Stalin’in çelik kasasında Barzani dosyası

Sovyet Kürtlerinden dostum Wezirê Eşo’nun, Barzani’nin Stalinin Çelik Kasasındaki Dosyası adlı kitabı Güney Kürdistan’da Duhok şehrinde yayınlandı. Lütfedip imzalayıp bana da getirdi. Kürt özgürlük hareketinin efsanevi liderinin yaşamı ve mücadelesi hakkında her ne kadar bazı şeyler yazılmış ise de yaşam ve mücadelesinin bir bölümünün gölgede kaldığı ve aydınlanmadığı bilinen bir gerçektir. Eski Sovyetler’de ölümsüz Barzani’nin on bir yıl sürgünde kaldıgı biliniyor.

Tarih için belki kısa ama bir insan yaşamı için uzun bir süredir. Bu süre onun yaşamının bir kesintisi değil. O mücadeleye bu yılları da katmıştır. Bu boşluktur denemez, o ve birlikte Sovyetlere giden beş yüz civarındaki arkadaşları Stalin döneminin bütün ağır sürgün koşullarını yaşadılar. En kötüsü bir birlerinden ayrılmış olmalarıydı.

Ama bu zor sürgün şartlarındaki yaşama o dönemin Sovyet medyasında bir kaç satıra rastlamak mümkün değil. Sanki o ve arkadaşları yer yarılmış ve kaybolmuşlar, dünyada yoklarmış.

Barzani, Stalin’e posta yoluyla gönderdigi mektuplarda, sürgünün ağır şartlarının kaldırılması ve bir Kürt lideri olarak kabul görmesi isteklerine hiç bir cevap alamadı.

Dışişleri bakanlığının onun ve adamlarının yaşamı ile ilgili KGB (Sovyet gizli servisi) tarafından hazırlanan dosyası Stalinin şahsi kasasında idi. Azerbaycan KGB ajanı Cafer Bagırof onun yaşamını Stalin’e rapor ediyordu.

Ama onun sürgün şartlarının düzeltilmesi için Staline rapor veren KGB generali Pavel Sudiplatov gibileri de vardı. Hatıralarında siyasetçi ve bilgin olan Barzani’ye hayranlığını saklamıyor.

Bagırof’un Barzani’ye düşmanlığı şuradan ileri gelmektedir. İran’ın kuzeyini işgal eden ABD ve İngiltere, Sovyetlerle antlaşma yapınca, Bagırofu Sovyet Azerbaycan’ın başkanı olarak tanıdılar. Bagırof Mahabad Kürt Cumhuriyetine karşı idi ve onu da Azerbaycana bağlamak istiyordu. Ölümsüz Barzani ise otonomiyi kabul etmiyor; Kürtlerin ayrı bir millet, Kürdistan’ın ayrı bir ülke olduğunu söyleyerek, Mahabad Cumhuriyeti bir otonomi bölge olarak Azerbaycan’ın kuyruğuna takılamaz diyordu.

Kafkasya’nın Stalin’i Bagırof, Barzaniyi Beria (gizli poli şefi) ya ve Stalin’e kötülüyordu. Barzani’nin feodal olduğunu söylüyor, Sovyetlerin ona tepki duymasını istiyordu. Onun Kürdistan’dan uzaklaşması gerektiğine inanıyorlardı. Onun için de o ve adamlarını bir Orta Asya Cumhuriyetine göndermede fayda vardı.

Bilindigi gibi Şah’ın orduları Mahabad Kürt Cumhuriyetine saldırdığında genel kurmay başkanı olan Barzani savaşma yanlısıydı.Gazi Muhammed ben burayı terk edersem halkı öldürürler dedi ve adeta kendisini kurban etti. Mahabad Kürt Cumhuriyetinin bayrağını Barzaniye verdi şöyle dedi: “Bu bayrağı ancak sen müdafa edersin. Onu Kürdistan’ın özgürlük sembolü yapmak için yükseltirsin”dedi ve vedalaştılar. Barzaniler tek tek Özbekistan’daki köy ve kolhozlara dagıtıldılar.

Stalin’in ölümünden sonra 1953 te gizlice Moskovaya gitti, kılık kıyafetini arkadaşlarının yardımı ile aldı, kuşların bile korkudan üstünde uçmadığı Kremlin’de idi. Komünist Partisi Genel Sekreteri Nikitia Kuruşov ile görüştü. Ona Kürt sorununun ne feodal nede ajanlık bir dava olmadığını anlattı. Kürdistan Kürtlerinin özgürlükçü ve demokrat mücadelesini dile getirdi.

Kuruşov’un şahsi sempatisini kazandı. Güneydeki Kürt hareketine destek olan konuşmalar için Erivan radyosuna izin verildi Irak Devlet Başkanı Yardımcısı olan Saddam Hüseyin Moskovayı ziyaret ederek, zaten soğuyan Sovyet Komünist Partisi-Kürt münasebetlerini yeniden tezgaha koyarak, Kürtlerin feodal ve emperyalist olduğunu, Baas rejiminin ilerici ve sosyalist olduğunu, bu nedenle BAAS ile Sovyetlerin dost olmaları gerektiğini empoze etti.

Sovyet Komünist Partisinin görüşüne göre Kürdistan’ı isgal eden devletlerin bağımsız birer devlet olma haklarıydı, ama Kürtlerin bağımsız bir devlet olma hakkı yoktu. Türemiş Kürt komünistleri Kürdistan’ı işgal eden devletlerin komünist partilerine girmeli ve onları güçlendirmeliydiler.

Ölümsüz Barzani bu görüşü hiçbir zaman kabul etmedi. Ayrıca Baas zulmüne uğrayan Irak Komünist Partisi defalarca Barzani’ye sığındı. Saddam Irak’taki bütün partilerin içinde bulunduğu bir birlik kurmayı istedi. Barzani, Kürt karşıtı bu birlikte yer almayı reddetti. Kerkük ün Kürt topragı olduğunu savundu.”Kerkük Kürdistan’ın kalbidir”sözü tarih oldu. Solcular Kürtlere 50 yıl kaybettirdi. ölümsüz Barzani’nin bundan sonraki hayatı ve mücadelesi biliniyor. O her zaman bagımsızlıkçı kaldı. Solcuları himaye etti, ama onları getirip Kürdistan’ın kalesinde parlamenter yapan çarpık zihniyeti sergiledigimiz zaman bize “Muhalif”diyorlar. Olsun Kürdistani olmak şereftir. Tarih hükmünü icra edecektir. Dostum Wezirê Eşo nun kitabı dolayısıyla, bazı bilinmeyenleri okurlarımızla paylaşmaya çalıştık.


Yazar: Yaşar Kaya
Tarih: 2007-12-03


Bu Köşe Yazısının yer aldığı yer: Kurdistan-Post.Org (Com) Kürdistan'in Özgür Sesi
http://www.kurdistan-post.com

Bu Köşe Yazısı için adres:
http://www.kurdistan-post.com/modules.php?name=Niviskar&op=viewarticle&artid=1184