TRT Kürtçüleri

Türklere devlet kuran Kürt ulusunun yarattığı en etkin ve büyük kurum işbirlikçi kurumdur. Celladıyla işbirliği yapan Kürtler havada kuş, denizde balık, kumsalda kum kadar çokturlar. Çıkarcı ve kurnazdılar. Doğurdukları çocuklara ana dilini veremeyecek kadar da korkaktırlar.

Sömürgeciliğin silahlı ve kalemli koruculuğunu yapan omurgasız bu işbirlikçi sınıfın, celladıyla işbirliği yapmadaki mazeretleri insanın gözlerini yaşartacak kadar çoktur. Barlarda, iki kişilik tenha masalarda karşılıklı oturup mazeretlerini dinlediniz mi gözleriniz yaşarır.

Celladıyla işbirlikçilik yapan kişi ticari bir anlaşmayı bağlar gibi bağlar sizi. Bu ara kirpikleri ıslanmış, gözbebeklerinden birkaç damla yaş bile akmıştır. Hatta acıdan göbeğinin titrediğine tanıklık edebilirsiniz.

“Keko sen sanıyor musun ben rahatım! Sen sanıyor musun ben Kürt davasından vazgeçmişim! Allah şahidimdir ki, yüreğim Kürtler için yanar. Geceleri balkona çıkar, sigara tüttürürken halkımı düşünürüm. Neden biz böyleyiz derim. Fakat Keko para lazım, iş lazım, ilişki lazım. Bunlar olmadı mı sen hiçsin! Kürtlük hiçtir. Bak Allah hakkı için söylüyorum: Devlet adamlarıyla toplantıdayken bile Cizre’nin yoksul sokakları gözümün önündedir.”

18 yaşındaki Kürt çocuklarının dağ başlarından vurulup kaldığı, 12 yaşındaki çocukların medya görüntüleri eşliğinde kollarının hart diye kırıldığı bir zamanda İşbirlikçi Kürt sanki bizim için para kazanıyor. Apartmanları ve yazlıkları sanki Kürt mağdurları için dikiyor. Girdiği ahlaksız ve Kürt aleyhtarı ilişkilerin suç ve günahları altında kıvranırken, kendisini rahat bırakmayacak Kürtlere eczaneden ısmarladığı cevap reçetesini sunuyor:

“Keko sen sanıyor musun ben rahatım! Keko sen sanıyor musun ben Kürtleri düşünmüyorum! Bazen Dicle kenarındaki ayakkabısız çocukluğum gelir gözlerimin önüne. Açım, dövülmüşüm, sinemaya gidecek param bile yok. Halbuki Dilan Sinemasında Yılmaz Güney’in filmi oynuyor. Kapıdayım, vicdanlı bir büyüğüm film arasında içeri alır diye bekliyorum. Yok, olmuyor... İşte o ayakkabısız çocuktan varlıklı bu adamı çıkardım. Parasız, ilişkisiz olmuyor...”

Öteki işbirlikçi daha gergin:

“Bir dil, bir renk özgürlüğüdür tutturmuşsunuz. Bunlar karın doyurmuyor. Paran yoksa hiçsin. Bak sen yazarsın, saygı duyarım, fakat yazdıklarının piyasa değeri ne? Getirisi ne? Yıllardır küçücük bir kasabaya sıkışıp kalmışsın... Bir yere gidecek yol paran bile yok... Zenginlik Keko... Sanat, siyaset, yazarlık... Bunlar hikayeden şeyler... Taşı sıksa suyunu çıkaracak gençleri beş yüz liraya yanımda tutuyorum... Öl desem, ölür, öldür desem öldürürler...”

Elbette mazeretsiz, kuru kuruya işbirlikçilik olmaz...

“Taksim, Kuşadası, Alanya varken Cizre’ye gidip ev yapmak!... Üstelik bu çağda... Kusura bakma ama sen çok geri kalmışsın...”

Kürt işbirlikçiliği yaman bir işbirlikçiliktir. Öldürücü ve kavurucu bir işbirlikçiliktir. Köy korucularının mazereti bana daha göz yaşartıcı gelir:

“Parayı ve ekmeği gördük. On çocuk, beş gelin, yirmi başız... Allah devletten razı olsun... Şimdik sigortamız bile var.”

Kalem korucularının mazereti daha acımasızdır.

“Safını belli edeceksin... Ya PKK ya devlet... İkisinin arasında oynamak yok! ”

Sadece AKP’deki işbirlikçi Kürt milletvekili sayısı 75... Diğer partilileri, tarikatları, asker içindekileri, polisleri, JİTEM elamanlarını saymadım henüz...

İnsanlık tarihinin en ucuz ve en utanç verici işbirliğidir bu. Bu işbirlikçiler doğup büyüdüğü toprakların adını anamayacak, dilini konuşamayacak kadar da korkak ve kişiliksizdirler.

Ancak işbirlikçiler şimdi, son otuz yılda 40 bin Kürdün cesedini sergilemiş olan TRT de Kürtçe bir bölüm kuracaklarmış...

Kursunlar...

Kürdistan’ın özgürlük çocukları, dilsiz ve kimliksiz işbirlikçilerden dilli ve Kürt kimlikli insanlar çıkarmayı sonunda becerdi.

Bu ucuz ve rezil işbirlikçiliğin boğduğu topraklarından bir Kürt mülkü ve vatanı çıkarmayı da becereceklerdir.


Yazar: Hasan Bildirici
Tarih: 2008-06-27


Bu Köşe Yazısının yer aldığı yer: Kurdistan-Post.Org (Com) Kürdistan'in Özgür Sesi
http://www.kurdistan-post.com

Bu Köşe Yazısı için adres:
http://www.kurdistan-post.com/modules.php?name=Niviskar&op=viewarticle&artid=1411