Mesut Barzani'ye mektup

Kürdlerden gıcık duyan Türkler okuyup hiç de sevinmesin. Tam tersine, şoven Türklerin üzülmesi gereken bir yazıdır bu; Kürdlere kazandıracak garezsiz ve açık bir tartışma örneğidir bu.

PKK ile birlikte hareket ettiğim dönemlerde APO’cu sayıldım. Güney Kürdistan’daki gelişmeleri savunduğum günlerde “Barzanici” sanıldım.

Bu görüşler yanlış.

“Apo”cu olduğum dönemlerde “Barzanici”ydim. “Barzani”ci olarak suçlandığım bu günlerde “Apo”cuyum. Hiç birinden değilim aslında. Sıradan bir Kürdüm. Halkıma kazandıranlara rağbet besler, kaybettirenlere tepki duyarım.

A.Öcalan’ın ve M.Barzani’nin tüm başarıları benim, yani halkımındır. Onların yanlışları kendilerine aittir. Evet, siyaset bu kadar acımasızdır.

A.Öcalan’ın Güney Kürdistan’la ilgili “İkinci İsrail” tanımlamasını, “Türkler bizi anlamadı, Güneyli Kürdlere olanaklar sundu”, “Türkiye’nin desteği ile Kuzey Irak’ta ABD güdümlü bir Kürdistan kuruluyor” açıklamaları talihsiz açıklamalar olmuştur. Ama unutmayalım ki, bu açıklamaların yapıldığı yer TÜRK ZİNDANIDIR!

Mesud ve Necirvan Barzani’lerin (onlar özgür ortamda bulunmaktadırlar ve de geniş olanaklara sahiptirler) PKK’nin “terörist” olduğunu ima eden, “bize dokunmayan yılan bin yaşasın”, “bize dokunmayın ama PKK’nin kökünü kazıyın” anlamındaki açıklamaları talihsiz açıklamalar olup bu temelde Türklere sundukları olanaklar üzücü örnekleridir. Halkımıza kaybettiren, kaynağını bölgeselcilik ve aileselcilikten alan yaklaşımlardır; “Bir Kürdistan kuruldu, elden gitmesin” retoriği ile süslense dahi. Fakat Özgür Kürdistan’ı korumanın yolu kardeşe ve halkımızın 30 yıllık mücadele değerlerine sırt çevirmekle olmaz.

Türkiye yüz bin tonlarca bomba yağdırdı Kürdistan dağlarına. Gülümüz-çiçeğimiz, kezvanımız-cevizimiz… katledildi, insanlarımız kanlarında gömüldü. Özgürlük ruhumuza tecavüz edildi. Günlerce Barzanilerden tepki bekledim. Kürdistan Bölge Hükümeti Başkanı “Siviller katledildi, bu harekâtı kınıyoruz” deme cesareti buldu nihayet kendisinde. Sivilleri vurmayın da, dağımızı-taşımızı, ovamızı-ormanımızı yakıp-yıkmakta, “bizden olmayan” her Kürdün annesini bellemekte serbestsiniz, bize dokunmadıkça Özgür Kürdistan’da “özgürce” hareket edebilirsiniz demenin açıklamasıdır bu. Bu açıklamanın başka tür algılanması imkânsızdır.

Mesut Barzani’nin “Bugünden bile Kürdler birbirine silah kaldırmayacaktır” açıklamasını sevgiyle, överek ve böbürlenerek bu köşeye taşıdık aylar öncesinde. Bu açıklamasından dolayı kendisine en akli selim Kürd lideri misyonu biçtik.

Sayın Mesut Barzani, Size direk ve katıksız bir soru soracağım: Siz halkımızın duygularını, inancını, güvenini, sui-istimal etme hakkını ve gücünü nereden buluyorsunuz?

Siyaset yapıyoruz mu diyeceksiniz? Af edersiniz, böylesi siyaseti, onun kaynaklarını ve varacağı sonuçları iyi biliyoruz.

Böylesi siyaseti Şeyh Mahmud Berzenci de, Sımko Şıkaki de, biraz daha ileri gidersek İdrisi Bidlisi de yapmıştı. Kazanamadılar ve en başta da kazandıramadılar halkımıza.

