Armanc ile yeni albümü hakkında röportaj

Armanc ile yeni albümü hakkında röportaj

Armanc, Kürt halkı tarafından yakından tanınan bir sanatçıdır. Onun müzikle olan ilgisi 70’li yıllarına dayanır. Ancak 90’lı yılların başlarında rahmetli Vedat Aydın anısına yaptığı kasetle ilk kez profesyonel bir şekilde Kürt halkının karşısına çıkmıştır. Kürdistan ve Türkiye’de kürt aydın, sanatçı ve politikacılarına yapılan baskıdan O’da nasibini almış ve binlerce kürt gibi 95 yılında zorunlu olarak yurt dışına çıkmıştır. O günden bu yana resmi ikamet yeri İsveç olmasına rağmen, dünyada kürtlerin yaşadığı her ülkede O’nu kürtler arasında görmek mümkündür.

Verdiği konser ve katıldığı etkinliklerin yanısıra, Med Tv, Medya Tv ve onları takip eden Roj Tv’de yayınlanan Kürdistan ve deyişik yerlerde kürt sanatçılarıyla yaptığı programlarla O’nu her zaman yanımızda gördük.

Armanc’ın az sanatçıda bulunan sert ve gür ses tonu, onun belirgin özgünlüğüdür. Albümlerinde söylediği yeni şarkıların yanısıra, özellikle söylediği bir iki klasik şarkı da onun albümlerinin dikkate değer bir özelliğidir. 

Şimdiye kadar 4 tane albüm çıkarmıştır. Yaptığı 5. albüm çıkmış ve önümüzdeki birkaç gün içinde Kürdistan ve Türkiyede piyasaya çıkması bekleniyor.

 Bundan sonrasını kendisinden dinleyelim.

Yeni albümünüzü okuyucularımıza tanıtırmısınız? Nasıl bir çalışma oldu, ne kadar zaman ve emek aldı, sonuçtan memnun musunuz?

– Albümü hazırlarken doğrusu sureci pek düşünmedik, ancak bitirinceye kadar tam 9 ayımızı aldı. Bölgemizde süreçin hızlı değiştiğini düşünürsek bu konuda kendimi şanslı görüyorum. Çünkü sonuç olarak dinleyicilerimize sürece uygun bir albüm sunduğumuza inanıyorum.

En büyük zorluğumuz benim sürekli Isveçten- Istanbula gidiş-gelişlerim oldu. Ancak özellikle vurgulamak istediğim bir nokta; böylesine güzel bir sonuç almamızda önemli katkıları olan sanatçı arkadaşlarım Turhan Yapıştıran, Ahmet Tabar ve Nail Yurtsever, büyük moral ve destek oldular bana. Benden çok bu yapıtın hazırlanmasında büyük emeklerinden dolayı bu, onların eseridir diyebilirim.

Sonuçtan tam memnun olmam mümkün degil. Yoksa kendimi yeniliyemem. Doğal olarak her yeni eser beraberinde eksiklikleri de getirir.

Bu da bir sonra ki albümü daha iyi bir tecrübe kazanarak yapmanızı sağlar. Ama, çabadan ve emekten çok memnun olduğumu rahatlıkla söyleyebilirim.

Bu albüm ve ilk abümünüz arasında gerek sanatsal ve gerekse teknik yönüyle nasıl bir fark görüyorsunuz?

Tabi ki fark çok çok var! 90 lı yıllar da Turkiye’de daha dijital sisteme ve özellikle komputur sistemine geçilmemişti. Mixe bağlı olarak eski makaralı  teyplere benzeyen makaralara kayıt yapılıyordu. Tabi ki bugünkü sistem de hem muzikle hem ses le oynayarak, düzeltme imkanı çok fazla. Zaten Dünya da o kadar çok sanatçılık adı altında, kişilerin ortaya çıkması da bundandır. Mesela Turkiye de görüyorsun, kadın dansöz iken, bir bakmışsınızz şarkıcı olmuş, çünkü onlara gore biraz ses, biraz fizik yeterlidir. Ancak sanata sanatçı gözüyle baktığınızda bu işin bu kadar basit olmadığını göreceksiniz.

Sanatsal yönüyle; repertuvar açısından malesef pek büyük bir fark olduğunu söyleyemeyiz. Çünkü ülkemizde demokrasi sorunu olduğu sürece bizim kuşaktan gelen sanatçılar aynı çizgiyi sürdürürler. Buna karşılık sanat olarak tabi ki çok fark var. Çünkü insan bu işte yoğruldukça hem ses olarak hem de teknik olarak kendisini gelistirme gibi bir durumu olur.  

