Kapitalizm ve iktidar olgusu

İnsanın düşünsel ve ahlaki oluşumunun temelinde toplumsal gerçeklik vardır. Toplumsal yapıya damgasını vuran üretim ilişkisi ekonomik yapıyı belirlediği gibi, insanların ahlaki, kültürel, politik ve felsefi görüşlerini de biçimlendirir. Küresel kriz yoksulluğu çok derin boyutlarda yaşatsa da; eşitsizlik ve adaletsizlik, ezen ve ezilen ilişkisi çağımızda farklı bir hal aldı. Ne önceki toplumlar ve ideolojiler ne de sermayedarların iktidarı olan kapitalizm sosyal adaleti getirmedi, getiremez de.

Amerika’dan başlayarak yaşanan derin ekonomik buhran, kısa sürede etkisini tüm dünyada göstermeye başlarken, Marx’ın kapitalizm hakkındaki düşünceleri muhafazakarlar tarafından bile yeniden tartışılmaya başlandı. Bu bir umut, bir alternatif ya da bir çaresizlik olarak ta algılanabilir. Ezen ile ezilen, zulüm eden ile zulme uğrayan, zengin ile yoksul hep vardı. Akıl geliştikçe üretim ve sosyal ilişkileri değişen insan, eşitlik ve hak arayışını sürdürürken onarılması asla mümkün olmayan kanlı savaşlar yaşadı… Mutluluk egemen olsun diye ölüp gidenler, hayal kırıklığına uğrayanlar ve kanlı savaşların bedelini nesiller boyu ödeyenler hep oldu. Hâlâ milyarlarca yoksulun yaşadığı bir dünyadayız. Demokrasi düşüncesi geliştikçe, hukuk ve sosyal devletler çoğaldıkça iyileşmeler oldu, fakat bölgesel kaldı. Yoksulluk, insanın yaşamının temel ihtiyaçları için gerekli olan yiyecek, içecek, giyim, barınma gibi asgari düzeydeki ihtiyaçların karşılayamayıp açlık çekme durumu olarak açıklanır. Fakat bununla sınırlı değil; insanca bir eğitim hakkı, iş ve aştır insanı onurlu kılan…

Yedi milyara dayanan nüfusuyla dünyamız bilim insanlarının hesaplamalarına göre toprağı, suyu, her türden zenginlikleri dengeli,eşit ve adil kullanılması durumunda otuz milyar insana yetecek kadarmış. Oysa yedi milyara dayanan nüfusuyla milyarlarca yoksulu olan bir dünyadayız. Üstüne üstlük aşırı tüketim ve doğanın kadrini bilmezlik, dünyayı çöplüğe çevirirken, bir çok hayvan ve bitki türleri kaybolup gidiyor. Tüm bunların temelinde adaletsizlik ve ahlaksızca sömürü vardır.

İnsanın insan üstündeki tahakkümü ve sömürüsü adaletsizliğe dayandığı kadar, ahlaka da dayanmakta. Kant. “Sana yapılmasını istemediğini, sen de başkasına yapma.” Kant’a göre insanlar aynı zamanda genel bir yasa ve evrensel bir kural olmasını isteyecekleri bir kurala göre hareket etmelidir” düşüncesinde ısrarcıdır. Dünyayı filozoflar yönetseydi, hiç kuşkusuz daha adil bir dünya olurdu.

Kârı esas alan mutlu bir azınlığın dünyayı savaşlarla, silah tüccarlığıyla her elli yılda bir altüst ediyor. Dünyanın hâlâ bir çok bölgesinde esaret altında ki halk ve azınlıklar inim inim iniliyor. Başkası üstündeki egemenlik ve ilkel milliyetçilik insan ruhuna öyle bir işlemiş ki, gözünü kırpmadan kıyımlar yapabiliyor. İktidar kavramının içeriği ne kadar açılırsa açılsın azdır. İnsan genlerine işleyen iktidar olgusunun en iyi analistleri Faucault ve Canetti’dir. İktidar olgusunun farklı bir biçimini yakın tarihimizde Irak’ta ve Yugoslavya’da gördük. İktidarı elinde tutanlar diğer halklara yaşam hakkı tanımayınca, onarılmaz acılar doğmasına yol açtı. Bir üretim ilişkisi olan kapitalizm yani sermaye, iktidarını korumak için yapmayacağı yoktur.

Planetimizde kapitalist üretim ilişkilerine dayalı egemen sistemlerin adaletsizliğinden ve ahlaksızlığından kaynaklı yoksulluğun ve eşitsizliğin boyutlarını global görebilmek için uluslararası kuruluşların sonuçları önem taşımaktadır. Ulusal düzeyde yapılan gelir dağılımı araştırmalarında minimum gelir esas alınmakta ve bu gelirin altında olanlara “yoksul” denilmekte. Dünya Bankası Dünya nüfusunun yarısı, yani 3 milyardan fazla insan günde 2 dolardan daha az, 1,5 milyar insan da 1 dolardan daha az bir gelirle “yaşıyor”. Buna karşılık dünya nüfusunun yüzde 10’u, dünya toplam gelirinin yüzde 70’ini alıyor. 800 milyon insan aç yaşıyor. Yılda 11 milyon çocuk açlıktan ölüyor.
Afganistan’da günlük ortalama gelir 50 cent, Etiyopya ve Kongo’da ise 40 cent. Bir milyardan fazla insan bir doların altındaki geliriyle yaşam savaşı veriyor.
Nüfusun ilk %20’lik dilimi milli gelirden %54.88 pay alırken son %20’lik kısmı milli gelirden %4.86 pay almaktadır. Küresel kriz çoğumuza yeniden yoksulluğu anımsattıysa da yoksulluk, eşitsizlik, adaletsizlik, ezen ve ezilen ilişkisi farklı bir hal aldı.

Sorun insanın ahlak, eşitlik, adalet duygusu ve düşüncesindedir. Her sistemin ahlakı vardır. Maddi kârı tüm değerlerin üstünde tutan kapitalizm ahlaksızdır. Bu sistemde tuhaf bir gariplik vardır. Amerika’da bir banka iflas edince dünyadan haberi olmayan Çorumlu çoban ve Kamboçya’daki pirinç üreticisi açlık sıtmasına tutuluyor. Savaşların temelinde çıkar ve kâr güdüsü vardır. Savaşları körükleyen cahil, gözü dönmüş sermayedarların aracı haline gelen insanlığın umudu fırsat eşitliğini sunan ,doğaya ve insana önem veren gelişkin demokrasidedir.


Yazar: Aydın Dere
Tarih: 2008-10-28


Bu Köşe Yazısının yer aldığı yer: Kurdistan-Post.Org (Com) Kürdistan'in Özgür Sesi
http://www.kurdistan-post.com

Bu Köşe Yazısı için adres:
http://www.kurdistan-post.com/modules.php?name=Niviskar&op=viewarticle&artid=1536