TC’liler sivil halkı öldürmeseydi, kendilerini kınamayacaktınız, değil mi? Sivil olan Kürdle, sivil olmayan Kürd arasında fark çok mu büyüktür Sizin gözünüzde? Bir Barzan’lı silahlı peşmerge ile ABD’de eğitim almış ve eli silah görmemiş başka bir Barzan’lı aydın arasındaki farktan bahsediyorum!?

“Kürdler bundan sonra birbirine silah kaldırmayacak” açıklamanızdaki samimiyete nasıl inanalım? Kürd Kürdü öldürmesin, ama başka birisinin Kürdün toprağında Kürdü öldürmesine sesimizi çıkarmayız demektir mi bu? Sizin açıklamanızdan çıkan tek sonuç budur. Ve Kürdler arası barış konusunda samimiyetiniz şüphe altına girmiştir. Bunu telafi edebilecek misiniz?

İnanın, eğer telafi edemezseniz, Sizin Kuzey Kürdistan’daki kitle kazanma yönlü başarılarınız ile Kürd katili AKP’nin Kürdistan’daki seçim başarıları arasında bir fark kalmayacaktır. Ve her ikiniz de Kuzeyde kaybedeceksiniz.

Bunu şundan biliyorum; halkımızın tamamı Sizleri Özgür Kürdistan’ın liderleri olarak destekledi ve daha da destekleyecekler. Ama bilin ki, Sizler henüz bu desteğin hakkını yeterince vermiş değilsiniz.

Bu desteğin hakkını nasıl verebilirsiniz, biliyor musunuz?

Kürdistan’ın her çiçeğinin yaşama hakkını savunacaksınız.

Her ağacını, her taşını, her tavşanını savunacaksınız.

Kürdistan’da sivil insanların katledilişinden üzüntü duymak yetmez, onları korumanın yollarını bulacaksınız.

Ne benim, ne Sizin, ne de bir gayri Kürdün babasının mülkü olmayan Kürdistan dağlarında Kürdistan sevdasıyla çile çeken Mardinli, Erbilli, Senendeçli, Kobanili gençlerin sevdalarına saygılı olacaksınız.

Açık konuşuyorum; bugün neredeyse Abdullah Öcalan’ın 1996’larda Kürd halkı nezdinde sahip olduğu otoriteyi yakalamış bulunuyorsunuz. Shekspire ne demişti: “Zirveye çıkmak kolaydır, orada dikiş tutturmak zordur”. Dikiş tuttura bilecek misiniz?

Her günlük gelişme ile ilgili bir yazı yazdım. Yayınlattıklarım, yazdıklarımın yüzde birini bile kapsamıyor.

İçime gömüyorum yazılarımı.

İçime gömdüklerim, Kürd dünyasındaki ilkesizlikleri deşifre eden yazılardır.

Bugün patladım artık.

“EDÎ BESE!”

“Edi bese!” yanlız Türk zulmüne karşı söylenmemelidir.

Kürdlerin kendi içlerinde yaşadıkları ilkesizliklere karşı da “Edi Bese!” denilmelidir!”

Parçacılık siyasetine “Edî Bese!”

PKK, DTP, PDK, YNK, YNDK, Rizgari, Elçi, Bucak, Burkay ... parçacılığına “Edî Bese!”

Güneyciliğe “Edî Bese!”

Kuzeyciliğe “Edî Bese!”

Mahabadcılığa “Edî Bese!”

Amedciliğe “Edî Bese!”

Apoculuğa “Edî Bese!”

Barzanicilğe “Edî Bese!”

KÜRDİSTANCILIĞIA: “ERÎ!”

Ve bu ünlem işaretinden sonra yazıp yayınlatmadığım yüzlerce yazıdan birisini buraya eklemek istedim:

3 Kasım 2007

NECİRVAN BARZANİ’NİN AÇIKLAMASI HATALIDIR

Federal Kürdistan Devleti Başbakanı Nêçirvan Barzani TC NTV TV’si muhabiri M.Çubukçu’ya verdiği mülakatta kendilerinin PKK’ye karşı olduklarını, yalnız TC’nin değil, bölge devletinin de PKK tehdidi altında olduğunu izhar etti. Bu açıklama son derece hatalı ve yanlış. N.Barzani’nin mülakatında dile getirdiği doğru tespitlerin tamamı, bu yanlış ifadesinin yanında “bir hiç” niteliğindedir.

