KORUNULAN TÜRKLÜK VE KÜRDLÜK

Herbirinizin şu ya da bu şekilde malumu Türk Devleti’nin TCK 301. Madde sıkıntısı. O meşhur madde şu:

MADDE 301. - (1) Türklüğü, Cumhuriyeti veya Türkiye Büyük Millet Meclisini alenen aşağılayan kişi, altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini, Devletin yargı organlarını, askeri veya emniyet teşkilatını alenen aşağılayan kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(3) Türklüğü aşağılamanın yabancı bir ülkede bir Türk vatandaşı tarafından işlenmesi halinde, verilecek ceza üçte bir oranında artırılır.
(4) Eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları suç oluşturmaz.

- Türklüğü alenen aşağılamak... Bu ifade komik gelmiyor mu size?

Sorguladığınızda, bu tanımdan hareketle kimi felsefi çağrışımlara kaptırıyorsunuz kendinizi. Birinci fıkra ile gidelim:

1. Fıkra 1. Yorum: Türklük aşağılanabilen türden birşeydir;
Yasanın kendini ifade şeklinden hareketle diyoruz, Türklüğün aşağılanabilir olması ilginçtir. Daha ilginci, bu yasa ile Türklüğü aşağılanmaktan korumak isteyenlerin, eşdeğeri olan benzer kimlikleri; Kürdlüğü, Ermeniliği, Rumluğu, Bizanslığı, vs aşağılamak için ellerinden geleni ardlarına komamaları. Türklük aşağılık mıdır ki, yasayla aşağılanmaktan korunulurken eşzamanlı olarak en yakınındaki türdeşleri aşağılanmakta?

1. Fıkra 2. Yorum: Türklük, aynı zamanda ve halihazırda birileri tarafından alenen aşağılanan birşeydir;
Bu yasa bir yasak maddesidir. Yasaklar, olan, yapılan birşeylerin engellenmesi çabası olduklarından, yasa koyucunun birilerinin Türklüğü aşağıladığı algısı olduğunu anlıyoruz. Bu kişilerin bu aşağılamayı yapmaması istenmektedir; ama karşılık olarak Türklüğü savunanların türdeş diğer kimlikleri aşağılamalarına ses çıkarılmayacaktır; öyle bir hüküm yok!

Aşağılanmanın ne olduğunu yasa koyucunun sözlüğünden (TDK) anlayıp devam edelim:

AŞAĞILAMAK
1 . Değerinden düşük göstermek. 2 . Küçültücü davranışlarda bulunmak, hor görmek.

Mesela ne denirse Türklük aşağılanmış olur. Türk Devleti’nin ve kurumlarının normalde Beyaz Ev olarak tercüme edilmesi gereken ABD Başkanlık konutunu (White House), Beyaz Saray olarak tercüme etmelerinden hareketle; Amerika’yı ve Amerikalılığı kendilerinden yukarı gördükleri sonucunu çıkarılabilir (“Biz Kürdler de aynı eşekliği yaptık! Qasré Spî demekle” (Ve buyrun ‘de’ ekini kullanmakla bir aşağılama; ortaçağ algısına göre eşek aşağıdır zira...)). Bu durumda “Türklük Amerikalılıktan aşağıdır” denirse, TDK’ya göre, Türklük aşağılanmış olmuyor; Türklüğün değerine dair pozitif bir fikir ifade edilinmiş oluyor. Diğer yandan yasa koyucuların ve yürütmedeki memur ve hükümetlerin çeşitli beyanlarından hareket ederek; “Türklük Ermenilikten aşağıdır”, “Türklük Kürdlükten aşağıdır” denilirse Türklüğün aşağılandığını anlayacağız çünkü yasa koyucunun Kürdlük, Ermenilik ve sair algısına kıyasla, Türklük aşağılanmış, varsayılan değerinden düşük gösterilmiş oluyor (Aristocu tasım mantığına göre akıl yürütecek olursak, konuyu tersine çevirip düz bakarsak aslında anlarız ki, Türklük kendini Kürdlük, Ermenilik, Rumluk, vb karşısında aşağı görmektedir; fakat bu yazıda konumuz bu değil).

* * *

Yasanın 4. fıkrası Türklüğe eleştiri yapılabileceğinden bahsediyor.

TDK’ya göre eleştiri:

ELEŞTİRMEK
Bir düşünceyi, bir eseri, bir yargıyı inceleyerek doğruluk veya yanlışlığını ortaya çıkarmak ve gerçek değerini belirtmek, tenkit etmek.

- İnceleyerek doğru veya yanlışlığını ortaya çıkarmak... Bu daha da komik gelmiyor mu size?

Sorgulanacak olursa, 1. Maddeyle ve analizimizle ilişkilendirirsek, bu sefer felsefi değil komik çağrışımlara kaptırıyoruz kendimizi:

4. 1. Türklük, eleştiri yoluyla potansiyel olarak yanlışlığı ortaya çıkarılabilecek birşeydir;
Aşağılamanın ve eleştirinin hangisi nerede başlıyor, nerede bitiyor elbette çok subjektif. Kimlikler bağlamında değer ifadesi metrik veya diğer bir ölçü sisteminde tanımlanabilir değil. Dolayısıyla Türklüğe eleştiri yoluyla bir değer biçtiğinizde (zira eleştirinin tanımı gereği buna hakkınız var); bu değer, yargı kurumunun biçtiği değerden az çıktığı takdirde, pekala 1. Fıkradan yargılanmanız ve ceza almanız da mümkün.

Dolayısıyla şöyle bir sonuç çıkıyor: Türklüğün gerçek değeri pekala tartışmalı birşeydir; aşağılık olup olmadığı ise başlı başına bir başlıktır. Öyle olmasa bu yasanın varlığını sürdürmesi konusunda Türklüğün sahipleri bu kadar direngen bir tutum sergilemezlerdi. Bu aynı değer nedeniyle olmalı ki, aynı yasa, Türklükle beraber; yasayı çıkaran yasamayı, uygulayan yürütmeyi ve uygulanırlığını denetleyecek yargıyı da aşağılanmaya karşı korumaya çalışmazdı.

Akıllara zarar bir aşağılık kompleksi...

Kürdlere gelince; Türklerden; Türk Devleti’nin yasaması, yürütmesi ve yargısından o kadar aşağılama gördük ama yine de hiçbirimizden duymadık Kürdlüğün değerinden yitirdiğini. Yitirmiyor değerinden meret ve hep de arttırıyor!

Sebep asillik mi, asıllılık mı, siz karar verin.

PS: Bu yazıyla ve bundan sonra soyad olarak ailemizin öteden beri bilinen adı olan Husédin’ı kullanacağım.

Wexté min ki ez tırkî berdim é te ye.


Yazar: Mehmed Alî Husêdin
Tarih: 2008-04-10


Bu Köşe Yazısının yer aldığı yer: Kurdistan-Post.Org (Com) Kürdistan'in Özgür Sesi
http://www.kurdistan-post.com

Bu Köşe Yazısı için adres:
http://www.kurdistan-post.com/modules.php?name=Niviskar&op=viewarticle&artid=1347