70 Yaş

Değerli misafirler, sevgili arkadaşlar, hepiniz hoş geldiniz.

Bugün burada sizin aranızda yetmiş yaşını kutlama imkanına sahip olduğum için, mutluyum. Nazım Hikmet’tin dediği gibi; ‘’Memnunum dünyaya geldiğime’’

 

Bu uzun yılara sığdırdıklarımı, burada sizlere anlatacak değilim. Iğdır’ın Musa Köyünün Maydr yaylasında 1938 de doğmuşum. Bazı yazı ve kitaplarda bir insan için bir parantez açanlar doğum tarihini yazarlar, çektikleri çizginin ardından ölüm tarihini yazıp parantezi kapatırlar. İşte insan ömrü bu iki tarih arasındaki çizgi kadar kısadır.

Bugün burada biraz kendimi anlatmaya çalışacağım;

Tez canlıyım, sabırsızım, çalışan insanım, işimi, inancım gibi benimserim. Hatır gönül adamıyım; özel hayatımda sakinim, mücadelede kıran kırana savaşırım, çaresizliği sevmem, yemek seçmem, ama Osmanlı, Fransız, İtalyan mutfağını bilir, Kürt yemeklerini tercih ederim. Elbise, gömlek, kravat severim. Bir yıl önce yetmişe yakın dostumun yazdığı ‘’Dostların kaleminden, Yaşar Kaya’’ Kitabımda, kendimi boy aynasında gördüm, sağ olsunlar.

Büyük sevgilerim oldu. Ama ben en çok halkımı sevdim, bu sevgi ateşten gömlekti, bir yanı ölüm, bir yanı zülüm, hapis ve sürgündü, bir yanı ise mutluluk, hepsini tattım. Boyun eğmedim, namert gölgesinde yatmadım. Kafamı dik tuttum. Kürt halkının bir adım daha özgürlüğe kavuşması için elimden geleni yaptım. Avrupa, Asya, Amerika ve Afrika’da bu halk için, konuştum, sorunu anlattım, diploması yaptım. Bir çok devlet ve Hükümet Başkan ile görüştüm.

Kürtlerin ulusalcı ekolündenim! Sol kültür aldım. Ama hiçbir sol parti ve örgüt üyesi olmadım. Kürt devriminin arka bahçesi olan Kürt Rönesans’ını (Renaisance), Kürt kültürünü Kürt özgün düşüncesi oluşsun diye önde tuttum. Kürtlük vadisinin bir neferi oldum.

Onun için ‘’Memnunum Dünyaya Geldiğime’’

Musa Anter, Sait Elçi, Sait Kırmızı Toprak, Faik Bucak, Ziya Şerefhanoğlu, Yavuz Çamlıbel Medet Serhat, Emin Batu, kısacası bu güzide Kürt yurtseverlerini tanıdığım için ‘’Mutluyum, Dünyaya geldiğime’’

İstanbul’da, Sansaryan Hanı, Harbiye Hücreleri, Balmumcu Askeri, Orhaniye, Sultanahmet cezaevlerini gördüm. Ziver Bey Köşkünde işkenceye maruz kaldım. Kontrgerillanın kapısını ilk defa Biz Kürtler açtık, Ankara’da: Zırhlı Birlikler, soğuk kuyu Mamak, Ulucanlar cezaevlerinde zemheri soğuklarda yattık, Kürt halkına biraz borcumu ödedim, gözüm arkada değil, Kürt gençleri bizlere özgür topraklarda bir mezar yeri kazandıracaklar. Bunda hiç şüphem yok; Dünya nimetlerini tattım. Fakirlik, zenginlik nedir bilirim, viskinin, şarabın, aşkın Estetik ve Sevginin iyisini seçerim sevdim, sevildim.

Beşikçi, Musa Anter, Cemşit Bender, Medet Serhat, Ergün Koyuncu, Vedat Aydın, Basın Şehitlerimiz, savaş Şehitlerimizin bir çoğu ile aynı çağda yaşadım. Kürt Liderlerini tanıdım, onlarla dostluklarım oldu, bütün bu tat ve lezetler hayatıma renk kattı, Kürdistan’ın üç parçasını gezdim, ülkemin zenginlik ve güzelliklerini ciltler dolusu kitaplara sığdıramam. Kürtklerin efsanevi Gazetesinin, Özgür Gündem’in sahipliği bana nasip oldu.

Onunla onurlandım. Bu gazeteden onsekiz ayda yirmi dört Cenaze Kaldırdım. İki dönem Demokrasi Partisi Başkanlığı yaptım, hiçbir Kürt parti ve örgütünün üyesi değilim, kan barut ölüm günleriydi. Milletvekili Cenazesi kaldırdık, vuruştuk ama yılmadık.

Yurt dışına çıktım, Brüksel’de DEP ile dayanışma Bürosu Başkanlığı, Sürgünde Kürdistan Parlamentosu Başkanlığı altı buçuk yıl sürdü, Kürdistan davasına inananlara birlikte yürüdüm, onun için ‘’Dünyaya Geldiğime Memnunum’’

Bu yetmiş yılın elli yılında Kürt politikasının içinde bulundum. Onsekiz hapishane, üç sürgün, beş yüz kırk üç dava, bin yüz elli yıl ceza tehdidi, yüzlerce Devlet Güvenlik ve askeri sivil mahkeme duruşması bu yıllara sığdı. Bütün bunları burada söylemek, yahut hatıralara yazmak uzun yıllar alacak. Ancak şimdiye kadar kaç-göçte yazdığım on dört kitap, bini çok aşkın Makale ve yazıda biraz olsun son 50 yıllık ve çokça içinde bulunduğum Kürt yürüyüşüne ışık tutmaya çalıştım. Birkaç kez ölümün üstünden atladım ! Nihayet 50 yıllık rüyam gerçek oldu. Kürdistan’ın bir parçası özgür oldu, ben de.

Ruhumu ve bedenimi oraya taşıdım. Bu resmi yapılmayan kaleme yazılmayan bir mutluluktu.

Bir daha dünyaya gelsem!Kendi hayatımı yaşamak isterim, işte bu ömrün kısa hikayesi satır başları ile budur. Buraya gelmekle beni mutlu ettiniz, hepinize Saygılar ve Sevgiler…


Yazar: Yaşar Kaya
Tarih: 2008-09-12


Bu Köşe Yazısının yer aldığı yer: Kurdistan-Post.Org (Com) Kürdistan'in Özgür Sesi
http://www.kurdistan-post.com

Bu Köşe Yazısı için adres:
http://www.kurdistan-post.com/modules.php?name=Niviskar&op=viewarticle&artid=1487