Ahmet Türk'e mektup

Sevgili Kardeşim Ahmet,

Önce dostça sevgi ve selamlar. Uzun yıllardır birbirimizi tanıyoruz. Birlikte geçen çok mücadele günlerimiz var . Genel merkezde Mehmet Sincar’ın boş tabutu başında ilk nöbeti tutan ikimizdik, cenaze yerde iken gece köşkte Süleyman Demirel ile konuşmamıza tanık oldun. Mardin’e, Kızıltepe’ye giderken olağanüstü bölge valiliği sınırında zırhlı araçlar konvoyumuzun önünü kesmişti.

İlk otobüste önde ikimiz yine beraberdik . Uzun namlulu tüfeklerin gölgesinde babaevinde taziyede bulunmuş ve mezarına kırmızı karanfiller bırakmıştık. Bu fotoğraf karelerini daha da çoğaltabilirim. Ama şimdi televizyonlarında bu kareleri keserek çıkarıyorlar. Bu halk bizleri, altmışlı yıllardan Harbiye zindanlarından tanıyor . O zaman ne partiler vardı ne liderleri. Bugün 27 Mayıs 2008 Salı günü DTP’deki grup başkanlığı görevinizden istifa ettiğinizi öğrendim . Arzum yerine geldiği için sevindim. Keşke bunda gecikmeseydin de Ahmet Türk’ü bir an önce kurtarsaydın .Hatırlarsan bu son Erbil görüşmemizde ‘Sana yazık oluyor ,

sana bu muameleleri reva görecekler’ demiştim. Sohbetimizin devamına Nuri Yaman ve Hasip Kaplan da şahit olmuştu .

Biraz gerilere gidersek, Demokratik Toplum Hareketi , hareket olarak sahneye konurken bir gece sana telefon açmış ve bu hareketin uzağında dur demiştim. Cevabın şu olmuştu ‘ Ağabey ne yapalım, başka alternatif yok,” demiştin, ‘Git Qasr Qanco da otur demiştim” ben de. Olmadı, yapmadın 2007’de Erbil ‘e geldiğinde ‘ Seni ilk kongrede düşürecekler ‘ dedim . Konuşmamızın canlı şahitleri var, öyle de yaptılar . O zaman da ‘ Siz parlamento başkanlığı yaptınız bu yapıyı tanıyorsunuz’ demiştin. Evet tanıyordum , kan uyuşmazlığımız 90’lı yıllarda Gündem Gazetesi’nde iken başlamıştı . Sonra konusu tarihe bırakılacak DEP dönemi ve Sürgünde Kürdistan Parlamentosu macerasından sonra herkes bir şekilde kendi yoluna gitmişti.

Ticarette ve siyasette insan her zaman başarılı olamaz . 40-50 yıl grafiği hep yükselen insanlar enderdir . Ortadoğu’nun bu kaypak ve kaygan zemininde en geçerli metod ayak kaydırma ve karalamadır . Kürt sorunu Kuzeyde tartışılamıyor, tek çözüm yolu yok, birçok çözüm yolu var, tek program yok, birçok program ve görüş var. Uzun ve kanlı bir tarihe devlet hep inkar ve imha yoluyla yaklaştı, ama tıkanan Kürt politikası bunları tartışamıyor . Haklı olarak iç ve dış çevreler Kürtlerin ne istediği belli değil diyorlar ve bunu kullanıyorlar. Kimseyi muhattap almayışlarının birinci sebebi Kürtlerin taa kendisidir . Barışçıl çözüm gibi içi

boş kavramlarla kimseyi muhattap almazlar. Hele yedi iklime gore renk ve yön değiştiren Kürt politikasına kimse değer vermez, esas çözümsüzlük buradadır .

Değerli kardeşim, ‘PKK ‘nin silahlı mücadelesi Kürt politikasına zarar veriyor’

ifadesinden sonra keşke kararlı bir şekilde bu sözün arkasında dursaydın . ‘Mam

Celal böyle dedi ben de buna katılıyorum ‘ demeseydin . Bunları sana tekzip ettirmek için seninle maksatlı bir iki röportaj yaptılar. Her zaman ki gibi katran kazanı kaynatıldı ve karalama defteri yeniden açıldı .

Ne tesadüf değil mi? Bugün 27 Mayıs Askeri Darbesi ‘nin yıldönümü biz hapiste idik, ama o süreci 10 yıl yaşadık . Meclis diktasına gitmek için mecliste tahkikat komisyonu kuran Demokrat Partililere İsmet İnönü kürsüye gelerek şunları söyledi

Sizi ben bile kurtaramam’. Inönü iki askeri darbenin de önüne geçti , birincisinde Talat Aydemir ‘ i emekli etti, ama yaşamını bağışladı . İkincisinde ise Talat Aydemir ve arkadaşları kelleyi ipten kurtaramadılar. Biz Mamak Cezaevi’nde bu bin kişiyi aşkın Harbokullu ve Ihtilalci denen subaylarla birlikte yattık. Bu uzun bir hikayedir, tarih hükmünü icra etti ve bir geceyarısı İsmet Paşa’nın evine giden Berrin Menderes’e İsmet Paşa şunları söyledi:

üzgünüm bunlar kararlılar, birkaç kişiyi idam edecekler’ .Tarih hükmünü icra etti Paşa da onları kurtaramadı .

Sevgili Kardeşi istifana sevindim . İnşallah bu saatten sonra bir yerlere adaylığa

ikna olmazsın . Falcı değilim, ama o tehlikeye de işaret edeyim . Tarih kimseyi

affetmez, bu istifa altın değerinde bir karardır . Onurlu yaşamak kadar büyük

mutluluk ve lezzet yoktur . 49 ‘ların hücrede donarak ölen şehid Emin Batu hücre duvarına şunu yazmıştı ‘ Esaret bahçesinde bir gül olmaktansa, özgürlük bahçesinda bir diken olmayı tercih ederim!

Ama o özgürlüğün bahçesinde bir gül oldu. Genel seçimlerin üzerinden daha bir yıl geçmedi . Sahte raporlarla bu kervan yürümedi ve partiniz büyük darbe yedi. Bu rapor olayından sonra böyle bir partinin genel başkanlık koltuğuna talip olunmaz . Çünkü herkes seni de o gözle görür . Kısacası senin yerin artık bir başka yerdir . Zaman ve şartlar bunu tayin edecektir . Değerli dostum senin istifandan sonra Türk basın yayın organları ‘Ahmet Türk ‘ü de tasfiye ettiler,” diyordu . Tasfiye edilen yalnız sen değilsin bir, tarih karanlığa doğru gidiyor . Esasında dehşet verici olan da budur . Bu kan deryasının önüne geçmenin hiç mi yolu yoktur? Bu karanlığa gömülen tarihin seninle, benimle, onun bununla ilgisi yok . Bu tarih Kürt Halkının ayağa kalkış tarihidir . Bunun kıymeti bilinmeliydi .

Sana samimi bir itirafta bulunayım, o senin şikayet ettiğin, sert bulduğun yazıları çok kolay yazıyorum . Ama mektup yazmada becerim yok . Biraz daha yaşayıp biraz daha görelim dileğiyle gözlerinden öperim .


Yazar: Yaşar Kaya
Tarih: 2008-05-29


Bu Köşe Yazısının yer aldığı yer: Kurdistan-Post.Org (Com) Kürdistan'in Özgür Sesi
http://www.kurdistan-post.com

Bu Köşe Yazısı için adres:
http://www.kurdistan-post.com/modules.php?name=Niviskar&op=viewarticle&artid=1386