Üç konsept: AKP, PKK, TSK
Önümüzdeki aylar, bu üç gücün kendilerince yeniden belirleyecekleri konseptler ile hayat devam edeceğe benziyor. AKP öncelikle yerel seçimlerde yüzde elli onarını elde ederek, Diyarbakır, İzmir gibi büyük şehir belediyelerini de alarak iktidarda güven tazeleme peşindedir. Dış politikada Kafkasya, Suriye- İran ve İslam ülkeleri nezdinde bölgesel bir güç olduğunu ispat etmeye ve inisiyatif olmayı hedefliyor. Bu konuda başta genç ve faal Cumhurbaşkanı Abdullah Gül yeni bir Türk Cumhurbaşkanı portresi çizmeye çalışıyor. Demirel ve Korutürk’e benzemiyor. Ataklığı biraz Özal varidir. Silahlı kuvvetlere güven vermeye çalışmaktadır. Bütün iktidarlar uzun sürede yıpranmışlar. Hele Türkiye’de üçüncü iktidar dönemini tamamlamış parti yok gibidir. Cumhurbaşkanlığı seçiminden yorgun ve galip çıkan AKP başta ihracat olmak üzere ekonomide başarı kaydetmiş. Bir yer altı darbe örgütü olarak örgütlenen ve güvenlik güçleri takibinde olan ERGENEKON operasyonununda A.B.D ve AB damgalı olarak silahlı kuvvetlerle anlaşmış ve tutuklamalar tezgaha konmuştur.

İddianameler ve ithamlarla kirli işler, çetecilik, silahlanma, Jitem, Hizbullah ve devletin öldürdüğü yüzlerce aydının kirli katliamı ortaya dökülmüştür. Bunlar çok ciddi iddialar ve gerekçelerdir. Duruşmalar sırasında ve hüküm safhasında çok olumlu neticeler ortaya çıkabilir. Her ne kadar bazı kalem sahipleri bu davayı küçümsüyor olsalar da ülke ve demokrasinin bir adım daha ileri gideceği açıktır. Hiç değilse katilleri, katillere yataklık yapanları, destek verenleri bu vesile ile öğrenmiş olduk.

Kendi tabanına İslam’ı motiflerle hitap eden AKP, Ordu destekli Avrupa Birliği çalışmaların da sürdürmektedir. Türkiye’nin batıdan, bilhassa A.B.D den kopuşunu hayal edenler büyük yanılgı içindedirler. Kısacası AKP bölgede saygın bir devlet, Avrupa yolunda ilerleme ve içte de ılımlı İslam üstüne üç ayaklı bir kazan kaynatmaktadır. Önümüzdeki yerel seçimler bir dönemecin daha rengini belli edecektir. Beş altı yıllık iktidarları en azından başarı bakımından not alabilecek vaziyettedir.

PKK açısından 2008 yılı, ABD istihbaratı ile donatılmış Türkiye’nin hava saldırıları altında geçmiştir. Hatırlanacak olursa, Türkiye-ABD’nin PKK koordinatörlüğü, İransız bir tavırla Irak merkezi hükümeti ve Kürt Federe Devleti tarafından başarısızlığa uğratılınca ikili bir işbirliğine dönüşmüştü. Türkiye ve ABD... Kürt Ferde Devleti, bu ikili işbirliğinden dolayı rahatsızlıklarını dile getirmişlerdir. Geçen yılın PKK açısından zor bir yıl olduğunu söylemek için kahin olmaya gerek yok. Orada yaşamsal tedbirlerini almış, kendisini korumaya çalışmış, kara harekatını başarısızlığa uğrattığını ilan etmiş. Şimdilerde ise her türlü şarta rağmen Kongresini yaptığını ilan etmiştir. Şartlar ne olursa olsun biz varız ve buradayız demektedir. Bütün bunlar tamam... Ancak Kürt Federe Devletinin varlık sebepleri için ortaya koyduğu politikayı görmezden gelmiş, hatta basın, yayın organlarda Kürt Federe Devleti karşıtlığına son verememiştir. Bir yandan birlik çağrıları yaparken, yalnızlığının buradan kaynaklı olduğunu bir türlü görmek istememiştir. Güneyi arkasına almayan bir birliğin şartları yoktur. Korunacak kale orasıdır, oradan birlik için güç olmak gerekli.

Konu buraya gelmişken KNK enkazının hazırladığı ulusal strateji belgesi ve çağrı kabul görmemiş, kimse de buna karşılık vermemiştir. Bunun sebepleri üstünde durmak gerekmektedir. Bu yalnızlığın sebebini elbette geçmişte aramak gerekiyor.

Türk silahlı kuvvetlerine gelince:Bir siyasi parti liderinden daha çok konuşan, siyaseti bastıran Genel Kurmay Başkanı, PKK ve Kürt sorunu konusunda devletin klasik tutumunu tekrarlamış, çözüm değil, inkar ve imhanın devamında ısrarcı olmuştur. PKK’ yi tavsiyeye yönelik ekonomik tedbir alarak, GAP projesi ile dağa çıkışların önleme aracı olarak görmüştür. Çözümsüzlük yoluna devam ettirmenin ve savaşı tercih etmenin koşullarını hiçbir şüpheye yer vermeyecek şekilde açık olarak ortaya koymuştur. Savaş adeta her iki taraf içinde ayakta kalma şartları haline getirilmiştir. Bu askeri politikanın seksen yıllık devamıdır, çözüm çarelerinden kaçınmış ve bir ‘’af’’ dahi söz konusu edilmemektedir. Dalga dalga genişleyen Ergenekon soruşturması Kürdistan’a gelince sesler kesilmiş, bu konuda şimdiye kadar bir şey yapılmamıştır. Kürdistan’da işlenen cinayetler ortaya konmadıkça temizlenmiş bir devletten bahsetmek mümkün olamayacaktır.

Aldansam da umut ederim ki, Ergenekon sonrası hiçbir şey eskisi gibi olamayacaktır, yeni dalgalar beklemektedir.


Yazar: Yaşar Kaya
Tarih: 2008-09-28


Bu Köşe Yazısının yer aldığı yer: Kurdistan-Post.Org (Com) Kürdistan'in Özgür Sesi
http://www.kurdistan-post.com

Bu Köşe Yazısı için adres:
http://www.kurdistan-post.com/modules.php?name=Niviskar&op=viewarticle&artid=1504