
Tahir Süleyman Yine Hedefte!
Hejaré Şamil Tahir Süleyman’ı bize şu sözlerle tanıtmıştı:
“Bizden uzaklarda, bilmediğimiz, tanımadığımız, bütün gücünü, hayatını Kürtlerin aydınlanmasına, kurtuluşuna, özgürlüğüne adamış insanlar var, demiştim.
“İşte Tahirê Süleyman onlardan birisi. 2003 yılında Azerbaycan’da “Diplomat” isminde Kürtçe-Azerice bir gazete yayınlamaya başlamış. Kendisi filolog. Babası Kürt, annesi Azeri. 1992’de oluşturulan “Ronahi” Kürt Kültür Merkezinin, aynı yılda ilk sayısı basılan “Dengê Kurd” gazetesinin çalışmalarında bizlerle omuz omuza yer almıştı.
“Tahirê Süleyman’ın kuruş-kuruş topladığı parayla ayda bir kes zar-zor bastığı gazete, tüm Azerbaycan milliyetçilerinin hedefi. Kendisi de hedef. Milliyetçi kesimlerin bir numaralı düşmanı. Bunu Azerbaycan’ın milliyetçi basınına göz atınca kolaylıkla görebilirsiniz.”
Sonrasında, Tahir Süleyman’a yönelik kampanyadan bahsedip ben de bir yazımda kendisinden bahsetmiştim:
“Tahir Süleyman sadece okumuş, sadece dünyadan haberdar bir Kürd insanı değil. Röportajdan çıkarıyoruz ki aynı zamanda usta bir gazeteci ve iyi bir iletişimci. İçine çekilmek istendiği anlamsız ve bir yere varmayan polemiklere girmektense, genelin iyi bildiği konuları manivela olarak kullanarak Kürd meselesini, okurun kolayca algılayacağı basit mesajlara dnüştürüyor. Kendisini sıkıştırmak veya sorgulamak için düzenlenmiş bir röportajı, derdini -hem de derli toplu- anlatabildiği bir röportaja dönüştürüyor.”
Tahir Süleyman Azerbaycan’da Diplomat isimli bir gazete yayınlıyor. Gazetenin isminin neden Diplomat olduğunu entellektüelin kendi kaleminden okuyalım:
“Em rewşenbîr û welatparêzên Bakûyê bê gav man, şêwirîn, pirograma rojanmeyeke siyasî û civakî amade kir, ji qanûnê derbaz kir. Da weşandin û navê wî me danî DÎPLOMAT, bona wê yekê tu kesek nepirse mena navê wê çî ye? Lê “Dîplomat” navekî înternasyonal e û bo me xweş e.”
Gördüğünüz üzere Tahir Süleyman Kürdlerin bir ileri uç temsilcisi. Dolayısıyla Diplomat’ın Azerbaycan’la ilgisi, Kürdistan’ı ve Kürdleri; Kürdlerle ilgili olan biteni orada anlatmakla sınırlı. Azerbaycanlı Kürdlerle ilgili yayınlar yapılıyorsa, bu gazetecilik gereğidir. Fakat işte Kürd gazeteciliği birilerini rahatsız ediyor: Türk milliyetçilerini.
Azerbaycan’da diyebiliriz ki en karaktersiz politikayı, kendilerinden istenmeden turuncu gömleklerle “turuncu devrim” diye palyaçolar gibi sokaklara fırlayan Musavatçılar yaparlar. O palyaçoluğun sebebi güya Amerika’yı ‘reformcu’ olduklarına inandırmak, bu hesapla para koparmaktı. Sahtekarlık tutmadı, kimse bunların sahte demokratlığına inanmadı. Musavat’a mı kalmış demokratlık? Palyaçolar gibi Bakü sokaklarına dağılmadan önce, arkalarında Türkiye’li faşistler tanklarla Bakü’de askeri darbe yapmak isteyenler, Azerbaycan’ı Türkiye’nin bir ili yapmak isteyenler bunlar değil miydi?
