Türk medyasının Zap sefaleti

Aslında yazmak istediğim yazının konusu Kürd – Amerikan ilişkileri ve başlığı da ‘Bizi Amerika’ya Düşman Edenler’ olacaktı. Amerika’nın bölgedeki varlığından maksimum Kürd faydası elde edecek politikalar üretemediklerini itiraf edemeyip, kitleye neredeyse « Hedefiniz Amerika’dır » sloganı attıranları kastediyorum. Bir Washington Post haberinin Türk medyasının sefaletini bir komedi olarak ortaya sermesinden sonra diğerini şimdilik bir başka yazıya bırakıyorum.

8 Mart’ta Washington Post gazetesinde PKK’yle ve özelde de PKK gerillalarıyla ilgili ‘A Kurdish Society of Soldiers’ ; ‘Bir Kürd Askerler Topluluğu’ başlıklı bir haber yayınlandı (Yazı elbette Kuzey Kürdistan medyasında çevrilip yayınlanmadı). Yazı bolca resimle desteklenmiş olarak yayımlandı. Hem Kürdistan dağlarının ve doğasının hem de genciyle yaşlısıyla inanmış Kürd savaşçılarının, Türk bombardımanında ayağını kaybetmiş Kürd kadınının dramının ; bunların tamamı resimlenmesi gereken haber detayları olduğundan habercilik açısından artı veya eksi bir durum sözkonusu değil.

Haberle ilgili, haberi okurken dikkatimi çeken ilk ayrıntı resimlerin tarihiydi. Bildiğiniz üzere PKK gerillaları ile Türk Ordusu arasında, Türk Ordusunun bir topyekün savaş denemesi neticesi 8 günlük bir cephe savaşı yaşandı. 21 Şubat gecesi başlayan bu çatışma, Kürd gerillaların mutlak galibiyetiyle 29 Şubat günü sona erdi. Washington Post’a konu olan resimlerin çekilme tarihleri çatışmaların sürdüğü zamanlara denk geliyordu. Bunun bende uyandırdığı ilk düşünce, gerilla alanlarının ne kadar güvenlikli olduğu oldu. Aksi olsaydı yani Washington Post muhabirleri tehlike altında olsalardı, emin olunuz Washington Post gazetesi bombalanmayı, ölümleri, bir işgal ve savaş provasını ; herşeyi bir tarafa bırakıp kendi ekibinden dolayı ortalığı yaygaraya verirdi. Demek ki Türk Ordusu ortalığı yakıp yıktığını iddia ederken, gerilla ve misafirleri gayet rahatlarmış. Zaten haberin başlığını ele alacak olursanız, biraz da bu rahatlık ele alınıyor.

Velhasıl-ı kelam, yazımızın konusu bu değil. Haberin yayınlanmasını müteakip, bizim Okur Köşesi de dahil olmak üzere Kürd internetinde habere dair bir ilgi oluştu. Kürdlerde bir gerilla ve dağ ilgisinin olması gayet normal fakat Türk medyası olaya farklı değindi.

Türk Medyası ve haberi ele alış biçimine geçmeden önce bir kısa not yazmak istiyorum : Kuzey Kürdistan medyası, müthiş manipülatif ve yalancı bir karaktere sahip olan Türk haber kurumlarını haber kaynağı olarak kullanmayı kati surette terk etmelidir. Bunun bir adımı ülkede ve Kürdlerin yaşadığı yerlerde kendi haber kaynaklarımızı yaratmaksa, diğeri kendi çevirmenlerimize ve dış haberler bürolarımıza sahip olmaktır. Genel Kürd kitlesinin ve Kürd siyasetçilerinin, dünya hakkındaki aktüel bilgilerini Türk süzgecinden geçmemiş haliyle az çok objektif olarak edinme hakkı vardır ve bu hakkı bize kullandıracak olan finans desteği olan haber kurumlarımızdır. Ne ANF, Ne Peyamner ne de PUKMedia’nın, Türkçe konuşan Kürd kitlesi için şimdilik böyle bir ilgilerinin olmadığını söyleyebiliriz.