Albümünüzü dinledim. Bütün olarak güzel ve uyumlu. Ama her kişinin her albümde en çok hoşuna gittiği en az bir parça oluyor. Benimde daha önce hiçbir albümde dinlemediğim ancak ağızdan ağıza dolaşan ‘way gul’ parçası çok hoşuma gitti. Ezgisi, kullanılan enstrümanlar ve sesiziniz güzel bir harmoni oluşturuyor. Bu parçayı okumanızın özel bir nedeni var mı?

– Çok özel bir nedeni yok, ama şoyle bir şey var. Senin de dedigin gibi melodi çok hoş ve son 20-25 yıldır duyduğum bir şarkı idi. En önemlisi de şimdiye kadar hiç bir arkadaşımız albümüne almamıştı. O nedenle albüme almak istedim. Deminde belirttiğim gibi aranjör arkadaşlarım Amed ve Turan değişik motifler kullandılar. Dinleyicelerimizin de hoşuna gideceğini tahmin ediyorum. Ben daha önce de bu tür şarkıları söylemeye çalıştım, örneğin bir önceki albümümde ‘silavên te gihane min’ böyle bir parçadır.

Zor bir soru olabilir ama bu albümde SİZİN en çok sevdiğiniz, olmazsa olmaz diye düşündüğünüz bir şarkı var mı diye sorsam? Neden?

 – Melodi olarak demiyeceğim ama, iki şehit arkadaşımız için söylediğim parçalar çok onemli. Çünkü insan için en önemli şeyi canıdır ve inanç uğruna, halkı uğruna bu canlar feda ediliyorsa, buna karşı hiç bir şey üretmemek bana çok acı verir. Bu vesileyle hem Gurbeteli ve hem de sema arkadaşlarımı anmış oldum, 2 siyle de yakından tanışırdık, halkımız için büyük kayıplardır.

Siz albüm hazırlarken en çok dinleyicilerin hangi özelliklerini dikkate alıyorsunuz?

– Hiç bir milletin sanatçıları bizim gibi degiller, eğer olsalar da bir elin parmakları kadardir. 40 milyonluk bir halkın yaşama şansı elinden alınıyorsa, siz burda sanatçı politikayla ugraşmassin diyemessiniz, çunku biz de bu halkin bir parçasi isek duyduklarimizi, hissettiklerimizi ve hatta zaman zaman çektiklerimizi dile getirmek zorundayiz. Siz buna ne isim takarsaniz takın. Elbette de bizde her halkın sanatçıları gibi, doğa, aşk ve yaşamın güzellikleri üzerine şarkılar yapmak isterdik, ama, maalesef o şartlara sahip degiliz. Onun için hissettiklerimi, duyduklaarımı ve gördüklerimi de milletin bir parçası olarak görüyorum. Repertuarımı da ona göre düzenlerim.

Sizin hitap ettiğiniz ‘belli’ bir kitleniz var mı? Ya da kimler için müzik yapıyorsunuz?

– Tabi ki kendisine sanatçıyım diyen herkes, toplumun bütün katmanlarına hitap etmek ister. Şarkılarımı gençlere sevdirip sevdirmedigimi tam bilemeyeceğim, ama ben kendimi her zaman genç görmüşümdür.( Hahaah...)

Halktan beklediğiniz ilgi ve dayanışmayı yeterince alıyormusunuz?

– Halktan dolayı hiç bir sıkıntımız yok, ancak biz kürt sanatçıları çok örgütsüzüz. Sanat organizatörlerimiz yeterli degiller, işe profosyönel kadrolar lazım. Kurumlarda çalıştığın zaman her şeyden önce sadece kendini tatmin etmek için çalışmayacaksın, toplumun her kesimini düşünmek lazım. Siz pop dinlemek isteyen bir kitleye klasık söyleyen bir sanatçıyı gönderirseniz ne olur ? Malesef bunu yapıyoruz. Önce bir konu da net olmalıyız, burjuva anlamında popüler sanatçı mı yetiştireceğiz, yoksa yıllardır savunduğumuz çizgide mi hareket edeceğiz, maalesef bazı şeyler dejenerasyona doğru gidiyor. Ben hiç bir sanatçı arkadaşımı bu konu da suçlamiyorum, ancak bizi yonetenler başarısız ve altyapıdan yoksunlar.

Sürgünde yaşayan kürt sanatçı ve yazarlarının durumunu yakından bildiğim için, müziğiniz ekonomik yönden size yetiyor mu diye sormaktan ziyade, yaptığınız müzik kendi kendisini finanse etmeye yetiyor mu diye sormak istiyorum?

