Bir ses

İlk ses bir gazeteciden:

Eğer yazdığınız yazının internette rekor okunmasını istiyorsanız, başlığını PKK, ÖCALAN, DTP, GERİLLA koyun.

PKK den bir ses:

Biz öyle kolay bitecek bir hareket değiliz. Bütün Kürt başkaldırıları yılı dolmadan bitti, biz onbeş yıldır savaşıyoruz. Gücünüz varsa siz de savaşın. Gücünüz varsa sizde PKK nın yaptıklarını yapın.

Bir aydın:

İyi güzel de onbeş yılda gelinen nokta ortada. ABD sizi ABD düşmanı, Türkiye düşmanı ilan etti. Türkiye milyonlarca dolar verip sizi dünyaya “terörist” olarak gösterdi. Şimdi ABD Türkiye ve batı sizi boğmak istiyor. ABD nin verdiği nokta istihbaratıyla elli Türk savaş uçağı medya savunma alanlarını bombalıyor. El Hayat gazetesinde ABD PKK’yı kurbat etti diye yazıyor. Dünyada soğuk savaş dönemi yok, dostunuz yok. Ekonomik, politik, sosyal, tedbirlerle AKP üstünüze geliyor. Tedbiriniz nedir? Ve nerede duruyorsunuz? Türk basını görülmemiş bir psikolojik savaş yürütüyor, sizin satılmayan gazeteniz kapandı. Bunu nasıl izah edeceksiniz?

PKK’den bir ses

Heval aydınlar çürümüş. Yazı yazmakla bir şey olmaz, gücünüz varsa gidin kendi partinizi kurun, arkanızda kaç kişi var onu görelim?

Başka bir ses:

Doğru da alternatif partiler kurmaya çalışan Kürt aydınlarını, hatta sizin eski çalışma arkadaşlarınızı aydınlar mı katletti? Dünya değişti siz değişmediniz, o imkanınız zaten yoktu: Neden eleştirilere tahammülünüz yok.

Bu ses ve uğultular sürüp gider.

Yirmi yıl hüküm giymiş, on yıl yatmış bir adamı getirip Parti başkanı yapmak, sekiz tane sağını solunu bilmeyen bayanı parlamenter yapmak, ancak Kürt dünyasında görülecek eşi olmayan bir davranış.

Yassıada’da yatan Demokrat Parti milletvekilleri Muammer Çavuş oğlunun kızı anti militarist Nazlı Ilıcak Sabahta şöyle yazıyor:

Pişmanlık yasasından örgüt hakkında bilgi verme mecburiyeti kaldırılmalı, tepedeki lider kadro hariç pişmanlığa gerek duymadan gelenlere kapı açılmalıdır.

Ilıcak, 1999’daki bir avukat görüşmesine değinerek, 1999 Temmuzundan beri avukatları vasıtası ile örgütü yönetiyor, devlet buna göz yumuyor. Çevik Bir Paşanın İmralı’ya gittiğini Öcalan görüşme notundan alıyor. (Gelen kişi esmer, dört yıldızlı bir şahıstı. Çevik Biri iyi tanıyorum. O değil. Bu başka bir rütbeliydi. Ben havalandırmadaydım. Kapıyı açtı, gayri ihtiyari “Barış için hazırım, dedim”. O da bana dağdakileri indirmelisin dedi. Hiç bir şart ileri sürmeden silahları bırakmam gerektiğini söyledi.

Bu da bir ses devletin cesur adım atmasını istiyor.

Mezardan kafasını kaldıran bir direnişçi de:

Kardeşim Demokratik Toplum Hareketi adı Öcalan’a ait. Sonra cezaevi çıkışlılar partiye hakim oldu. Sömürge Kürdistan’a bir çok Türk solcusu getirilip parlamenter yapıldı, şimdi Apo’ya rağmen Akın Birdal’ı kim Diyarbekir’e götürebilirdi? Her ne ise, Demokratik Toplum Partisi son olarak Diyarbakır’da yaptığı kongrede Kürt sorununu toprağa gömerken, PKK devlete şunu söyledi: Bu parti benimdir –bunda kimsenin şüphesi yok- ben seninle koalisyon yapmaya geldim. İstediklerim zaten senin bana vermek istediklerindir. Ona da anlaşamadığımız bir şey kalmadı. AKP Kürdistan’da çok başarılı, diğer tarafta da ağır aksak olsun, ama benim olsun zarar yok: Dövüşürüz, barışırız ama koalisyonu götürürüz, ortaklık budur.

Bir başka Kürt bilediği baltasını kalem yerine kullandı:

Şu Kürt yaşlı politikacılarına şaşıyorum. PKK den önce ne yaptılar, Kürtlük milat olarak bizimle başlar.

Elbirliği ile Güney Kürt federe devletine, güneydeki oluşum diyerek Kemalistlerin safında bir bölük şimdi Güney Kürtlerine saldırıyor. Onları küçümsüyor, güney Kürtleri bir kediyi bile teslim etmeyiz dedi. Kürdistan anayasası var, bize sığınan her kes mültecidir, kimse teslim edilemez dediler. Kürt kanı bu kadar ucuz değil diyor sayın Mesut Barzani. Türkiye suç işledi diyor. Bunlar iyi şeyler, iyi söylemiş. Hava bombardımanı olunca vay efendim. Olmayan jet filonuzla niçin çarpışmıyorsunuz? İyi de kardeşim, sen bahane edilerek bomba yiyorum ben.... Kazanımlarım tehlikede...

Nuh’un gemisinin karaya oturduğu dağdan bir ses bağırdı:

Biz kazanım filan istemiyoruz. Ovada bir İsrail kuruluyor. Emperyalist oyuncağıdır. Türk generallerine katılıyorum. Onlar lider değil, aşiret reisleridir (halbuki ikisi de gerilla yönettiler yıllarca.) Biz öyle bir Kürdistan istemiyoruz. Güney Kürdistan’da kurulan 16 konsolosluğu kapatın. Yabancı sermayeyi kovun, yatırım yapmasın, parlamentoyu feshedin, ona gerek yok. Barzani ile Talabani’yi Patagonya’ya sürgüne gönderin..

İşte bir Ortadoğu gecesinde birbirine karışan sesler... Kimisi karanlığı deldi, kimisi arşualaya ulaştı. Bu gürültüler arasında bastonu elinde, sırtında torbası ile aksakallı tarih “biraz Sabır” dedi ve düşünceli yürüdü gitti.

18.12.2007

Hewlêr


Yazar: Yaşar Kaya
Tarih: 2007-12-19


Bu Köşe Yazısının yer aldığı yer: Kurdistan-Post.Org (Com) Kürdistan'in Özgür Sesi
http://www.kurdistan-post.com

Bu Köşe Yazısı için adres:
http://www.kurdistan-post.com/modules.php?name=Niviskar&op=viewarticle&artid=1202