Kürdistan devletinin başbakanı; milyonlarca sempatizanı, on binlerce kadrosu ve en başta da Kürd ulusunun BAŞ DÜŞMANI bir devlete karşı 30 yıllık mücadele veren bir oluşum hakkında böylesi açıklama yapamaz, yapmamalıdır.

İfade ettiğimiz gerçeğe karşı şu argümanlar ileri sürülebilir;

1). TC Kürdistan’ı işgale hazırlanıyor, durum aşırı derecede kritik. Kürdistan devletçiliğini korumak namına siyasi manevra olarak Irak’a komşu devletler toplantısının yapıldığı dönemde böylesi bir açıklama yapılabilir. Bu, Kürdistan’ı Baş düşmandan korumak için gereklidir;

2). Bölgedeki Kürd kazanımlarının baş mimarı olan ABD, Kürd başbakanını böylesi bir açılamayı yapmaya zorlamıştır...

3). Kürdistan yetkilileri kendi aralarında “görev bölüşümü” yapmışlardır. Mesud Barzani TC’ye karşı daha sert mesajlar verirken, Nêçirvan Barzani’ye “yumuşatıcı” mesajlar gönderme görevi düşmüştür.

4). N. Barzani’nin ifade ettiği gibi “PKK kendi eylemleri ile Kürdistan Federal Devletini de tehdit etmektedir”.

5). N.Barzani, PKK yetkilileri ile tartışmış, Kürdistan devletini Türk askeri tecavüzünden korumak için PKK’nin de rızası ile böylesi bir açıklama yapmıştır.

İleri sürülebilecek bu argümanların tamamı yanlış, gerçek dışı, hatalı ve Ulusal bütünleşmeye hizmet etmeyen bir mantık yürütmeden kaynaklanmaktadır.

Bu olası görüşlere yanıtlar:

1). Kürdistan bölge hükümeti açısından siyasi manevralar yapmak gereklidir. İstanbul’da gerçekleşen Irak’a komşu devletler toplantısı ile eş zamanlı “Özgür Kürdistan’daki PÇDK bürolarını kapattık” jestinin verilmesi yeter ve artardı bile. Gerçi Irak yasalarına göre oluşmuş ve legal faaliyet yürüten bir siyasal partinin kapatılması bile Rice’nin ifadesi ile “her gün bir demokratik gelişme gösteren” Irak ve Kürdistan Federal Devleti için bir ayıptır. Öte yandan, “PKK’nin yan örgütü olan DTP” bile PKK’yi savunma bakımından PÇDK’den daha radikal tutum içerisindedir. “TC varsın da DTP’yi kapatsın”, deme gücüne sahip olmalıdır N.Barzani.

2). Bizim, sanırsam halkımızın tamamının N.Barzani’den umduğu bir başbakan ve dönemsel siyasetçi olarak değil, KÜRD DEVLET ADAMI gibi davranmasıdır. Kürd devlet adamı en büyük desek aldığı güçlerin baskıları karşısında bile KÜRDİSTAN ULUSAL MÜCADELESİNİ savunabilmelidir. Tüm Kürd oluşumlarına sahip çıkmak ve Kürd ulusal mücadelesini savunmak, Kürd devlet adamına yakışır bir duruştur. N. Barzani, son açıklaması ile bu erdemliliği gösterememiştir.

