Tozlu raflar ve Aymatov

Zaman ilerledikçe, ya da bizler yaşlandıkca mı demeli, okuduğumuz ve yaptığımız şeylerin tadı da dokusu da değişiyor. Eski tadları derinlikleri okuduğumuz romanlarda daha az buluyor oluyoruz. Tıpkı Yaşar Kemal gibi Dostoyveski gibi kaybolmayan tadlar gibi. Karlı bir Heidelberg gününde oturduğum bir alışveriş merkezinin en son katında ki kafede Cengiz Aytmatov´u okurken tıpkı böyle bir başka gizemli tadı bulmuş olmanın sevinci içerisindeydim .

 

Uzun zamandan beri okuduğum romanlar içerisinde en etkilendiklerimden biri Cengiz Aytmatov´un „Elveda Gülsarı“ adlı romanı oldu. Günümüzün en önemli Kırgız yazarlarından biri olan Cengiz Aytmatov doğduğu toprakların insanlarını, geleneklerini ve yaşam biçimlerini duygulu ama bir o kadar da gerçekçi anlatan bir yazar. Bu müthiş dengeyi ve derinliği en iyi Rus yazarlarında bulduğumu düşünmüşümdür hep.

 

Aynı toprakların havasını solumaktanmıdır bilinmez, Dostoyveski ile bu anlam da çok benzeşir. Yani kahramanlarını betimlerken Kırgız ovalarından binlerce kilometre uzakta bile olsanız Gülsarı´yı ucsuz bucaksız ovalarda koşarken, yada Cemile´nin Danyara olan aşkını sert Kırgız ovalarındaymış gibi hissedersiniz. Aytmatov´u diğer Rus yazarlarınden ayıran en önemli özellik ise doğayla iç içe olan kahramanları. Bu yönüyle ise bize hiç de uzak olmayan bir tadı, yani Yaşar Kemal´i hatırlatıyor

 

Klasiklerin her zaman güzel olduğuna bir daha hak verdim Aymatov´dan dizeler okurken.

Ama ne yazık ki hakettikleri değeri bulamıyor klasikler günümuzde artık. Oysa içlerindeki o gizemli ve uçsuz bucaksız dünya ne kadar cömert bir rüya gibi okunduğunda insanı uçsuz bucaksız insan ve doğa dünyasına götürüyor.

 

Hal böyle olunca klasik romanlar tozlu raflarda daha çok aksesuar rolü görüyor ve popüler romanlar ucuzdan içerikleriyle bilinçsizsizce kitap tüketen bir okuyucu kitlesi yaratmaya başlıyor. Ve raflarda yıllardır bekleyen klasik romanlar biraz daha tozlanıyor.

 

Tüm bunlara inat tavsiyem o ki; varsa evinizde unutulmaya yüz tutmuş eski klasik romanlarnız Dostovyeski´den, Cehov´dan, Aymatov´dan Kazancakis´den, Gogol´den, alın oradan ve hafifce avucunuzun içiyle kapağına dokunup açın unuttuğunuz nice tadları tekrar yaşamak için. Emin olun pişman olmayacaksınız.

 

Yoksa „İnsana korku veren bazı sözler vardır ´Artık hiç bir zaman!´gibi. Böyle sözlerden sonra söyleyecek bir şey kalmaz.“ Gibi kendi içine doğru derinliği büyüyen cümleleri nerede bulabilirsiniz ki?

 

İnanın hiç bir yerde.

 

Öyleyse indirin raflardaki unutmaya bıraktığınız o esrarlı yolculukların tabletlerini.


Yazar: Kenan Engin
Tarih: 2008-04-28


Bu Köşe Yazısının yer aldığı yer: Kurdistan-Post.Org (Com) Kürdistan'in Özgür Sesi
http://www.kurdistan-post.com

Bu Köşe Yazısı için adres:
http://www.kurdistan-post.com/modules.php?name=Niviskar&op=viewarticle&artid=1362