Pakistan’ın kuruluşundan Benazir Butto’ya(2)

27 aralık 2007’de, Pakisatan eski başbakanı Benazir Butto öldürülmesi bölgedeki devletler, ABD ve gelişmiş ülkelerde Pakistan’ı gündeme taşımıştır. ABD’li yetkililer Butto’nun El Kaide militanları tarafından öldürüldüğünü açıklayarak General Müşerref’i aklamaya çalışmalarına rağmen bu suikast üzerindeki sis perdesi halen kalkmamıştır. Bu koşullarda, bu cinayetin aydınlatılması mümkün görülmemektedir. Butto’nun ölümü Pakistan’daki politik güçlerin işine gelmiş, ABD ise Müşerref ile kontrolu elinde tutmayı tercih ettiğinden olayı örtmek yoluna gitmiştir.

Benazir Butto’nun siyasal yaşamının anlaşılması Butto ailesinin konumunun anlaşılmasından geçmektedir. Butto ailesinde politikaya Benazir’in dedesi Sir Şah Navaz Butto İngiliz egemenliği döneminde bugünkü Hindistan’ın Gujarat devletinin Junagad bölgesini başabakanlığını yapmaktaydı. Bu bir tesadüf değildi, zira Butto ailesi Pakistan’da Karaçi’nin başkent olduğu Sind eyaletinde büyük topraklara sahip bir aileydi.Zülfikar Ali 1928’de Larkana’da doğdu, ilk ve orta öğrenimi Bombay’da yaptıktan sonra Berkeley Üniversitesi (Amerika) ve Okford Üniversitesinde (İngitere) eğitimini tamamlayıp bir süre Londra’da avukatlık yaparak Pakistan’a dönmüştür. 1963’te Pakistan ticaret bakanı olan Zülfikar’ın siyasi yaşamı Ziya ül Hak’ın 1977’de yaptığı bir darbe ile sona ermiş ve bayrağı 1979’da idam edilmeden önce Benazir’e devr etmiştir.

1986’da Londra’ya sürülen Benazir 1988’de Ziya’nın bir uçak kazasından ölmesinden sonra Pakistan’a dönerek aynı yılın kasım ayında yapılan seçimleri kazanarak 35 yaşında müslüman bir ülkenin ilk kadın başbakanı olmuştur. 1990 yılına kadar Pakistan’ı yöneten Benazir, bazı üst düzey generaller ile hakimlarin atanması konusunda Cumhurbaşkanı Gulam İshak Han ile anlaşmazlığa düşünce, eşi Zardari’nin rüşvet alması bahane edilerek 6 ağustos 1990’da görevden alınmıştır.

1990 kasımında yapılan seçimleri islamcı Navaz Şerif kazanmış ve 18 temmuz 1993’e kadar başbakanlık yapmıştır. Bu sürede şeriatı yasalara yerleştiren Navaz Şerif 1993’te rüşvet ve eş dost kayırma nedeniyle istifa etmiştir. Kısa süreli bir teknokrat hükümetinden sonra, sonbaharda yapılan seçimleri Benazir Butto başkanlığındaki PHP kazanmıştır.

19 ekim 1993’te tekrar başbakanlığa atanan Benazir Navaz Şerif’in isalmcı partisinin yoğun muhalefetiyla karşılaşmıştır. 1995’te orduda 40 kadar subayı islami bir darbe hazırlığında iken görevden alan Benazir ABD ile yakınlaşma sağlamıştır. Ama eşi Zardari’nin rüşvet almasını kontrol edemediğinden 1996’da ikinci defa görevden alınmıştır. 1997 seçimlerini kazanan Navaz Şerif tekrar başbakanlığa gelmiş ve Hindistan’la karşılıklı nükleer denemelerden sonra 1999 yazında Keşmir sorunu nedeniyle Hindistan’la çatışmalar başlamıştır. Haftalar boyu süren çatışmalardan sonra Pakistan birlikleri Keşmir’in Hindistan kontrolu altındaki bölgesinden çekilmiştir. Devamında genel kurmay başkanı Müşerref’i görevden almaya kalkan Navaz Şerif 12 ekim 1999’da bir darbe ile görevden uzaklaştırılmıştır.

11 eylül 2001’de ikiz kulelere yapılan saldırıdan sonra ABD ile ilişkilerini sağlamlaştıran Müşerref iktidarını sürekli kılmıştır. ABD bu desteği 11 milyar dolar yardım somutlayarak, Müşerref’in ordusunu modernize etmesine olanak sağlamıştır. 8 yıllık tek adam yönetiminin Büyük Orta Doğu projesinin demokratizasyon ayağıyla çelişkisini gidermek için seçim yapılması kararı aldırılmıştır. Uzun süredir sürgünde olan Benazir ve Navaz Şerif af edilerek ülkeye dönmelerine olanak sağlanmıştır. Böylece formel demokrasinin sağlanması ABD için en uygun model olan Müşerref’in Cumhurbaşkanı, Benazir’in başbakanlığı altında El Kaide ile mücadelede etkinlik hedeflenmiştir. ABD bu ikilinin anlaşamaması ihtimalini göz önünde bulundurarak General Asfak Kiani’yi el altında tutmaktadır.

18 ekim 2007’de Pakistan’a dönen Benazir, aynı gün suikastan kurtulmuş, devamında yürüttüğü seçim kampanyası esnasında Müşerref ile arasındaki çelişkiler derinleşmiştir. Benazir 27 aralık 2007’de ikinci bir suikastan kurtulamamıştır. Üzerinden 1 ay geçmesine rağmen aydınlatılamayan suikastın Müşerref tarafından organize edildiğine dair kuşkular halen ağır basmaktadır. Hindistan’da gelişen bağımsızlık mücadelesini zayıflatmak için, İngiltere tarafından pompalanan müslüman hareketi 51 yıl önce devletleşmiş, ama halen dış müdahalelere açık konumdan çıkamamıştır. Buna karşın tüm sorunlarına rağmen, Pakistan’ın ikiz kardeşi Hindistan 51 yıldır dünyanın en büyük demokrasisini yaşatabilmiştir.

1947’de toprak ve etnik birliği olmayan Pakistan ve Bangladeş federal bir devlet olarak islam temelinde Pakistan adıyla yaratılırken, toprak ve etnik birliği olan Kürdistan ise bundan yaklaşık 30 yıl önce 4 devlet arasında paylaştırılmıştır. Güneşi batmayan imparatorluk ve Fransa, 1916’da yaptıkları Sykes ve Picot anlaşmasına göre Kürdistan’ı daha 1. Dünya savaşı bitmeden paylamışlardır. Diğer taraftan İngiltere’ye karşı mücadele eden hintlileri bölmek için suni bir devlet yaratmış ve bu devlet 24 yıl sonra ikiye ayrılmıştır. Bengladeş 1971’den sonra istikrar kazanırken Pakistan’da darbeler birbirini izlemiş ve istikrarsızlık ülkeyi dış müdahalelere açık hale getirmiştir.


Yazar: Ahmet Alim
Tarih: 2008-01-28


Bu Köşe Yazısının yer aldığı yer: Kurdistan-Post.Org (Com) Kürdistan'in Özgür Sesi
http://www.kurdistan-post.com

Bu Köşe Yazısı için adres:
http://www.kurdistan-post.com/modules.php?name=Niviskar&op=viewarticle&artid=1258