Erdoğan: Erkekçe, cesurca, yiğitçe doğmuş, yahut, o mertebeye gelmiş kişi anlamına gelir. Kürtler bunu çok güzel ifade ederler ve derler ki: 'Berxê çê yi berko zeva kifşe.' Türkçesi, koç olacak kuzu yattığı yerden belli olur. Bu fukara ne doğumda “er”dir ne de sonradan o mertebeye gelmiştir. Hasbel kader oraya gelenlerdendir. Biraz imam hatip, biraz cami cemaat, biraz örgütlü İslam, biraz da ülkede adam yokluğu onu buralara kadar getirmiştir, ama nasıl gidecek o belli değil.
Bir çok Türk politikacı hakkında yıllardır yazılar yazdım. Bunlar Romanya göçmeni Süleyman Demirel, Deniz Baykal, Bülent Ecevit, Necmettin Erbakan, ittihatçı Salah Cimcoz'un damadı Fahri Korutürk, Murat Karayalçın, Kürt katili Tansu Çiller, Cevdet Sunay, başta gelenlerdir. Sonra ne yaptık, son dönem zamana yaydırılmış Kürt katili amcalarını yazdık. Bu bölük, Hayri Kozakçıoğlu’ndan jitemci Cem Ersever’e kadar uzanır. Erdoğan diyordu ki:
“Ben aydınlarla konuştum, Kürt sorunu diye bir sorun vardır, hatalar yapılmıştır. Tarihimizle yüzleşmemiz lazım. Bu sorun benimde sorunumdur. Bunu ben çözeceğim,” deyip, pirin diyarı Şex Said’in asıldığı yer Diyarbekir’e doğru yola çıkan bu cesaretsiz, bakın İspanya’da ne diyor.
“Kürtler asli unsurdur, azınlık statüsü kabul etmezler. Kürt kökenli vatandaşlarım benden farklı değiller. Aynı statüye tabiyiz, devletin en üst kademelerinde yer alırlar. Kürtlere azınlık olur musunuz diyenleri tekme, tokat kovalarlar. Benim Kürt kökenli vatandaşlarım Türkiye’de başbakan da olmuştur, milletvekili de olmuştur, yargının en üst kademelerinde görev yapmıştır daha ne olacak,” diyor.
Bir defa diktator Franko rejimini yerle bir eden, madam İbrauri'yi yetiştiren, Cervantesleri, Macellanları yetiştiren bu ülke politikacısı, bu safsatayı yutmaz. Ben altı-yedi defa İspanya’ya gittim, yedi federe Cumhuriyete sahip olan bu ülkede, Bask'ı, Endülüsya’yı, Katalonya’yı, Barcelona ve Mologa, Toledo ve Madrit’i bilirim. Politikacıları ve parti başkanları ile çeşitli görüşmeler yaptım. Her halde hepsi Erdoğan’a gülmüşlerdir. Bu ne biçim Başbakan, yalan söylüyor demişlerdir Çünkü onlar Kürt sorununu çok iyi bilmektedirler.
Şimdi Erdoğan’ın söylediklerine gelelim: Kürt asli unsurdur da Türk halkının hangi haklarına sahip? Türkün Cumhuriyeti ve devleti var, Kürdün bir ilkokulu bile yok. Rahmetli Musa Anter’in mahkemede hakime dediği gibi:
“Çoğunluk kadar hakkı olmayan azınlığı ben ne yapayım.”
Madem aynı statüdeyiz yüzleri aşan Kürt aydınlarını neden öldürdünüz? Bunlar Genel Kurmaydan savaş planlarını mı çalıp satmışlardı? Bırakın bu safsataları. Hiçbir Kürt kendi Kürt kimliği ile bir yere gelemez. Orduda bizi takip eden MIT raporlarında “bunlar Kürtçüdür, subay olamaz, rütbelerini sökün, sürgün alayına gönderin” türünden belgeleri nereye koyacaksınız? O sakıncalı piyadelerden biri de benim. Çok hapis yattım, ama o sürgünün iki yılı yirmi yıllık hapise bedeldi.
İkide bir dünyayı kandırırım diye, benim partimde 72 tane Kürt milletvekili var diyorsun, onlar Kürtler için bir hak istiyorlar mı? Hepsi bir milletvekilliğine halkını, kimliğini inkar etmiş zavallılardır. Patatesten mısır koçanı yapmaya çalışan ucube devşirmelerdir bunlar. Siz de bu yalanı terk edin, önce asfalta inin, yola gelin, öyle konuşalım. Doğru, Başbakan, Cumhurbaşkanı olan Kürt Turgut Özal federasyonu tartışalım dediği için öldürülmedi mi? Sivas Kongresi’ne baskın yapılacağı zaman Mustafa Kemal’in hayatını kurtaran, okur yazar olmadığı halde Mustafa Kemal’in özel kanun çıkararak milletvekili yaptığı Hacı Bedir ağanın torunu olmasaydı siz Dengir Fıratı milletvekili mi yapardınız? Yine torunu olan Hemreş Reşoyu, sürgünde öldürmediniz mi? Çünkü Hemreş Reşo Kürtçüydü.
Sizin partinizdeki milletvekilleri, her dönem iktidarların çanak yalayıcılarıdır. Demokrat Parti döneminde de Kürt milletvekilleri, hatta yedi Kürt bakan vardı. Demirel kendi Kürdünü sahneye çıkardı. Turgut Özal en az elli Kürdü trilyoner yaptı. Her dönemin Kürtleri meclise gelir, boyun büküp el etek öperler. Bu alçalmanın hepsi bir milletvekilliği uğrunadır. Bunlarda yürek olsa kendi halkını savunurlar.
AKP içindeki Kürt kökenli milletvekillerinin bir hak talebi var mı? Bunlar korkuluk kadar kıymet ifade etmezler. Onlar için Kürt sorunu yoktur. İktidar pastasından pay alırlar. İşleri tıkırındadır, çünkü onlar iktidardır. Tarihe bakın Türk ırkçılığı ve egemen sistemine karşı çıkmış hiçbir Kürdü yaşatmamışlardır.
Erdoğan biraz İslam, biraz Türk ırkçılığı sentezliyerek yalpa vura vura bu ülkeyi ve Kürtleri böyle götüreceğini mi zannediyor? Ciddi devlet adamlarının ciddi projeleri olur. Türkiye’de yönetenlerle yönetilenlerin önündeki mesele Türkiye’nin demokratlaşması ve Kürt sorununun çözümüdür. Kürt sorunu çözülmeden Türkiye demokratlaşamaz. Kürt siyaset sahnesindeki beceriksiz Kürtlerin yüzünden Diyarbakır’ı da alabilirsiniz, ama ne Diyarbekir AKP’leşir ne de Kürtlük biter. Bir ayağı Mehabat, bir ayağı Hewlêr, bir ayağı Ağrı, bir ayağı Kamışlı olan cografyada Kürt yiğitliği bitmez. Bu ateş tarlasıdır, bir yanı küllenirse bir yanı volkan gibi patlar. Size tavsiyem oturup üstadınız Necip Fazıl Kısakürek’in Şêx Said başkaldırısını konu alan 'Son Devrin Mazlumları' kitabını okuyun. Ne de olsa N. Fazıl Kısakürek Vanlı Kürt Abdulhamid Arvasi şeyhinin (Nakşibendi) müridi idi.