– Maalesef hayır, sağ olsun yoneticilerimiz, yukarda da değindiğim gibi onların sayesin de sanatçılarımız kendilerini de geliştiremiyor, onemli olan testi kırıldıktan sonra ya ne yapalım kırıldı demek değil, testinin kırılmamasi için önlem almaktır. Ben bu kurumlara verdiğim zamanı kendime ayırsaydim eminim, şimdi çok daha farklı bir durumda olurdum. Ama, kişisel onurum sanatsal onurumun önünü tıkıyor, bir anda atıp gidemiyorsun, bu çoğu arkadaşlarimiz için geçerli. Şimdi piyasa da en gözde sanatçılar kim, kurumlarımızın dışından gelenlerdir, degerli arkadaşlarırımız da var, yok demeyim, ama, emin olun gene böyle onları popüler yapan aynı kurumlarımızdır. Kendi alın terimizi bir inanç uğruna onlara resmen hediye ediyoruz ve buna rağmen sahip te çıkamıyorlar. Finans demek sadece günlük geçinmek demek degil, yaptığın işi hiç zorluğa girmeden düzlüğee çıkartmak onemli, ama nerde 3-4 yılda zorla bir albüm yapıyorsun onu da bir ayda tuketiyorsun.

Avrupa’da müzik icra etmenin avantajları ve dezavantajları nelerdir?

– Şimdi soyleyeceklerimin yanlış anlaşılmasını istemiyorum, amacım kimseyi üzmek veya suçlamak değil. Avrupa’daki kitle ülkedekilere nazaran sanatçıyı fazla dinlemiyor, sadece göbek atıp, oynamak istiyor. Tabi bunun çok sebebleri var, sosyal, kültürel sebebler en başta. Çünkü ekonomik olarak ta fazla emek veriliyor, ayda yılda bir konser olduğu zaman da daha çok deşarz olma yolunu seçiyorlar, yani kısacası sağ olsunlar oynamaktan çok hoşlanıyorlar. O nedenle benim için ülkem vazgeçilmezdir..

– Sizce, hem kürt sanatçıları hem de halk olarak müzikte daha kaliteli bir üretim yapmak için neler yapmalı?

- Çok akademik çalışmak lazım, yani kendimizi dünyasına tanıtmamız için bu işi bilinçli ve profosyönelce yapmamız lazım.Kürt muziği zengindir çünkü dili zengindir bunu guzel bir şekilde evrenleştirebiliriz.Yeter ki erbabını bulalım. Bu konuda eğitimin rolü vazgeçilmezdir.

- Zaman zaman konuşulan bir nokta: Sizce bir sanatçının politikaya, daha doğrusu belli bir partiye olan yakınlığı nasıl olmalıdır? Bu yaklaşım onun sanatını nasıl etkiler?

– Yukarıda da bahsettim, biraz daha açarsak; Eger alternatif muzik yapiyorsanız bazı şeylere karşı, aynı zamanda alternatif politika yapanlarla aynı kulvarda karşılaşırsınız, bu kaçınılmazdır. Sanatçı için partinin ismi onemli değil, eğer halkın özgürlüğünü, mücadelesini dile getirmek istiyorsanız ve birileri a, b parti adına bir mücadele ediyorsa onlarla bir arada olmamanız mümkün değil, çünkü amaçlar aynı çatı içindir. Ama sanatını etkileyebilir tabi.

Sizce sanat nasıl olmalıdır? Yeni seslere olan önerileriniz nelerdir?

– Elbette evrensel olmalıdır, ama bizim için şimdilik çok uzak. Çünkü daha önümüzde katletmemiz gereken uzun bir yol var. Gençlere şunu soylemek istiyorum, sanatın her alanını kulanın, araştırın, ben hep yanınızda da olurum. Yaratıcı olun ve özellikle kopyacılıktan kaçının. Yeni eserler, yeni renkler, verelim. Muziğin her çeşidine açık olalım.Rock, hiphop, caz, folk,blu, klasik, kısacası müziğin tarihçesini iyi oğrenmek gerekir.

– Sanatçılarda hep merak ettiğim bazı şeyler var; Biz sanatçıları dinliyoruz, sanatçılar kimleri dinliyor acaba? Armanc kimleri dinliyor?

– Kûrt klasiklerini çok severim, bizim geçmişimizi en çok dile getiren onlardır, çünkü malesef yazılı edebiyatımız az olduğu için dengbêjler bu konuda büyük bir ugraş vermişler, ve tabi ki yaşayanlardan Şivan Perwer beni her zaman çok etkiler.

Yabancı müzikle aranız nasıl?

– Kürt müziği dışında arap ve fars muzigini de severim, Miin farslarda, Rosy Armen, Karnik Sakisyan, ermenilerde, araplar da Kazim Sahir, Sadun Caabir, Feyruz, Nazim Xezali’yi çok dinlerim. Ortadoğu müziği daha çok etkiler beni. Klasikçilerin hepsini çok severim ve zevkle dinlerim. Botan girtlağı daha fazladır bu bölge müziğinde. Ama, türk muzigini ihmal ettigimin farkındayım. Son 12 yildir hemen hemen hic dinlemedim diyebilirim. 15-20 yaş arası Orhan Gencebay’ı çok dinlerdim, diğer sol sanatçılara geçmeden önce. 

