İsmail Beşikçi’nin benim övgüme ihtiyacı yoktur.
Ancak onun her türlü övgüyü hak ettiğini söylemeden edemeyeceğim.
Beşer evladı övgü karşısında çaresizdir. Çokça “yenilmez” seçkinin bile övgüye yenik düştüğünü hep gözlemledik.
Dünyamızın yönetilen çoğunluktan ve yöneten azınlıktan oluştuğunun ciddi bir itiraz konusu olabileceğini sanmıyorum. Yönetilip yönetmeyi siyasal iktidar içinde ve dışında bulunma anlamında algılamamak gerekir. Siyasal iktidar dışındaki kimi düşünürler, pekâlâ yöneten azınlık içerisinde yer almaktadırlar.
Bizim bu bilimsel esası tartışılır kategorize etmemize göre; İsmail Hoca yöneten azınlık içerisinde bir seçkindir. Ancak sayısız seçkinden çok, ama çok farklı olarak övgüye bile yenilmemiştir.
Kendisine “yenilmezlik simgesi” desem, belki de bazıları gerçekle tersleşmeyen bu mübalağadan gocunabilir. Sözlerimdeki varsa abartının, İsmail Hocayı rahatsız edeceğini hissetsem de, kendisini etkilemeyeceğinden eminim.
Tarih övgüye karşı düşünsel zırha bürünüş kimi kişilikleri bizlere tanımaktadır. Çağdaşlarının anlatımları Fredric Nietzsche’nin böylesi bir yapıya sahip olduğuna işaret eder (Gerçi onu sağ iken övenler parmakla sayılacak kadardı). Ama Nietzsche yergi karşısında acizdi. Çağdaşları bu konuya fazla değinmez ama bunu “kuşkulu belki”nin filozofunun ıstıraplarının görünmesinden amansız bir sıkıntı duyduğundan çıkarabiliyorum.
İsmail Hoca ıstıraplarının afiş edilmesinden aşırı bir eziklik duyar mı, bilmem. Çünkü kendisiyle görüşme ve konuşma fırsatım olmadı. Ama eserlerinde yergi taarruzlarını övgü saldırılarından daha önce alt ettiğini gözlemleyebildim.
İsmail Beşikçi’yi düşünürken; yöneten azınlıktaki seçkinler içerisinde kendi değerinin bilinmesinden güç alıp kapısını yenilgiye açık bırakanlarla, yaptığı işin değeri ile güçlenip yenilmezleşenler arasında ciddi bir fark olduğunu görebiliyorum.
Kendi değerinin takıntısı ile yaşayan yöneten seçkinlerin; yönetip yönlendirdiklerini de kendi yenilgilerine ortak ettikleri ne acı bir gerçektir!
İsmail Beşikçi’nin benim övgüme ihtiyacı doktur, demiştim başlarken. Ancak benim Onu övmeye ihtiyacım vardı.
Büyük Ehmedê Xanî’nin “Şerha xemê dil bikim fesane / Zînê û Memê bikim behane” öğretisinden yola çıktım doğrusu.
İsmini bahane ve suiistimal ettiğim için değerli Hocamızdan af diliyorum.