Hadi PKK'yi değiştirelim

32 yıllık hayatım boyunca okuduğum en absürd yazı diyeyim. Ruşen Çakır imzasıyla yayınlanan ve Karayılan ve Bayık”ın emekli edilmesinin ‘birilerine’ tavsiye edildiği yazıdan bahsediyorum. Uzman bir grubun, üstünde günlerce, belki haftalarca uğraşarak yazdığı ve Ruşen’e öyle iletildiği çok belli olan; sadece dolandırıcı ve aldatıcı dilli değil; aynı zamanda bilemediğimiz adreslere şifrelenmemiş açık mesaj da gönderen bir yazı. Algımız doğru ise bozup deşifre etmek bize düşer.

Kimi PKK’li militanın kendini peşine kaptırdığı propagandif bir söylem çoğu zaman karşımıza kocaman bir palavra olarak da çıkıyor: Kürdlük, K. Kürdistan’da, hatta tüm Kürdistan’da PKK ile başlamışmış. Bu, ancak felsefi cehaletin söylemeye cesaret edebileceği türden bir ‘önermedir’. Doğrusu şöyledir o önermenin: PKK dahil, Kürdlük adına ne varsa hepsini vareden, beğenin veya beğenmeyin, Kürdistan’daki Kürdlüktür. Bu felsefi cehalet sadece kimi PKK’li militanda değil, karşıtı ifadesini (karşıtlar birbirlerine benzerler) kendini başka birşey değil de sadece PKK karşıtı olmakla konumlandırabilen kimi zevatta da gözleniyor; tersinden gözleniyor. Buna göre, “PKK, Kürdistan’da Kürdlük adına ne yıkım varsa onun sorumlusudur. Oysa, beğenin beğenmeyin, PKK Kürdistan’ın öz malıdır. Tıpkı karşıtları gibi. Halimizin resmidir beğendikleriniz ve beğenmedikleriniz.

Eğrimizle - doğrumuzla biriz ve günü gelir aynı devletin içinde eriyip, Türk’ü, Fars’ı, Arap’ı önümüzde toz ederiz. Bu, yazgımızdır.

Termodinamiğin birinci yasası der ki (felsefenin ve bilimlerin de birinci kuralı olmuştur): Hiçbir şey yoktan varedilemez ve varolan hiçbir şey yok edilemez. Bunu Kürdistan’a tercüme edersek: Kürdleri, ‘iddia sahibi’ kimse varetmedi ve kimsenin yokolmasıyla da Kürdlük veya Kürdistan yok olmaz; Kürdlük kendini bugün PKK’de yeniler, yarın bir başka örgütte. İşte devletimiz yükseliyor, inanmayanlara. Hem; Kürd’ü yok etmek, bu dağları Kürdlerden başkası mesken tutamayacağına, bu dağlar yeni gelenlerle ancak Kürdlüğü yeniden üreteceğine göre, imkansızdır. Kürdlerden ve Kürd davasından bahsederken, en nihayetinde hepimizi belirleyen ve sınırlarımızı çizen bir ülkeden, bir coğrafyadan bahsediyoruz. Babası ve anası yeryüzü olan, ama kendisi hepimize analık yapan ülke: Kürdistan. Ne siyaset kısırlarının ne de sahipsiz kalmış bostana girmiş siyaset fukaralarının anlayamadığı yegane çıplak gerçektir bu. Bazı siyasi figürlerimiz tarafından anlaşılamadığından veya kitleye yanlış empoze edildiğinden dolayı da, dünyanın en ucuz ‘mesaj içeren makalesini’ kaleme alıp, bir gazetede; bir koca örgütte (güya) dengeleri değiştirmek maksatlı yayınlamaya cesaret edebiliyorlar. Türkler! ‘Tırşık’ diye yazdı Işık İşcanlı, ‘tırşık’ sanıyorlar bizi.

Hesap şu: PKK’de birilerini; Karayılansız, Bayıksız ve bazı diğerleriSİZ herşeyin daha iyi olacağına ikna edecekler ve bu pazarlık üzeri bir anlaşma sağlanacak! Kimin anlaşması? Neye karşılık? Umarları nedir? Bu topraklarda ot yeşerdiği sürece Kürdlerin Kürdistan aşkı biter mi sanıyorlar? Bitmez. PKK de bitmez.Yedi düvele olmasa bile dünyanın en aşağılık rejimine karşı 30 yıldır ayakta durabilmiş bir örgütü, şartların Kürdler açısından bu kadar olumlu olduğu ve rüzgarın bu kadar Türklerin aleyhine estiği bir dönemde böyle basit bir Osmanlı oyunuyla çökertmek mümkün olabilir mi?

