Hiç sabaha doğru, kendisini Kürd saymayan bir Kürdden dolayı uyandırıldınız mı bilmiyorum. Benim başıma geldi. Kürdün kendisini Kürd saymaması durumu, Güney Kürdistanlı biraderlerimizin, bacılarımızın (kardeş kelimesini tüketip içeriksizleştirdiğimizden böyle diyelim), birbirleriyle veya diğer Kürdistan parçalarındaki Kürdlerle ilişkilerinde bilmedikleri, yaşamadıkları, tahayyül edemeyecekleri bir durum olduğundan, Süleymaniyeli dostum Kürd olmadığını iddia eden bir Kürdle tanışmış olup bunu aklı almayınca, ben de uykumdan olmuş oldum.
Yemek yemeye girdiği lokanta sahibinin “Kürd değil Zaza” olduğunu demesinden dolayı kontrolünü kaybetmiş. “Çıldıracağım yahu!” deyip duruyor bana telefonda. Ben uyanmaya çalışıyorum bu arada. Lokanta sahibiyle olan tartışmasını anlatıyor. Benden, ‘bu sapkının’ hakkından gelmek için yanına gitmek, onunla polemikle ‘ikna’ için de randevu istiyor.
Kabul edemiyor kısacası uğruna bu kadar bedel ödenmiş Kürdlüğün bu şekilde terkedilebilmesini.
Benim “Güler Kömürcü Zazaları” dediğim zavallılardan biriyle konuştuğunu bilmemiş; ciddiye alıp benden duruma çözüm bekliyor.
Sorunun aslı, konuştuğu Dersim, Bingöl, Siverek veya Amedli Dımili Kürdünü de kapsayacak biçimde sosyolojik olarak tanımlanması gereken, 90’larda içine girilmiş yeni bir sürecin ürünü yeni bir grup. Sürecin adı ‘Kürdlükten Kaçış’. Sürecin ürünü Kürdlükten kaçanlar. Bu olgu, sırasıyla, en başta Alevileri, sonra Dımili Kürdlerini (siz Zaza deyin), Türk Devletinde memurluk yapanları ve Türk sisteminde herhangi bir köşe kapmışları içermekte. Konu gizlemeye değil farklı boyutlarıyla işlenmeye ihtiyaç duymakta.
Beni uykumdan eden ‘Zaza Ulusuna’ bakalım şimdilik.
Güler Kömürcü, belki kim olduğunu bilmezsiniz, Akşam isimli Türk gazetesinde yayınlanan içeriksiz yazılarında habire ‘Zazalar farklı ulustur’ diye yazan kadındır. Hani şu Ergenekon isimli “Ergenekon’un ahtapot kolunu kesme” operasyonunda ilk partide gözaltına alınanlar arasında ismi geçen kadın. Büyük ihtimalle de böylesi mafyatik örgütlenmelerde ‘herkesin malı’ olan ve kadını küçülten kadınlardandır. Zaza takıntısı ise, mide bulandırıcı Türk milliyetçiliğine, muhtemelen üniversitede beraber olduğu Dımili (Zazaki) konuşan Kürd’ün Kürdlüğünün kendisini rahatsız eden yanını törpülemek istediğindendir. Irkçı biri, olaylara ve kişilere de haliyle ırkçı yaklaşır. Bilemeyiz, ama içeriksiz, hedefsiz ve kendisini okuyacak bir avuç geri zekalı harici kimseyi etkilemeyecek böylesi yazılar yazmanın bir ‘derin’ psikolojik sebebi olmalı!
Dımili Kürdçesini konuşan Kürdlerin Kürdlüklerini sorgulamak / sorgulatmak ise çok daha sinsi bir Türk oyunudur.
Geçenlerde kazara bir yazısını okuduğum, Türk siyasi haritasının Elazığ’ından Dersimli bir eski arkadaşım. Entellektüel kapasitesine yakışmayacak bir hamlıkla, ödüller kazanmış kalemine yakışmayacak amatörlükle / eğretilikle kendini ‘Zaza ulusundan Alevi’, geri kalan Kürdleri ‘Kurmanc ulusu’ olarak tanımlıyor / konumlandırıyor. ‘Zaza Alevi’ diye uydurduğu bir kimlikte tatmin arıyor. Yolu hayırlı olsun diyemiyoruz çünkü öyle bir yol yok, kimlik uydurularak yoktan var edilemez.
O kapasitesine yakışmayan cehalet sergiliyor.
Peki, neden?
Nedeni Kürdlükten kaçıştır. Yıllar önce engin bilgisine hayran olduğum bu insanın, Kürdler için ‘Kürdlerden adam olmaz’ deyişini hiç unutamamışımdır mesela. Kendisi Kürd olan birinin böyle deyişini, her türlü etnik aidiyete karşı bir komünist olmasına bağlamak elbette mümkün değildi. Peki ama nedeni neydi? Kürdistan’da, köyündeki Türk ilkokulunda öğrendiği kırık dökük Türkçesini İstanbul’un Türk züppelerini yaya bırakacak kadar geliştiren bu insan, neden ‘Kürdlerden adam olmaz’ desindi. İşte kendisi Kürddü ve adamdı!
