Uyuşuk zamanlar

Yaz sıcakları da bastırınca iyice uyuştuk. Gerçi yaşadığımız Avrupa ülkesinin yaz yağmurları bıktırıyor ama, sanırım Diyarbakır ve Ankara’da hava sıcaklığı çok daha yüksek. Böyle havalarda insan ne bir düğün yemeğine katılabiliyor ne halaya durabiliyor.

Sağlıklarına dikkat etmeleri dışında hiçbir beklentimin olmadığı DTP milletvekillerini ne zamandır halay başı çekerken görmüyorum. Galiba böyle işler en çok da seçim dönemlerinde oluyor, bayan milletvekili adaylarımız Kürt yazması, erkek milletvekili adaylarımız Kürt poşusu takıyorlar.

Rengarenk, ama cin gibiler. Meclise veya Belediye başkanlığı koltuğuna bir kez gövdeyi attılar mı, gelsin bir beş sene? O kadar ılımlı ve sevecenler ki...

Arada bir şöyle aslan gibi kükreyip sonra Afrika sıcağına yatmak Kürdün şanındandır.

Şu Kürt büyüklerimiz arada bir konuşmasalar kendimizi ulusal cinsiyetsiz sayacağız. Bu kötü bir duygu. İyi ki konuşuyorlar, konuşunca da iyi konuşuyorlar.

Geçenlerde Abdulmelik Fırat Amca ne demişti:

“Devlet içinde bazı kişilerle görüştüm. PKK’yi, Kürtleri İslam dininden uzaklaştırmak için kurmuşlar!”

Kim kurmuş?

 

Devlet.

Abdulmelik Amca kiminle konuşmuş?

Devletle...

Gerçekten iyi konuşmuş. Şu iki cümleyi neresinden alsam elimden düşüyor. Yerden kaldırıyorum bir daha düşüyor. Kendisinin konuştuğu devlet hangisi, PKK’yi kuran devlet hangisi diye düşünürken, eski bakanlarımızdan Şerafettin Elçi Bey’in Zaman gazetesinde PKK ile ilgili açıklamalarını okudum.

Zatı şahaneleri, PKK’nin Ergenekonla çalıştığını söylemiş.

Her iki amcamız da 30 sene sivil-sağcı Ergenekonun başı Süleyman Demirel ile mesai arkadaşlığı yapmamış olsalar, Ergenekon poşetçisi Perinçek’e tav olup gideceğiz.

Dedim ya, uyuşuk zamanların konuşmaları da uyuşuk ve bıkkın oluyor.

Türk-İslam Ergenekonculuğunun ilahi temsilcisi Fetthulah Gülen basını Kürt amcaları konuşturmada çok usta. Amcalarımız, PKK ile ilgili herhangi bir demeç vermediklerinde Fethullahcı basının manşetine çıkamayacaklarını biliyorlar ya, eski plaklardan birini takıp manşete hemencecik fırlayıveriyorlar.

Daha sonra da DTP’li amcalarla Kürt kafelerde buluşup, “ya aslında ben öyle söylemedim”li muhabbetlere dalıyorlar.

Ama ben, uyuşturucu bu yaz sıcağında DTP’li milletvekillerinin hızla bir tempoyla halaya durmamalarını, dursalar bile terli terli buzlu ayran içmemelerini öneririm.

Milletvekillerimiz oynarken orta yerde oymalı bakır tepside ayran tutan kızımıza terli terli buzlu ayran dağıtmanın sağlık açısından sakıncaları incitmeden anlatılabilir.

Aslında Cizreli, Şırnaklı, Diyarbakırlı Kürt halkı da bir ara dönem oyunu olan halaya kendisini iyice kaptırmış görünüyor. Baş veya orta tutmuş milletvekilleriyle serçe parmağı buluşturmak için gösterilen olağanüstü çaba sonunda kameralarda meyvesini veriyor... Aaaa bir bakmışsınız bizim Fate, Aysel Tuğluk Hanımla serçe parmak tutuşturmasın mı! Kızımızın mutluluktan pembeleşmiş yüzünde bir eda, bir eda... Ülke kazanmış gibi...

Meclis tutanaklarında ana dili yabancı diller bölümüne kaydedilen, ülkesi “Bölge” veya “mücavir iller” hanesine yazılanların halayıdır bu.

Durgun ve uyuşuk geçer.

Türk basını Kürtlüğümüzü birbirimize düşmanlık yaptığımız sürece hatırlar.

Bir bakmışsınız Şerefattin Amca, hareketli bir Mardin omzuyla halayın ortasına dalıvermiş.

Yani demem o ki, yaz günlerinin sıcağı insanı uyuşturuyor.


Yazar: Hasan Bildirici
Tarih: 2008-08-11


Bu Köşe Yazısının yer aldığı yer: Kurdistan-Post.Org (Com) Kürdistan'in Özgür Sesi
http://www.kurdistan-post.com

Bu Köşe Yazısı için adres:
http://www.kurdistan-post.com/modules.php?name=Niviskar&op=viewarticle&artid=1452