Çocuk ana rahminde iken kadın sancı duymaz, ama günü saati gelip çocuk ana rahminden uzaklaştıkça sancılar artar, artık doğum yakındır. Çocuk ya normal yolla gelir veya Sezeryanla doğum olur. Karın bölgesini kesip çocuğu alırlar. Bu metot bir Ermeni doktora ait oldugu için, Sezeryan adını almış.
Öyle anlaşılıyor ki Ortadoğu da doğum sancıları gittikçe artıyor. Ama Sezeryana ihtiyaç var. Doğumun birinci doktoru ABD dir. ABD nin Uzun yıllar Ortadoğu da kalacağı kesindir. Bu doğum galiba üçlü bir doğumdur. Sadece PKK meselesini one almak bir çok cepheden yanıltıcı olabilir, ABD nin İran’la hesabı vardır. Suriye ile hesabı vardır. Türkiye bunları takip etmektedir. İlk çozum PKK ile başlayabilir.
Kuzey Kurdistan’daki operasyon ve çatışmalar, sonra esir askerler operasyonu PKK yi Türkiye’nin ve Ortadoğu’nun gündemine oturtmuştur. Aylardır Turkiye’de konuşulan sorun haline gelmiş ve diğer sorunları unutturmuştur. Bu eğer yeni bir strateji taktiği ise PKK bunda başarılı olmuştur. Ayrıca DTP’nin çok isabetsiz adayları ve acemi tutumu iki ayda onu mahkeme onune getirmiştir.
Kapatalım kapatmayalım münakaşası sancıları çoğaltmış, gerilimi artırmıştır. Hükümet sözcüsü Cemil Çîçek’e göre, hem PKK hem de DTP partinin kapatılmasından yanadırlar. Kapatılan parti Avrupa Birliği yolunda Türkiye’nin ayak bağı olacaktır. Bu da hükümeti köşeye sıkıştıran olgulardan biridir.
Ortadoğu’da esen rüzgarlara bakılırsa nokta operasyonlar için mutabakat hasıl olduktan sonradır ki, bazı PKK yöneticilerinin ABD ye sürgüne götürülmesi dillendirilmektedir. Bu operasyon şimdilerde taraflar arasında konuşuluyor ve pazarlıklar yapılıyorsa önümüzdeki bir kaç ay içinde bazı gelişmeler olacaktır.
Güney Kürdistan Federe devleti bu doğumda rol oynayan doktorlardan bir tanesidir. ABD’nin Irani kendi başına rahat bırakmayacağı açıktır. Çünkü güçlenen Iran, Ortadoğu ve Kafkasya’dakî enerji ve petrol varlığı için tehlikedir. ABD bu hayati koridoru muhafaza edecektir. Yani kısacası Ortadoğu da çok hesaplı denklemlere dayanan menfaatler söz konusudur.
Türkiye’de eskimiş generallerin Kürt înkari ve dil yasaklaması hata idi, söyleminden sonra, bir iki ay öncesine kadar elindeki kör balta ile Kürt düşmanlığı yapan Deniz Baykal’ın, akıldan yoksun söylemleri sadece Kürt asimilasyonuna yöneliktir. Yapılacak yeni anayasada Kürt halkının demokratîk haklarından bahsediliyor mu? Elbette ki hayir. General borazanı, miyadı dolmuş bu siyaset soytarısının artık Türkiye’de bir siyasi geleceği bence kalmamiştir.
Güvendiği generaller çözülmüş, devre dışı kalmış, çoğu kaybetmiştir. Kürt sorununda Türkiye devleti artık bir yol ayrımına gelmiş durumdadır.
Ya Avrupa Birliği yolunda reformlara devam, Kuzeyde akılcı ve Kürtleri tatmin edecek bir çözüm, Güney Kurdistan ile iyi dostluk ve komşuluk ilişkileri... Ya da PKK yi bahane ederek bütün Kürtlere düşmanlık, hiç bir Kürt kuruluşunu muhatap almama, Güney Kürdistan’a düşmanlık ve tüm Kürtleri karşıya alma...
Türkiye bu iki yoldan birini seçmek zorunda, uçuncu bîr yol yok. Türkiye köşeye sıkışmış iken Kuzeyli Kürtlerin bir gün Bulgaristan modeli, bir gün demokratik cumhuriyet, bir gün bölgesel özerklik gibi Kürt halkının hak etmediği safsataları öne sürmesi Kürt cephesinde kaliteli, sabit, ulusal çıkarlara dayalı bir programın olmaması elbette üzücüdür. Bu bölgesel özerkliğin ne olduğu ise kimse tarafından bilinmemektedir. AKP ikinci iktidarına Zafer Üskül, Ertuğrul Günay ve daha onlarca aydın ve profesör ile yürümüşken, acaba DTP’nin işbirliği yaptığı bir tek siyaset ve bilim adamı var mı?
Kürt istemlerini içeren alternatif bir anayasa yapmaktan aciz bir siyasi parti mi olur? Genel gidişatı hiçte iç açıcı olmayan ulusal hareket tartışmaya açılır ve çareler bulunur. Öyle körü körüne yıllar yılı aynı söylemleri tekrarlamak ulusal kayıptır.
Kürt kazanımlarına sahip çıkmak, ulusal birliğe giden adımları hızlandırmak gündemdeki konu olmalıdır.
22.11.2007
Hewlêr