Adam mıydı? Kürdlüğünü inkar ettiği ise kesindi; Kürdlüğünden kaçtığı!
İşte yıllar sonra okuduğum ve kendini ‘Zaza Alevi’, ‘Zaza ulusundan Alevi’ olarak konumlandırmaya çalıştığı yazısını okurken bunlar geldi aklıma. Kendisi ‘Zaza ulusundandı’ ya, geri kalan Kürd diye bilinenler de ‘Kurmanc ulusu’ imiş. Bahsettiğim yazısında geri planda bunu işliyordu utangaçça.
Utanmadan!
Öncelikle, Kürdistan’ın Kuzey’inin Dımili (Zazaki) veya Kurmanci (Behdini, Kuzey Kurmancisi) konuşan Alevilerinin, hatta Anadolu’nun Türk ve Türkmen Alevilerinin dini merkezleri Dersim’dedir diye konuya değinelim. Bu dini merkezlik, Dersimli Dımili konuşan Kürdlerin, genel olarak Dımili konuşan Kürdlerin Kürd tarihi içerisinde üstlendikleri yönetici, devletli geçmişlerinin kendilerine bıraktığı bir mirastır. Uyanık Dersimli Ezdani din adamları, bugün Dede veya Pir diye bilinenlerin kökeni olanlardan bahsediyorum, müslümanların zulmünde yok olmaktansa yeni ve Arabi isimlerle (Kureyşi, vb), kendilerini aynı özde, yaklaşık aynı coğrafyada yeniden yaratmışlar. Tarihsel olarak kontrol altında tuttukları coğrafyanın daha azına razı olmuşlarsa da, Doğularında kendileriyle aynı özü yaşayan Ermeni Gregoryen Hristiyanlar, Güneylerinde ve Batılarında 20. yy’a Alevi ismiyle giren Rafıziler, Ezdani Kürdler; varlıklarını sürdürmenin yolunu bulabilmişler. Bir dini örgütlenmedir neticede ama dinin (Ezdaniliğin; Ezidi, Alevi ve Kakailiğin) kendisi ve aslı, Dersim coğrafyasına sıkıştırılamayacak kadar Kürdidir, Kürdistanidir.
Bu, çok okumuş ama Kürdlük konusunda hiç okumamış, Kürdlüğünden kaçan ama Türk de olamayan (‘adam olamayan’) ‘Zaza ulusundan Kürd’ merak edip ilgili birkaç kitap okusaydı, entellektüel merakını hem tatmin edip hem kamçılayacak bir Kürdistan tarihi ve atlası bulurdu önünde. Büyük Kürdistan’ın (Irak + İran parçaları dahil) Güney’inde, Alevilerle hemen hemen birebir aynı inancı yaşayan Kakaileri bulurdu. Kakailik, uzatmadan dersek Aleviliktir; veya Alevilik Kakailiktir. Kakailerin dili Gorani diye geçer. Gorani, Dımilidir. Zazaki de Dımilidir. Kürdlerin Dımilce konuşan ve Kürdistan’ın birbirinden koparılmış iki ucunda yaşayan bu iki grubu, söyleyin, kim nasıl ayıracak birbirinden?
Elbistanlı, Malatyalı, Sarızlı, Adıyamanlı ve Dersim dergahlarına bağlı Kuzey Kurmancisi konuşan Alevileri, Dımili (veya Zazaki) konuşan diğer Kürdlerden kim, nasıl ayıracak?
Şeyh Said, Seyid Rıza’yı Kürd tarihinden kim, nasıl ayırmaya cesaret edebilecek?
Sorun bunlar değildir zaten. Tıpkı Türkler gibi, bilgisiz iddialarla ortalığı toza bulamak, kimseye bir gelecek yaratmaz.
Zaza diye bir ulus yoktur, Kurmanc diye de bir ulus yoktur. Dilden ulus çıkmaz zaten. Bunu, Türkler Orta Asya için uydurup Kürdler için de inkar ederek uydururlar.
Bu tür ‘Güneş Dil’ diye uydurulan saçmalıkların etkisinde sürüklenmek, kendisine entellektüel diyebilen biri için, en hafif tabirle utanılacak bir sefalettir.
Kürdler ise bir millettir, ulustur (netew); zengin, çok zengin bir millettir.
Belki çoğu siyasetçimiz henüz aşiretmisi örgütlerinin kabuklarını kırıp Birleşik Kürdistan ruhuna / kalıbına girecek kadar olgunlaşmamış, belki henüz tüm Kürdistan’ın birbirini kucaklayabileceği kitle iletişim kanallarını yaratamamışız ama yine de zengin ve sevilmeyi çok fazla hakeden bir milletiz.
Siyaset bugün düşer yarın kalkar, önemli değil. Önemli olan millete ve ülkeye olan inancı ve sevgiyi pekiştirmektir.
Adam olmak budur.
Yazar: Mehmed Alî Husêdin
Tarih: 2008-02-04