Suya çizgiler

Yaşadığımız şu son elli yılda hiçbir dönemde Kürtler bu kadar Aktüel olmadılar, bu kadar konuşulmadılar. Bu kadar özgürlüğe yakın olmadılar ama ölüm kendisi ile Kürtler arasına hiç mi hiç mesafe koymadı. İşler gittikçe zorlaştı ve daha da zorlaşacağa benzer, bu saatten sonra Kürtler özgürlükten ve Kürdistan’dan vazgeçemezler. Bundan sonrası ya herro dur ya merro.

Dünya son elli yılda büyük mesafeler kat etti. Amerika ve Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde basın yayın tekniği son hızı ile baş döndürücü bir hale geldi. Kürtler Kuzey Kürdistan’da Türk basın yayın ve televizyonları ile şekilleniyorlar. Kürtlerin 20 binler, otuzbinler, ellibinler satan bir gazetesi yok. Avrupa’daki diaspora desen yangın yerine dönmüş. Orada ne kurum ne de basın var. Kürt televizyonları sadece parti propagandaları yapıyor. İlim, sanat, edebiyat, diplomasi yedi dağın arkasında kalmış.

Kürt Federe devletindeki basın eskisi ve yenisi ile yeni doğan bir çocuk. Üç buçuk milyon nüfuslu bu ülkede yine parti basını, yine güdük, güçsüz takatsız bir televizyon furyasıdır gidiyor. Her kes kendisi yahut partisi için ucuz ve kolay propaganda peşinde, halbuki bu dönemde en çok Kürtlerin bir kaç dil bilen usta gazetecilere ihtiyacı var.

ABD ve Avrupa’nın dev basını dünyayı istediği gibi yönlendiriyor, Arap dünyasında çok çaplı bir basın var, bu kıskacın ortasında Kürtlerin Kürde ve dünyaya hitap edebilen bir basını yok, şurada burada çıkan iki üç bin satan satmayan Kürt dergi ve gazeteleri bir yaraya merhem olacak durumda değil. Ciddi, bağımsız, çok tirajlı, üstelik kimseye eyvallah etmeyen Kürt gazeteleri yok. Bu arada Kürdistan’ın özgür sesi olan Kürdistan Postun günde Kırk bin kez görüntülenmesi bizleri mutlu ediyor, ama yine de mürekkep kokan gazete ayrı bir şey.

Bu aralar kitap okumak, dünyayı idare edenlerin aklından- fikrinden yaralanma çabaları kayboldu... Asker, terör, ölüm, cenaze, taziye çadırları, gözyaşları ve cenazeler dışında yazılan, yapılan bir şey yok. Uçak, bomba, barut, hedef, isabet, canlı bomba, canlı kalkan, yakılan araba, anarşizm, yangın, molotof kokteyli, bütün her şeyin yerini almış... Bizim kültür dünyamız gittikçe kısırlaşıyor. Devlerle cücelerin mücadelesi durumuna düşmüşüz.

Diğer taraftan çetelerden çürük raporu alanlar sağlam çıkıyor. Bu parti başkanları kim imal ediyor, bunu soran yok. Elifi mertek zannedenler parlementer, nereden baksan hepsi Aziz Nesinlik hikayeler. Bu üstü örtülmez ayıpları yüzlerine vurduğumuzda – bize muhalif- bize kızgın- bize saldıranlarla beraber- yazı yazmak kolay- gidip kendi partilerini kursunlar gibi ipe sapa gelmez şeyler söylüyorlar.

Sizi kim yarattı ise ondan davacı olun. Acaba hiç biriniz beni bırakın, ben parlamenter olamam, başkasını seçin dediniz mi? Bilakis bugün kırık dökük yazıp söylediklerinizle Kürtleri yeniden Kemalizme entegre etmekten başka ne söylüyorsunuz? Kürtleri ve Kürt sorununu yakından veya uzaktan temsil etme kabiliyetiniz, yeteneğiniz yok, neden kızıyorsunuz? Bunu anlamak mümkün değil.

Bir yerlere gelindi, bu sorunun ve çözümünün siyasi projeleri ve kadroları nerede? Kürtler bugün iki taş arasına sıkışmış gibidir. Bu mengeneyi kim gevşetecektir? Bu halk bu gidişe on yıl daha tahammul edemez. Türk devleti çok sistemli bir şekilde ölümcül sorunu olan Kürt sorunu için diplomasi yapıyor. Öcalan’ın Suriye’den çıkarılması için Türkiye ve Suriye arasında mutabakat sağlayan Hüsnü Mübareke gidiyor Abdullah Gül. Ve stratejik müttefik olacaklarmış. Buch ve Erdoğan görüşmesi öncesi Ali Babacan Ortadoğu turu yapmadı mı? Neticede sınır ötesi operasyonlar için ABD’nin PKK yi düşman ilan etmesini sağladılar. Bunlar gözden kaçırılacak az – buz şeyler değil. Fakat Kuzey Kürt cephesi ve diasporada bir görüşme bile yok. Kürdistan’ı ziyaret eden yabancılar da olmasa uluslar arası çapta bir Kürt temsili olmayacak. Ne iyi ki, Güney Kürdistan dünya politika sahnesinde aktif bir şekilde var. Çok hızlı şekilde konsolosluk açma yarışı yapan devletler şimdi Kürdistan’a yatırım yapmak için yarışıyorlar. Son örnek İtalya’dır.

Türkiye bölge çapındaki Kürt düşmanlığından vazgeçmelidir, bunun Türkiyeye kazandıracağı bir şey yok, ama sonsuz zararları var. Kürtsüz rüyalar görmek dönemi çoktan geçti. Ordu da dahil herkes kendini Kürtlere kavgasız-dövüşsüz yaşamaya alıştırmalıdır. Kemalizmin örülen seksen yıllık duvarı yıkıldı. Kürtler bu duvarı yıkmak için seksen yıl boyunca mücadele verdiler. Kanlı bir tarihi geride bıraktılar. Eski inkar ve idam ipine razı olmayan Kürt çocukları dağlara çıktılar. Acaba devlet bundan ders aldı mı? Kürt düşmanlığının geleceği suya yazılmış yazılar gibi hükümsüzdür artık.


Yazar: Yaşar Kaya
Tarih: 2008-01-16


Bu Köşe Yazısının yer aldığı yer: Kurdistan-Post.Org (Com) Kürdistan'in Özgür Sesi
http://www.kurdistan-post.com

Bu Köşe Yazısı için adres:
http://www.kurdistan-post.com/modules.php?name=Niviskar&op=viewarticle&artid=1242