Kürt evi temizlemek

Türkler bir Ergenekon dosyası hazırladılar ya; liberal bazı aydınlarımız Kürtlere de kendi evlerini temizlemeyi öneriyorlar.

Önce Türklerin kendi evlerini nasıl temizlediğine bakalım. Öyle ya, madem ortada bir temizlik örneği var, bu temizliği yapan ulusun alet edevatına bir göz atmak gerekiyor ki, bizler de kendi evlerimizi temizleyelim.

Türklerin temizlik yapmaya karar veren organları var: Örneğin Türk ulusunun ulusal çıkarlarını en üst düzeyde temsil eden ve Tanrı gibi tepede durup olup biteni gözleyen bir Milli Güvenlik Kurulu var. Kararlar öncelikle burada alınır.

Sonra alınan kararları uygulayan Bakanlar Kurulu var.

Bakanlar kurulunu, yani hükümeti denetleyen; ona yetki veren meclisleri var.

İstihbarat toplayan MİT’leri var.

Soruşturma açan savcıları, operasyon yapan polis teşkilatları var.

Polis teşkilatının yakaladıklarını yargılayan mahkemeleri, mahkeme kararlarını da hem sanık hem de kamu çıkarları açısından eşit denetlemesi gereken Yargıtay’ları var...

Galiba bu kadarı yeterli.

Türkler kendi evlerini yukarıda sıraladığım kurumları aracılığıyla temizlemeye çalışıyorlar.

Peki Kürtler kendi evlerini nasıl temizleyecekler? Hangi kurum, kuruluş ve teşkilat aracılığıyla? Mahkeme yok, meclis yok, adliye yok, polis teşkilatı yok, Kürtçe bir ana okulu bile yok.

Kürtler de kendi evlerini temizlemeli derken, galiba birileri Kürtlerle dalga geçiyor.

Hem bu temizliği kim, neye ve hangi ölçüler göre yapacak?

Her şeyden önemlisi Kürt suçlusu kimdir?

Devlete göre Kürt suçlusu, Kürt özgürlük ve bağımsızlığını savunan kişi ve kurumdur?

Kürde göre Kürt suçlusu kimdir?

Bu da belli değil.

Türk’e askerlik yapmak suç değil, vergi vermek suç değil, memuru ve polisi olmak suç değil, herhangi bir Türk partisinde yer almak suç değil, Kürt çocuklarına zorla Türkçe okutmak suç değil, Türk gazetelerinde çalışmak veya onlara yazı yazmak suç değil.

Devletin gözünde Kürt suçlusu nettir de, Kürdün gözünde Kürt suçlusu net değil.

Pardon Kürdün gözünde Kürt suçlusu nettir: Rakip Kürt örgütü veya partisi...

Bunu da geçelim ve yine temizliğe gelelim. Sahi Kürtler kendi evlerinin önünü nasıl temizleyecek? Hangi araç, gereç, organ ve yaptırım gücüyle...

Diyelim bir suçlu tespit edildi. Nereye teslim edilecek? Kim yakalayacak? Yargılamayı kim yapacak? Hangi hapishanelerde yatacak?

Ben en çok iddianameyi merak ediyorum. Kürt suçlular için iddianameyi kim hazırlayacak?

Bir Kürt partisi veya örgütüne, rakibi olan diğer Kürt partisi veya örgütü hakkında iddianame hazırlama yetkisi verin bakalım... Vallahi dilim olacakları söylemeye el vermiyor.

Biliyorum, komik sorular ve komik tespitler. Zaten durumumuz komik olmasa sorular komik olmayacak. Kocaman kocaman adamlar Türk ev temizliğinde ortaya çıkan çöplere bakarak ulusal muhabbet yapıyorlar.

Hanımefendiler kusura bakmasın, ben bu muhabbetimizi, Orta Anadolu kasabalarında evde kalmış kızların camdan cama olan sohbetlerine benzetiyorum. Bayanlar da bunu biz erkeklerin sohbeti olarak algılasın.

“Kız Keziban, duydun mu?”

“Neyi kız?”

“Topal Şehriban’ın kızı şaş Ayşe’yi Kıçı kırık İskender’in oğlu zurnacı Kerem ile görmüşler.”

“Bak sen!...”

“Allah Kuran çarpsın!..”

Kürtlerin neden özgür olmadıklarını ve devlet kuramadıklarını anlamak için tarihe, şuraya buraya uzanma zahmetine katlanmaya gerek yok. Kürt siyaset ve siyasetçilerin davranış, ilişki ve sohbetlerine bakılsa Kürt çözümsüzlüğü şıpıdanak anlaşılıverecek.

Hiçbir devletin bir ulusu sür git sömürgesi altında tutacağına inanmadım ben. Bir ulus sömürge kalmak istediği sürece sömürge kalır.

Yaptırım gücü, kurum ve kuruluşa sahip olmadan evde kalmış kız muhabbetiyle ulusalcılık ancak bu kadar olur...

“Kız ben de sana bir şey söyleyeyim. Kimseye deme he mi?”

“Demem kız.”

“Çapaklı Menşürenin kızı Duduye’yi Arpacıların oğlu Keçel Ramazan’a camdan göz kırparken görmüşler.”

Ama kızmayın, durumumuz bu... 20 milyon olup da Kürtçe bir ana okuluna sahip olamayanların hikayesi başka nasıl yazılır?

Ben yine şu temizlik meselesine gelmek istiyorum.

Kürtler kendi evlerini nasıl temizleyecek? Bununla kast edilen nedir?

Türk polisinden operasyon yiyip, tıngır mıngır Türk mahkemelerinin önüne çıkmak mı?

Galiba Kürt ev temizliği denen şey bu...

Başka seçeneği olmayanlar hikayesidir bu.

Biz bu tür hikayeleri yazmaya devam edeceğiz.

***************

Not: Avrupa veya dünyanın değişik ülkelerinde yaşayan arkadaşlardan ilgi duyanlar, "Son mektup" ve "Dönüşü Olmayan Yol" adlı romanlarımı isim ve adres bildirerek benden isteyebilirler...

saygılarımla...


Yazar: Hasan Bildirici
Tarih: 2008-08-18


Bu Köşe Yazısının yer aldığı yer: Kurdistan-Post.Org (Com) Kürdistan'in Özgür Sesi
http://www.kurdistan-post.com

Bu Köşe Yazısı için adres:
http://www.kurdistan-post.com/modules.php?name=Niviskar&op=viewarticle&artid=1461