Dünya’yı okuyamıyor Türkler. Kosova geliyor; bir adım sonrası büyümüş Arnavutluktur Kosova’nın. Bunun ötesi bugün Hewler’de kurulup yarın illa ki Amed’e taşınacak Kürdistan Devleti’nin halka halka genişlemesidir. İşte Çin; Belgrad’da elçiliğinin tuzbuz edilmesine rağmen değiştirmediği azınlıklar politikasını Kürdistan için gözü kapalı değiştiriyor. Ve daha Kürdistan Kürdistan’ın %20’si bile değilken! Türkler, David Philips’in kaleminden dünya egemenlerinin kendilerine tanıdıkları son şansı, K. Kürdlerini Kürdistan’dan vazgeçirebileceklerini sanarak çar-çur ediyorlar. Türk, türk, türk; tik-taklar sana verilen bir yıl süreyi sayıyor; uyuma... Hem ev ödevini yapmazsın hem çamura yatarsın! Sana verilen raporu hemen bir daha oku ve çabuk ödevinin başına dön. Tarihin, sen daha yeryüzünde yokken imzalanmış büyük anlaşmalarıdır hükümran olan. Bu topraklar, ‘asıl sahipleri olan asil çocuklarından’ başkasına yar olmaz!

PKK’li olmayan biri olarak açık diyeyim: Karayılan’dan, Bayık’tan ve diğerlerinden, düşmanla cepheleşme sözkonusu olduğunda, tereddütsüz çok memnunum. Memnun olmadığım bir yanları varsa, mesela, aile isimlerini bilemeyişim; kendi aile isimlerini kullanmayışlarıdır. Türklerin, sülalelerini Türkleştirmek için taktıkları “resmi soyisimlerini” taşıyor olmaları kendileri için artık bir meydan okuma değildir. Yürüdükleri yoldan dönmeleri mümkün olmayan kişilerdir. Bizim gibi bireyler için elbette meydan okumadır kendi ‘resmi ve uyduruk soyisimlerimizle’ yazmak; ama onlar, modern Kürdlüğün yaratılmasında oynadıkları rolden dolayı, ailelerinden miras aldıkları gerçek SOYadlarına dönmelidirler. Bunun dışında ne rahatsızlığım olur Kürdistan dağlarında düşmanıma meydan okuyan savaşçımdan, komutanımdan.

Bayık, Karayılan ve diğerleri... Hepsi, milletçe yaşadığımız sosyal ve kültürel travmadan, aynı milletin birer evlatları olduklarından, herbirimiz gibi etkileniyorlar. Bunlar haricinde; örgütlüdürler ve örgütleri ne kadar değişebilirse kendileri de o kadar azaddırlar. Tüm Kürdler de o örgütte değildir neticede ve işte ülke dengesini de bugünlük böyle kuruyoruz. İç meselelerimizdir bunlar. Kürdistan’ındır, Kürdlerindir.

Ruşen ise, örneğin yürekli bir demokrat olsaydı eline o yazıyı tutuşturanlara sorardı: Nedir bu her emekli generale milyonlarca dolar ekstra emeklilik ikramiyesi dağıtan OYAK?”. Soramaz. Dolayısıyla böylelerine ancak “Türkten evliya sokma avluya” diyorsunuz. Deyip, rahatlayıp, işinize bakıyorsunuz. “Hayat, bunlar civarda olmadan kesinlikle daha güzel, diyorsunuz. “Kürdistan’ı azad edip bunlardan yakayı ilelebet kurtaracağız, diyorsunuz. Demiyorsanız deyin, faydalı bir duadır.


Yazar: Mehmed Alî Husêdin
Tarih: 2007-12-11


Bu Köşe Yazısının yer aldığı yer: Kurdistan-Post.Org (Com) Kürdistan'in Özgür Sesi
http://www.kurdistan-post.com

Bu Köşe Yazısı için adres:
http://www.kurdistan-post.com/modules.php?name=Niviskar&op=viewarticle&artid=1192