Bunlar işte halen aynı grup: Azerbaycan’daki Türk milliyetçiler. Azerbaycan’ı da Türkiye gibi Kürdlerle kavgalı bir ülke yapmak, ülkede huzuru kaçırmak istiyorlar. Normal bir gazete olan Diplomat’a yönelttikleri kapsamlı saldırının başka ne sebebi olabilir?
Musavatçıların Musavat isimli yayın organlarında Tahir Süleyman’ı yine hedef gösterdiler: (çeviri ve özet şahsıma ait):
“- Dışişleri Bakanlığı yetkilisi Hezer İbrahim, böylesi gazete yayınlarının kendi alanları dışında olduğunu söylemiş… - İçişleri Bakanlığı yetkilisi Ehsan Zahidovsa böyle bir konunun (Diplomat’ın yayınlanmasının – MAH) Adliye Bakanlığı’nın işi olabileceğini demiş… - Matbuat Şurası’ndan Eflatun Amaşov bu meselenin, Şuranın idare heyetinin görevi olduğunu ifade etmiş… - Gazetenin yayınlandığı matbaanın yönetici yardımcısı ise yayınlandıkları yayınlarla ilgili araştırma yapmadıklarını açıklamış…”
İnanabiliyor musunuz Musavat’ın bu dedektifliğine? Dışişleriyle görüşüyorlar, İçişleriyle görüşüyorlar, basın - yayından sorumlu kurumla görüşüyorlar; ve asıl hedeflerine geliyorlar: gazetenin basıldığı matbaayla görüşüyorlar. Neden? Diplomat’ı kapattıramayınca bu sefer yayınlanamasın diye! Bakın ne diyor ismi gizli Musavat ‘uzmanı’:
“Aslında hiçbir yayın ülkenin adına halel getiren yayınları yayınlamamalıdır. Azerbaycan Türk devletidir, PKK da Türk devletlerine karşı silahlanmış bir terör örgütüdür ve uluslararası böyle tanınır. Bu nedenle özel matbaalar bu yayını basmamalı.”
Biz sorunun özüne inmek istiyoruz: Azerbaycan’da barış içinde yaşayan Kürdlerin ve Azerilerin arasını bozmayı kim ve neden istiyor? Kürdlerin Azerilerle problem olduğu tarihte vaki olmamıştır ama Musavat neden zorla problem çıkartıyor, yaratıyor? Neden Azeri devleti Kürdlerin üzerine gitsin istiyor? Bundan amaç, Azerbaycan’ı Türkiye’nin güdümüne sokmak değilse ne olabilir?
Azerbaycan’ın içişlerini Azerbaycan vatandaşlarına bırakmak gerektiğinden bunları sadece sorabiliriz ama Tahir Süleyman’ın tehdit edilmesi, hedef gösterilmesiyle ilgili muhattabız:
Eğer Tahir Süleyman’ın başına en ufak bir şey gelecek olursa, Birleşmiş Milletler, İnsan Hakları örgütleri ve uluslararası gazetecilik örgütleri başta olmak üzere tüm uluslararası kurumlar nezdinde tek sorumlu olarak Musavat’ı ve onu destekleyen siyasi hareketi biliyoruz. Tahir Süleyman’ın başına geleceklerden bu grup sorumludur.
Azeri yetkililer, ülkede huzur bozan, Kürd insanlarını hedef gösteren, Azerilerle Kürdleri birbirine düşürmek için çaba harcayan Musavat gibi bozguncuların yayınlarına müsaade etmemelidir. Demokrasi insanların hedef gösterilmelerine, dedektiflik yapılarak rahatsız edilmelerine, huzurlarının kaçırılmalarına müsaade etmez. Bunlar demokrasinin kötüye kullanılmasına örnektir ve engellenmeleri gerekir. Yazar: Mehmed Alî Husêdin Tarih: 2008-04-20
|