Sürgündeki Kürt aydınları, sanatçılar, yazar ve siyasetçiler Türkiye’ye giriş yaptıklarında, Türk polisi tarafından, uçaktan iner inmez gözaltına alınıyorlar. Gümrükler, ırkçı Türk polislerinin kontrolü altında.
Bir ulus ki, vatansız, tutsak ve çaresizdir; o olusun darmadağın olmuş bireyleri Türk ırk yasalarının keyfiyetine tabidir.
Kürt sanatçı Brader’i bugün İstanbul’da gözaltına aldıran neden, Brader’in Kürt olması ve Kürtçe şarkılar söylemesinden başka bir şey değildir.
Korkaklar ve ikiyüzlüler, Kürtçe’nin serbest olduğunu, Brader’in Türk devlet çıkarları aleyhinde şarkılar söylediği için gözaltına alındığını söyleyeceklerdir.
Bu yalandır. Kürt inkarı üzerine kurulmuş Türk devleti Kürtlüğü çağrıştıran her şey ve herkesten nefret etmektedir.
Ben hep sorular sordum. Sormayı sürdüreceğim.
Türklüğünden dolayı sürgünde bir şarkıcı tanıyor musunuz?
Bir siyasetçi ismi var mı belleğinizde?
Türk milliyetçiliği yapmaktan dolayı Türkiye’den göçmek zorunda kalmış bir ev kadını, bir öğrenci, bir avukat, bir yazar biliyor musunuz?
Ankara’yı çözüm adresi olarak gösteren DTP”nin Diyarbakır il binası abluka altında. Milletvekilleri ve Grup Başkanlarının kırmızı plakalı makam araçları Türk trafik polislerini geçemiyor. Avrupa’daki Kürdistanlılara şarkılar söyleyen Kürt sanatçılar döndüklerinde ilkin Türk polisinin konuğu oluyorlar. Neden?
Kürdistan ülkesine el koymuş Türk devletinin konsolosluklarına ülkemize gitmek için başvuru yaptığımızda; konsolosluk görevlisi, pasaport veremeyeceğini, fakat istememiz halinde polis gözetimine veya hapishaneye doğru bir uçuş kağıdı verebileceklerini söylüyorlar.
Türk milliyetçisi katillerin ceplerinde kırmızı ve yeşil pasaportlar; çantalarında hazine yağmalamadan elde edilmiş dövizler....
Maaşlar, ikramiyeler, parasal yağmalamalar...
Her beş senede bir 30-35 civarında Kürde belediye başkanlığı veya meclis maaşı ödeyip Kürdistan üzerindeki zulüm ve inkar perdesi daha da kalınlaştırılıyor.
Ötekiler gibi, Brader’in de gözaltına alınmasının tek nedeni Kürt olmasıdır.
Renkleri, dilleri, isimleri ve ataları yasak Kürtler; Türk sömürgeciliği altında hiçbir onuru ve bahtiyarlığı olmayan lanet bir yaşama mahkum edilmişlerdir.
Kürt özgürlük mücadelesine musallat olmuş ve onun özgürlükçü düşlerini teslim almış siyaset cahilleri de her türlü aşağılayıcı muameleye rağmen Kürt halkına hep öldürücü bir sükunet tavsiye ediyorlar.
Bir değil, bin kez kanıtlanmış bir şeyi tekrar hatırlatalım. Dili, kültürü, ismi, dağları, renkleri, şarkıları ve düşleri yasak bir yaşam olmaz. Türk devlet zulmü altında Kürde ait her şey her an bir yasak veya aşağılama öznesi olabilir. Bu nedenle Kürdistan’ın özgürlüğünü ve egemenliğini istemeyen hiçbir çözüm Kürt çözümü değildir...
Avrupa’nın herhangi bir ülkesinden havalanıp ineceğimiz Diyarbakır’da veya başka bir Kürt şehrinde güler yüzlü Kürt görevliler tarafından değil de sürekli ırkçı Türk polislerinin aşağılayan bakışlarıyla karşılaşacaksak böyle bir hayata lanet olsun.
Gözaltına alınmayı sağlayacak Türk uçuş kağıtları değil, uçaktan inildiğinde insanlığın ve bahtiyarlığın tadına vardıracak Kürdistan Pasaportları lazımdır Kürtlere...
Bunu hak etmek de Kürtlerin boynunun borcudur...
Yazar: Hasan Bildirici
Tarih: 2008-08-29