– Şimdiye kadar gelmiş geçmiş sanatçılar arasında sizi en çok etkileyen sanatçı kim veya kimlerdir?

– Gerçekten saymakla bitmez, ama beni bir şeyler söylemeye zorlayan Şivan Perwer’dir. Çünkü kürtler için Şıvan çok büyük bir ihtiyaçtı. Edebiyatta Cegerxwin ve bunu dile getiren Şivan, kürtler için bir dönüm noktası olmuştur. 

– Sanatçı olmasaydınız neler yapardınız acaba? Özel ilgi alanlarınız, sanatın yanında neler yaparsınız özel hayatınızda?

– Gezmeyi çok severim ve üzüllmeyi (hahahaa). Anlayacağınız çok güzel yaşamam ( sorunsuz ) varken nerde kimin derdi varsa gidip ona ortak olurum, gerekirse onunla da ağlarım. Yani o an kendi hayatımıda karartırım. Onun için galiba gaztecilik bana yatkın bir meslek, arada bir tehlikeye atılmayı da severim ama, maceracı değilim, gerektiği zaman.

Yıllardır Kurdistan’dan uzaksınız ancak TV programlarında, konserlerde, etkinliklerde sizi hep kürtlerin arasında gördük. Tv ve sahnede hiç unutmadığınız bir anınızı anlatırmısınız okuyucularımıza?

– İsim vermeyeceğim, yalnız programlarımda yaşanan bazı ilginç notlardan birkaçını söyleyeyim. Bir programım da yaşlı bir dengbêjimizle program yaptığım sırada şarkı söylerken 3, 4 kez takma olan dişleri ağzından düşüyordu. Tabi bizde programa ara vermek zorunda kalıyorduk. Onu yerden alıp yıkamak ve tekrar yerine takmak zaman aliyordu.

İkinci olay gene gittiğim aynı bölgede başka yaşlı bir dengbêjimiz vardi. 1 saatlik programda bir konuyu 4 sefer tekrarladı, ilginç olanı, olayı noktasından virgülüne kadar hiç şaşmıyordu.

Bir üçüncüsü ise, ben bir konserde sahnede iken bir dinleyici yanıma yanaştı alkollüydü, bir şarkı istedi, öptü ve gitti. Ben biraz sonra istediği sarkıyı soyledim. Birazdan geldi aynı öpüşle aynı şarkıyı tekrar istedi. Az önce söylediğimi söyzledim ama o duymamış, o kafayla duyar mı? Neyse tekrar aynı şarkıyı söyledim. 15 dk.sonra baktım tekrar bana doğru geliyor, hemen gorevli arkadaşa işaret ettim. O’nu bana yaklaştırmadılar.. Aradan, 2-3 ay geçti bana bir telefon geldi. Dediki beni hatırladın mı, hayır dedim..Hani dedi falan şehirde falan gün bir konser verdiniz ya.... evet dedim doğru, ben dedi, sizden bir şarkı istemiştim. Sağ olun beni kırmadınız soylediniz. O zaman size teşekkur etmek istedim, ama, gorevli arkadaş bir türlü bırakmadı dedi. Onun için şimdi teşekür etmek istiyorum dedi.

 – Son olarak okuyucularımıza neler söylemek istersiniz?

– Halkıma şunu soylemek istiyorum, sizi sizden daha çok seviyorum ve sizler olduğunuz sürece yaşamaya çalışacağıma söz veriyorum. Yeni çıkan albümüzün adı ‘şop’tur. Olaylar ve olgular birbirini izlemekle yaşam sürer. Biz sanatın, guzelliğin, özgürlüğün izinden gidiyoruz, umarım bizde başkaları için iz olmayı başarırız. Sanatçı arkadaşlarım Turan Yapıştıran, Ahmet Tabat, Nail Yurtsever benim ciğerimsiniz sizi çok seviyorum, emeğinize tapıyorum.Salih arkadaş, sanada, sesimi Kurdistan-posttan halkıma ilettiğin için teşekür ederim.


Yazar: Salih Agir Qoseri
Tarih: 2007-11-26


Bu Köşe Yazısının yer aldığı yer: Kurdistan-Post.Org (Com) Kürdistan'in Özgür Sesi
http://www.kurdistan-post.com

Bu Köşe Yazısı için adres:
http://www.kurdistan-post.com/modules.php?name=Niviskar&op=viewarticle&artid=1176