://www.kurdistan-post.com

Bu Köşe Yazısı için adres:
http://www.kurdistan-post.com/modules.php?name=Niviskar&op=viewarticle&artid=1548