Loş ışık huzmlerinin yumuşacık çimenlere değip değip dağıldığı bir New York akşamı.
New York´un o meşhur Central Park´ın da Harvard´lı biri avukat diğeri doçent Amerikalı arkadaşla çimenlere uzanmış beraber getirdiğimiz Texas beyaz şarabını içip birazdan sahne alacak olan Çinli virtöz Lang Lang´ı bekliyoruz.
Binlerece kişinin akın ettiği kocaman sahne önünde uzayıp giden parkda herkes birazdan başlayacak gösterinin ahengine uyarcasına umarsızca uzanıp yerlere şaraplarını yudumluyor.
Serin ve ılık ılık esen bir yaz akşamı adına neyi hayal edebilirseniz hepsi orada.
İnsana yumuşaklık hissi veren ayın gökyüzünde gümüş bir tepsi gibi ışıldayışı…
Parkın Manhattan ´nın o ışıltılı gökdelenlerine bakan yüzü.
Sesizliğin onbinlerce insana rağmen giderek hükümran olduğu kocaman bir alanda yldızlarn insanların gözlerine akın akın indiği bir akşam.
Ve derken bir anos...
Lang Lang dev gibi sahnede bir nokta gibi belirerek binlerin karşısına dakikalarca süren alkışlarla çıkıyor.
New York Flarmoni Orkestrasıyla beraber sahne alan Çinli cüce devin ufak bir el hareketiyle notalar ılık bir rüzgar gibi binlerin arasında esip esip geçiyor.
İlk eser Tchaikovsky' den.
Onbinlerce insandan en ufak bir çıtırtı dahi çıkmıyor.
Notalar yükseldikce herkes onlarla bir yerlere gidermişcesine kendinden geçip dalıp gidiyor bir yerlere.
Kimbilir Tchaikovsky o buzul ülkesinde bu notaları bestelerken neler düşünmüştü. Sahi kim bilebilir ki ?
Sonrasında Çinlilerin harika adamı ikinci eserine geçiyor. Bu defa Ludwıg von Beethoven dan.
Karanlığın iyice bastırdığı gece yarısı açık hava konserinde şöylece bir etrafıma bakınıp hüzünleniyorum. Lakin ülkemde...
Neyse boşver diyorum bunları, en azından bir kaç saatliğine kendi içimden.
Ve derken final sahnesi ve o insanı büyüleyen Çinli piyanist bizi Sibelıus´un sihirli dünyasına alıp götürüyor.
Kuzeyden esen Atlantik Okyanus´u rüzgarı saçlarımı yalayıp geçiyor.
Kulağımda uzayıp uzayıp gidiyor tınılar….
Ve derken tufan gibi kopan bir alkışla birden gerçek hayatın kendisine dönüyorum.
Ah diyorum keşke hayat şu klasik müziğin tınıları gibi suçsuz ve günahsız olsa
Oysa biliyorum değil.
Diğer iki arkadaşla yerlermizden kalkıp piyanist şerefine yapılan havai fişek gösterisini izleyip sonrasında Central Park´ın loş ışıkları ve büyük çınar ağaçları altında Broadway´ e iniyoruz.
Broadway de bir apartmanın onbirinci katında, pencereden tekrar şehre bakıp gözlerimi yumuyorum…
Kulağımda hala Lang Lang ın notaları..
New York, 15.07.08
Yazar: Kenan Engin
Tarih: 2008-07-17