Bu sesler Türk devletinin jet uçakları ve uzun menzilli topçu ateşinin sesidir. Kürdistan topraklarını dövüyorlar. Devletin kurucusu olduğunu söyleyen üç askeri darbe ile bu ülkeyi mezbahaneye çeviren ordunun sesidir. Ayrıntıya gerek yok, bu savaşı artık her kes biliyor. Gecenin bu karanlık dehlizinde Kürt Kemalistleri neler söylüyorlar? Aysel Tuğluk Radikal de Türk empatisini yazarken birilerini kurtarmak pahasına iki yüz yıllık Kürtlüğü satan borozanını öttürüyor. Arkadaşım Hasan Bildirici kendisine gereken dersi verdi. Biri hapishaneden, işkenceden, biride tayin edilmiş olmaktan geliyor. Kürdistan da artık iki tarz-ı siyasetin yürüdüğünü yıllarca önce yazdık herkes kendine düşen payı yorumlasın. Bu iki tarz siyaset açık bir biçimde yürüyecek. Kar yağınca her kes baba ocağını temizlemeye koşar, tabi baba acağı olanlara...
Sevindirici olan Kürt kalem sahiplerinin artık Kürt özgürlük hareketi üzerinde düşünmesi, tahlil yapması, çare ve yol göstermesidir. Geçen hafta bunun en değerli örneğini dostum ve Kürdistan – Post yazarlarından Hüseyin Turhallı yaptı.
Hüseyin bir hukuk adamıdır. Legal Kürt partilerinde (DEP) te Diyarbakır il Başkanlığı ve parti meclisi üyeliği yaptı. Sonrasını zaten kendisi söylüyor, zeki ve bilen bir arkadaş: O şöyle diyor:
“Sosyolojik kaynak itibarıyla bu hata Kürtlerin bir köylü toplumu olmasından kaynaklanmaktadır. Bu köylü toplumun öncüleri olan politik kişilikler de sosyolojik kökenlerine bağlı kalarak, yine düalist bir dünya görüşü olan Marksizm’i de köylülüğün üstüne ekleyerek dünyaya baktıkları için değişik ton ve renklerde düşünceleri görme yeteneğinden yoksundurlar.”
“Kürt toplumunda demokratik anlayışın yer edinmesi için PKK dışında da parti işlevini görebilecek siyasi yapılanmaların oluşması bir zorunluluktur. Böyle bir gelişme Kürtler için olduğu kadar PKK için de büyük bir kazanımdır. Partileşme yolunda olan bazı yapılanmaları yüreklendirmek de bir aydın görevidir.”
“Bu yazımızın ikinci bölümü PKK’nin stratejik hatalarını konu edinecektir. Ancak PKK de muhalif olarak adlandırdığı kişi ve kurumlara acımasız saldırmaktadır. Bu da PKK’nin stratejik hatasıdır. Zira PKK, kendisine karşı muhalefeti yok etmekle dolaylı da olsa kendisini yok etmektedir.”
Buraya bir nokta koyan Hüseyin Turhallı YNK den ayrılan Noşirvan Mustafa’nın daha güçlü muhalefet edebilmesi için Mam Celal’in kendisine verdiği 15 milyon doları Nizamettin Taş’ın yazısından bize aktarmaktadır. Ayrıca Neçirvan Barzani’nin Kürt Federal parlamentosunu açış konuşmasında 'eğer YNK olmasaydı biz büyük bir ihanet içinde boğulabilirdik.' demesini aktarmaktadır.
Avrupa’da Sürgünde Kürdistan Parlamentosu içinde yer alan bir kaç parti de bu parlamentonun içindedir. Hüseyin Turhallı, PKK’nin stratejik hatalarını iki kısımda özetlemektedir. Öcalan’ın esir düşmesinden sonra Türkiye’nin PKK nin arşivi, parası ve başkanlık konseyinin peşine düştüğünü ve bu dönemde PKK arşivinin bir bölümünü okuma fırsatı bulduğunu, PKK’nin kuruluşundaki ideolojik ve politik çizgisine kaynaklık eden metaryelin sayısı onu geçmiyordu diyor. 1990 sonu ortaya konan programa 'ben söyledim oldu' söylevi dışında politik bir değer taşımadığını ifade ediyordu:
“Kürdistan’da feodal-komprador bir sınıfın/kesimin varlığına vurgu yapan Manifesto bu yapının şiddet temelinde dağıtılmasını öngörmekteydi. Hilvan-Siverek çatışmaları bu belirlemenin ilk uygulamasıdır. Bu deneyimde başarısızlık, bireylerin taktik hatalarına bağlanmıştır.
Eğer zamanında Manifestoda ki tespit tartışmaya açılmış olsaydı 1990’larda canlanan ve PKK’nin de Gap Eyaleti adını verdiği Urfa çevresi daha 1994 yılında çökmeyebilirdi.
Köy korucularına karşı yapılan hatalar, Jirki aşiretinin koruculuğa itilmesi tartışmaya açılmadan, Öcalan, 'koruculuk bir ihanet kurumudur' deyince orada noktalanmıştır. Manifesto da Kürdistan ulusal kurtuluş mücadelesinin öncü gücü köylülük – aydın gençlik ve proleterya olarak belirlenmiştir.
- Kürdistanda proleterya yoktur.
- Aydın gençlik burjuva sınıfına dahil edilemez.
Dolayısıyla tek ayak üzerinde kalan PKK bütünlüklü toplumsal bir karakter kazanamamıştır. Günümüzde de nicel anlamda Kürtler köylülük sınırının dışına taşmıştır. Tüm direncine rağmen, PKK nin kendi erime sürecini durduramaması köylülüğün erimesindedir.
Köylü sadece isyan eder. İktidar olamaz, iktidar şehirlerdedir. şehirleşemeyen PKK çağdaş gelişmenin uzağında kalmıştır. Gelişmelerin uzağında kalan PKK, legal kurumları da dar bir cenderenin içinde tutmuştur. PKK ve çevresinde boğucu bir havanın solunmasının nedeni de budur.”
Bunun gibi bir çok değerli tahlilleri bulunan Turhallı’nın bu yazısını tekrardan okurlarımızla paylaşmamızın sebebi, şimdiye kadar pek söylenmemiş değerli tespitler olmasındandır. Bunların çoğalması dileğimizdir. Kürtler yüksek sesle konuşmalıdırlar.
Yazar: Yaşar Kaya
Tarih: 2008-04-01