3). Pragmatik siyasal tavırlar, esnemeler, “görev bölüşümü” yapılabilir. Sırat köprüsünden geçiyoruz. Siyasal oyunlar yapılırken, her şey, ama her şey mubah olabilir. Fakat ulusal bütünleşmeye zarar veren apaçık tavırlar dışında her şey, diye ekleyeceğim. Görev bölüşümü yapın ama, Sayın Kürdistan Başbakanı, Siz Kürd halkının kanını içmeye hazır, Federal Kürdistan Devletini yok etmeyi en temel stratejisi olarak belirlemiş bir devlete dönük kapsamlı mücadele veren, arkasında milyonlar bulunan bir oluşuma karşı olduğunuzu açıklama biçiminde “manevra imkanına” ve lükse sahip değilsiniz. En başta bu, ahlaki değildir. Diğer yandan, benim gibi Kürdistan devletini yalnız kalemi ile değil, canı ile savunmaya hazır bir kişide bile hayal kırıklığı yaratmayı başardınız. Benim gibi düşünen yüz binlerce Kürdün olduğunu bilmiyor musunuz? Bize hiç mi saygınız yoktur? Kusura bakmayın, Sizin yaptığınıza, “siyasal çocukluk” diyeceğim. Sizse büyümeği çoktan hak etmiş bir kişilik ve siyasetçisiniz.

4). PKK, 1990’lı yılların ortalarında sahip olduğu strateji ve taktik yaklaşımlar gereği PDK ve YNK’yi tehdit etmiştir. Bu tarihsel bir gerçekliktir. Dahasını söyleyeceğim; PKK yönetimlerinde PDK’yi ve YNK’yi ortadan kaldırma tartışmaları dahi yürütülmüştür (PDK ve YNK içerisinde de PKK’ye karşı böylesi eğilimler olmuştur). Bunlar tarihin öbür yüzünde kaldı, kalmalıdır!

Bugün PKK ne varlığı, ne de eylemleri ile ne PDK’yi, ne YNK’yi, ne de gözümüzün nuru Kürdistan Federal Devletini tehdit etmemektedir. Tam tersine, PKK’nin varlığı ve bu örgütün sınırlı bir gücünün Kürdistan Devleti sınırları içerisinde bulunması, devletimize müthiş bir manevra gücü, pazarlık imkânı kazandırmaktadır. ABD’ye karşı bile bir güç kazandırdığı söylenebilinir, eğer kullanılabilinirse.

5). Böylesi bir anlaşmanın olduğuna inanmıyorum. Olsa dahi, demek ki, PKK de N.Barzani’nin günahına ortak olmuştur. Çünkü bu tür açıklama ve tavırlar yüz binlerce Kürdü hayal kırıklığına uğratmaktadır ve ne PKK, ne de PDK yıllar boyunca bu kırılmanın telafisini yapamazlar.

Türkiye’nin temel hedefinin PKK’den daha çok Kürdistan devleti olduğu bilinmektedir. Kürd camiası bunu ısrarla vurgulamaktadır. Ama şu da çok iyi bilinmelidir: Özgür Kürdistan hedeftir ama Türk tehditleri onun varlığını ortadan kaldıramaz. Bunun iki temel nedeni vardır: Birincisi, Kürd devletinin varlığına yönelik bir Türk saldırısı TÜM KÜRD HALKININ tepkisi ve direnişi ile karşılaşacaktır. TC bunu göze alamaz. İkincisi, ABD böylesi bir planın gerçekleşmesine izin vermez.

Hal böyleyken, bu kadar geniş imkân ve olanak varken, Kürdistan başbakanı N.Barzani’nin talisiz açıklamalarını anlamak zorlaşıyor. Siyasal basiretsizlik mi yapmış Başbakanımız, yoksa bireysel tepkilerine mi yenik düşmüş? Her ikisi de ne acı!

Kürd halkı, Nêçirvan Barzani’yi yalnızca Kürdistan’da ve Kürdistan dışında milyar dolarları çeviren, bu dolarların kaderini düşünen, Barzan bölgesindeki soydaşlarımızın sınırsız mutluluğuna ve Güney Kürdistanlıların refah içinde yaşamasına çalışan bir yerel siyasetçi olarak değil, tüm Kürdistanlıların yüreğini fethetmiş KÜRD DEVLET ADAMI olarak görmek istiyor!


Yazar: Hejarê Şamil
Tarih: 2007-12-20


Bu Köşe Yazısının yer aldığı yer: Kurdistan-Post.Org (Com) Kürdistan'in Özgür Sesi
http://www.kurdistan-post.com

Bu Köşe Yazısı için adres:
http://www.kurdistan-post.com/modules.php?name=Niviskar&op=viewarticle&artid=1205