Beşikçi ile sohbet

Epeyi zamandır değerli Hocam İsmail Beşikçi ile Kürt sorunu, tıkanıklıkları ve çözümü üzerine mektuplaşıyorduk. Daha doğrusu kendisine Kurdistan-Post okurları için bazı sorular yönelttik. Bu soruları yöneltip cevapları alırken bu durumun hüzünlü bir yanını keşfettim. Türk ırk devleti, Kürt halkına sadece stratejik düşmanlık yapmakla kalmıyor, Kürt özgürlüklerinin savunucusu dost ve arkadaşları birbirinin yüzüne hasret kılıyordu.

İsmail Beşikçi, Kürtlük üzerine değil; Türklük üzerine yazıyor olsaydı şu anda Türk ırk sisteminin bir numaralı kültür insanı ilan edilecekti. Kürtler üzerine yazdığı için en değerli onlarca yılı kendisinden gasp edildi. Dostları ve arkadaşlarıyla arasına engeller kondu.

Kürt halkının hak ve özgürlüklerinin savuncuları darmadağın edildi. Öldürüldü, zindanlara atıldı, sürgünlerde vatansız bırakıldı. Atalarımızın gömülü olduğu topraklar, bağımız, bahçemiz alçaklığın hüküm sürdüğü ölüm tarlaları haline getirildi. Son kez beşikte görüp ayrıldığımız kardeşlerimiz evlenerek saçlarını ağarttılar.

Türk devleti hakimiyeti altındaki yaşam, gerçekle düşün bir birine karıştığı kalıcı bir kabusa dönüştü.

Türk ırk sistemi aynı zamanda kendi kabuslarını da yarattı. Kürdistan’ı çevreleyen sömürgeci tel örgülerde tamiri olanaksız gedikler açan İsmail Beşikçi Kürtler konusunda Türk ırk devletinin kabusu halini aldı. Bir insan için ırkçılığın kabusu olmak en yüce insanlık payesi olsa gerek.

Yıllar önce bir film izlemiştim. İkinci Dünya Savaşı sonrasını anlatıyordu. Yaşlı, sevecen bir Yahudi, milyonlarca soydaşını ölüme götüren kaçak Nazi savaş suçlularının peşindeydi. Bu adam, Latin Amerika’nın gözden uzak köşelerine kaçıp sığınmış Nazi cinayet elemanlarının izini sürüp yakalatıyordu. Katiller estetik ameliyat dahil, her türlü tedbiri almışlardı. Kaçırdıkları paralarla mafya türü karanlık ve lüks bir hayat sürüyorlardı. Ama o yaşlı adamın varlığı, emirlerinde onlarca paralı koruma bulunduran katilleri ürpertiyordu. Oysa o yaşlı adamın kendini savunacak bir sopası dahi yoktu.

Katiller kaçıyor, o kovalıyordu.

Katiller sonunda tek tek korku ve panik içinde bu yaşlı adamın ayaklarının dibine düşüyordu.

Türk ırk devleti ve yöneticilerinin durumu Nazi savaş suçlularını anlatmaktadır.

Tepeden tırnağa suçludurlar ve Kürt kanına bulaşmışlardır.

Siyaset ne der bilinmez, ama Türk, Kürt veya başka ırk ve kültürden insanların bir arada yaşamasını bu kadar zorlaştıran ve onları birbirine düşman haline getiren devşirme Türk ırk sisteminin kabusları olacaktır.

Onların rütbe ve makam hırsızı katil ruhlarının bu dünyada huzur yüzü görmesine müsaade etmeyenler her zaman çıkacaktır. Onlar, sürekli tehdit edilen yaşamlarını bir gün, bu ırkçı güruhun ayakları altına atmaları gerektiğinde bundan çekinmeyeceklerdir. Ve onlar her defasında şu sözü onlarca koruma arasında gezen Kürt halkının düşmanlarının suratına her yerde haykıracaklardır:

“Hazine desteksiz, sürgün ve ölüm tehdidi altındaki korumasız halleriyle onlar sizden korkmamaktadırlar. Asıl siz bir sopası dahi olmayan o fikir cesuru insanlardan korkmaktasınız. ”

Bu sohbet aslında Kürt sorununu oyalayarak çürütmek isteyenlere de bir cevaptır.

Birkaç gün aralıklarla beş-altı bölüm halinde İsmail Beşikçi köşesinde yayınlanacak bu sohbette Beşikçi’nin her konuda görüş ve önerileriyle karşılaşacaksınız.

Bu uzun sohbet için bize zaman ayıran İsmail Beşikçi’ye ayrıca teşekkür etmek istiyorum.

Beşikçi ile yaptığımız sohbet yarından itibaren Kurdistan-Post’ta...


Yazar: Hasan Bildirici
Tarih: 2008-10-31


Bu Köşe Yazısının yer aldığı yer: Kurdistan-Post.Org (Com) Kürdistan'in Özgür Sesi
http://www.kurdistan-post.com

Bu Köşe Yazısı için adres:
http://www.kurdistan-post.com/modules.php?name=Niviskar&op=viewarticle&artid=1539