Neler oluyor

Güney Kürdistan bu ay içinde çok önemli bir hareketlilik yaşandı. Biz bugünden başlayarak gerilere gidelim.

 Rusya Federasyonun eski Başbakanı  Levgeni Primakov birkaç günlük ziyaret için Erbil’deydi. Benim gençliğimde Pravda Gazetesi muhabiri olarak Ortadoğu'yu dolaşan Primakov, bazı isabetli söylemlere göre Rusya gizli servisi KGB’nin önemli bir adamıydı. Sonradan diş işleri bakanı ve başbakan olan Ortadoğu uzmanı Primakov, Abdullah Öcalan’ın Rusya’ya gittiği dönemde başbakandı. Öcalan’a göre kendisi Primakov tarafından Mavi Akım projesine kurban edilmişti. Biz şimdilik bu olayı tarihe bırakalım...    

Erbil’de öncelikle konsolosluk açan Rusya’nın, Rusya Ticaret Odası Başkanı olarak Primakov’un Erbil ziyareti önem taşıyor. Bir defa Ortadoğu Uzmanı olarak yıllarca Irak’a gelip gitmesi, Saddam Hüseyin ile yakın dostluğu, Irak’a silah satışlarında oynadığı rol onu yeni Rus Çarları içinde göstermemizi haklı kılıyor. Ayrıca Kürt federe devletinin yeni alt ve yerüstü zenginliklerinden haberdar olan Rusya’nın buraya ilgi göstermesi doğaldır. İleride büyük Ticari Projelerin ve alt yapı projesinin altında Rusya imzası görmek mümkündür.

Erbil’de, Kerkük Kürdistan’ın toprağıdır beyanatı, tarihi gerçeği dile getiren önemli bir ifadedir.  Onun için bu ziyarete ne kadar önem atfedilse azdır. Bazı gözlemcilere göre bu ziyaret Irak’ta, Suriye’de on yıllardır önemini kaybeden Rusya’nın yeni bir Ortadoğu hamlesimidir. Bunu beklemek lazım. Irak Devlet Başkanı sayın Celal Talabani ile görüşen Ahmet Türk başkanlığındaki DTP heyeti ertesi gün Erbil’e geldi.

Bu ziyaretin PKK’nın çok sıkıntılı günlerine rastlaması çeşitli yorumların yapılmasına neden oldu. Erbil’de sayın Türk ile görüştüm, üzgündü; ne sayın Mesut Barzani ne sayın Neçirvan Barzani görüşme randevusu vermemişlerdi. İsabetli yorum yapanlar bunun Kürt Federe devleti ile Ankara arasındaki bahar havasına bağladılar.

Doğru olan da bu yorumdu. Artık Kürt federe devletinin siyasi ve ekonomik olarak yaşaması çevre ülkelerle yapılacak dostane temaslara bağlıydı. Kimse kurduğu devletini şunun bunun tutumuna feda edemezdi. İran’la da aynı yolu seçtikten sonra Kürt Federe devleti bayrağı İran’da resmen dalgalandı. Bölge siyaseti yeniden şekilleniyordu. Mam Celal’in Türkiye ziyaretinden sonra yazdığım, ‘ŞUBAT OPERASYONU ve GELİŞMELER’ başlıklı yayımlanmayan yazımdan birkaç kaç şeyi buraya almak istedim.

            Bundan sonraki gelişmeler şöyle bir seyir izleyebilir. Türk devleti sayın Talabani’yi davet etmiştir. Bunun arkasında sayın Mesut Barzani ve sayın Neçirvan Barzani’nin davet edilmesi ihtimal dahilindedir. Kürtlerle bilhassa Güneyde dost olmak, Türk devletinin yararınadır. Kürtler artık Ortadoğu’da yok sayılacak, dostlukları göz ardı edilecek bir halk ya da yutulacak bir lokma değildir. Türkiye dış politikasında böyle bir çizgi izleyebilir. Bu uzak bir ihtimal değildir.

Sayın Mesut Barzani’nin  akılcı ve soğuk kanlı tutumu Kürtlere bir daha kazandırmıştır. Türk devleti askeri olarak yapabileceği  bütün operasyonları yapmıştır. Öncellikle büyük bir toprak ve nüfus potansiyeline sahip olan Kuzey Kürtlerinin çözümünü önüne koymak zorundadır. Her ne kadar Kürtlerin illegalitesinin emriyle hareket eden DTP Parlamentoda, dünya politikasında, Ortadoğu politikasında Türk devletini hırpalamıyorsa da, bugün Türklerin büyük bir entelektüel bölümü bu sorunun çözümünden yanadır. Kürt sorunu Ortadoğu’da çözümü gecikmiş bir sorundur. Türkiye’de Kürt sorunu çözülmeden Türkiye’nin demokratik bir ülke olması mümkün değildir. Avrupalılar, AB yolunda ilerlemek isteyen Türkiye’ye, ‘Kürt sorununu çözmediğiniz sürece, birlik içinde yeriniz olmayacaktır’ demektedirler. Türkiye’nin artık Arap ülkeleri, Rusya, Çin, Hindistan, ve Pakistan’la yapabileceği bir ittifak şansı yoktur.       

Tek taraflı ajansın haberi üzerine bütün Kürt sitelerinde yer alan haberin sonrasının üstünü örtmek istediler. Gerçek olan görüşme gerçekleşmemişti. Bu gidişle de DTP ile başlayan süreç ömrünü doldurmuş ve geçerliliğini kaybetmiştir. Şimdi yeni aşk partili komediyi de seyretmeye artık kimsenin tahammüllü kalmamıştı. Bu konuyla ilgilenenlerin Kürt Aydını İbrahim Güçlü’nün Rizgari sitesindeki Çatı Partisi ile ilgili değerlendirme yazısını okumalarını dilerim.


Yazar: Yaşar Kaya
Tarih: 28-05-28


Bu Köşe Yazısının yer aldığı yer: Kurdistan-Post.Org (Com) Kürdistan'in Özgür Sesi
http://www.kurdistan-post.com

Bu Köşe Yazısı için adres:
http://www.kurdistan-post.com/modules.php?name=Niviskar&op=viewarticle&artid=1384