Türk medyasının bu Washington Post haberini işleme biçimine dönersek. Türk ordusu, görüntü yokluğundan dolayı simülatif biçimde bile veremediği bir yenilgi yaşadı Zap alanında. Bundan ve PKK’nin propaganda ve psikolojik harbi en üstün biçimde becermiş olmasından dolayı Türklerin Ankara siyasetinin tüm paradigması, hep beraber izlediğimiz üzere alt-üst olmuş durumda. Türkler açısından kolay değildir: 400 yıldır ilk defa Kürdlerden stratejik yenilgi aldılar ve arkasının geleceğini de çok iyi biliyorlar. Bunu geçelim; bu kısım, bu kısa çatışma / savaşın (bir önceki yazıda yanlış yazdığım üzere analojisini değil) antolojisini yazacak olanlara kalsın..

Washington Post haberini ilk Hürriyet geçti. HPG’nin mütevazı bir törenle sonsuzluğa uğurladığı şehit yoldaşlarını o olumsuz koşullarda dahi sırtlarda taşıyarak nasıl şehitliğe götürdüğünü, ölümsüzlerin mütevazı şehitliğini : « İşte ordunun yayınlamadığı görüntüler » başlığıyla verdi. Ama haber kaynağı feci biçimde sırıtıyordu ve Hürriyet’i doğrulamıyordu. Bunu yayından sonra farketmiş olacaklar ki, ayı yavrusunu biberondan sütle besleyen gerillanın resmini, savaşın kirli döneminde hunharca öldürülmüş bir Kürd bebesi resmiyle verdiler; onların (Amerikalıların) hayvanseveri gerilla aslında bebek katili demeye getirdiler. Güya gerilla bununla karalanmış olacaktı. Oysa iyi çekilmiş resmin kompozisyon gücü herhangi bir karalamayı engelliyordu. Dolayısıyla çareyi resmi bozmakta buldular. Milliyet’in 11 Mart tarihli internet yayınında şehitlik resmini kırmızı renkle bozulmuş / filtrelenmiş olarak « Sedyeyle taşıdılar, poşetle gömdüler » başlığıyla tekrar yayınlanması bu mantıkla ibretliktir. Kendilerine ait olmayan, kaynağına ulaşamadıkları, yazanını protesto ettikleri bir haberi bu kadar gündemde tutmak, bu kadar bozmak ve üstüne bir de alenen uydurmalarla tahrif etmek Türk haberciliğine özgüdür. Kürdlerin kime benzememeleri gerektiğine dair süper negatif bir örnektir Türkler.

Fakat en nihayetinde her ne yaptılarsa kendilerine çelme takmaktan öte gidemediler. Bu ufacık olayda bile olsa hatalarının kökeni Kürd düşmanlıklarında olduğundan, çözümü Kürdlerin her hakka haiz bir millet olduğunu idrak edememekten; bu idrake emperyalist gururları müsaade etmediğinden; kendilerini K. Kürdistan’da efendi Kürdleri tüm dünyada xulam görmeye alıştıklarından; ama işte güçleri de Washington Post’u kapatmaya veya muhabirlerini işkencelere sokmaya, mahpuslara tıkmaya yetmediğinden; hatalarını itiraf etmeye , « yüzümüze gözümüze bulaştırdık, özür dileriz » demeye de kültürleri müsait olmadığından bir tek Türklerin aklına gelecek bir yola başvurdular : Washington Post’u haberinden dolayı protestoya !

Hürriyet gazetesi, çala çırpa, yamulta büke kullandıkları bir haberin kaynağını, Washington Post gazetesini ‘Türk ulusal’ bir kampanya açarak protestoya çağırdı.

Zorunuza gitmiyor mu bu küçücük akıllı insan müsveddesi topluluğun Kürdistan’ın yarısında efendi olmaları?


Yazar: Mehmed Alî Husêdin
Tarih: 2008-03-12


Bu Köşe Yazısının yer aldığı yer: Kurdistan-Post.Org (Com) Kürdistan'in Özgür Sesi
http://www.kurdistan-post.com

Bu Köşe Yazısı için adres:
http://www.kurdistan-post.com/modules.php?name=Niviskar&op=viewarticle&artid=1310