Tarihten bir yaprak‏
Devlet yılın son vatan seviciğiliğini kandili söndürmeye ayırdı.
Sortili bombalı atraksiyonlara Recep bey de ses verdi.
Öncelikle orduyu kutlayıp,
tek devlet, tek millet, tek dil, tek isim,
tek çay desenli halı üzerinde tepinircesine 'hamdolsun' dedi.
Ne demiştim bir iki hafta önce, sözler bantlıdır, sarmalıdır, ileri geri rahat hareket eder.
DJ. büyükmezar ritmi atar oda tepinir.
Laiklere tesüfler ederim, kim diyor ki başbakan dans etmesini bilmiyor.
Bu adamlar kinai gözle bakıyor ayrıntıyı kaçırıyorlar.
 
Reha Muhtar başlattı bu işi, aynı haberi ısıtıp ısıtıp sunardı.
Az sonra yeniden yeniden.
Haberin dört nushası tekrara sardırılmadan idraklar tembellikten çorbaya karışmıyor.
Paris hiltonun dedesi paraları hayır vakıflarına bırakacakmış.
Tabi mehmetcik vakfı başta.
Aspragas sal iki kez böyle,  türk dünyası gururla haberi sahicileştirsin.
Olmaz mı? Deneyin.
Adama türk diyemiyecekleri için, tarihten bir yaprak başlığıyla seneryo kurgulanır,
türk dostluğuna terfi ettirilir.
 
Rahmi Turan dört kitap önermiş. Amerikan türk ilişkileri üzerine.
Ne helvalar pişirilmiş, savaş cihan-i bir:
dört bin asker, 20 gemi,
Amerikanı'n Kürdistan, Ermenistan emelleri.
İkinci kitapta ise bir namlı komutan, Amerika ile türkiye'yi harp etirmiş, derslerini vermiş.
Dördüncüsü de kendi kitabı. Şırnak'ta Zırto teğmen ile kürt kızın aşkı.
O da nostaljik takılmış. Eşkiyalar, toprak ağaları vb. ıvır-zıvır.
 
Aşk romanlarını, sabit erkek değişken kadın formülüne göre diziyorlar.
Tersi olurca türklüğün gururu inciniyor.
Öyle bir akli bozukluk zihinlerinde sabit.
Yani o da tek.
Bir malkoçoğlu bir Karamurat. Biri uyursa ötekisi uyanık kalsın.
Vatan uykuda yakalanmasın.
Vaktin birinde bir haber vardı. Türk kadınıyla evli yabancı diplomat.
O şahsiyete, karısıyla bilek güreşi  yaptımışlardı.
Adam kaybetmişti, türk milleti de rahat bir nefes almıştı.
 
Kaba güç bu kadar önemliyken  hamallar neden omuzlarda gezdirilmez?
Türkiye sizinle gurur duyuyor denmez?
Sosyal bir uyum projesi olarak öneririm.
 
Şimdi tetikcilik revaşta.
Gençlik, devlet ve vatandaş işbirliğiyle türk dünyasına millileştiriliyor.
Papa Vatikan'dan su sıkıyor, bu şana şerefe.
Hıristiyanlar zulüm görüyormuş.
Çocuklar eğitimlerini nasıl tamamlıyacak, doktorasını nasıl yapacak.
Hıristiyana karışma, Kürde hırlama. Vatan nasıl gelişecek.
kurtarıcının eseri, gençliğe nasıl teslim edilecek?
 
Vatandaş her yana bayrak çeker laf ederler.
Neymiş, kullanılan boya miktarından dolayı ekolojik kirlenme oluyormuş.
El memleketlerinde insanlar kirden kırılırken,
Türk hamamda tasla, kurneye dabruka çaldırıyordu.
Hamam lafı türkçe değilse de,
Cüneyit Arkın, beygirle gezip not etmedi mi hafızalara.
Ne günlerdi. Kafa gözüktü mü alkışlar patlardı.
Bir iki tur sonrası, nalını görmek bile coşku verirdi vatandaşa.
Millet, nalının sesinden anlardı yiğidinin sahneye endam verdiğini.
 
Hata Zeki Müren bile etkilenip, Kıbrıs'ı kurtarmaya kalkmıştı.
Tek filimle o kadar erkek olabildi. Kıbrısta çözümsüzlük biraz buna sebeptir.
 
Bu yıl Mustafa Kemal'in vasiyetini Can Dündar şıklaştırdı.
Paşa maşıyla istivlemiş bankonotlar.
O vakitte, binlik maaşlar verilecek diyor, anıya bacıya, kıza kısrağa.
İnönü'nün çocuklarına bile artırmış.
Kanatkar birikim.
Yol göstericilik böyledir.
Nasıl mı? Böyle.
 
Yeni yıla girerken, mazlum insanlığın ve halkların  yeni yılını kutlarım. 
Yazar: Ali E. Karakaş
Tarih: 2007-12-28


Bu Köşe Yazısının yer aldığı yer: Kurdistan-Post.Org (Com) Kürdistan'in Özgür Sesi
http://www.kurdistan-post.com

Bu Köşe Yazısı için adres:
http://www.kurdistan-post.com/modules.php?name=Niviskar&op=viewarticle&artid=1217