PKK’NİN SİLAHSIZLANDIRILMASI, DEMOBİLİZE EDİLMESİ VE TOPLUMA YENİDEN KAZANDIRILMASI
Bu yazıda, David L. Philips’in hazırladığı “Kürdistan İşçi Partisi’nin Silahsizlandırılması, Demobilize Edilmesi ve Topluma Yeniden Kazandırılması” başlıklı raporu ele alacağız. Yazarı, raporda belirtildiğine göre, Kürdler ve Kürdistan sorunu hakkında 20 yıllık birikime sahip biri.
Bu yazıda, Öncelikle başlığın sizi yanıltmaması gerektiğini belirteyim. Welatparez sitesinde Hanife’nin pek güzelce aktardığı PKK’ye yönelik ‘sopalar’ harici, yazının geri kalan geniş kısmı ‘havuçlara’ ayrılmış; bu havuçların tamamıysa Türklerden beklenen icraatlar. Başlıklara bakalım:- Orduyu demokratikleştirin,
- Irak’ın toprak bütünlüğüne saygılı olun,
- Bir ‘Genel Af’ taslağı geliştirin,
- PKK’yi silahsızlandırmaya yönelik arabulucular tanımlayın,
- Geçmişin muhasebesi için bir süreç başlatın,
- Güneydoğu’ya (K. Kürdistan’a) altyapı yatırımları yapın,
- Güneydoğu’da (K. Kürdistan’da) sosyal refahı arttırın,
- Güneydoğu’da (K. Kürdistan’da) iş sahası yaratın.
Bir çırpıda okuduğunuzda bu başlıkları, yarattığı izlenimden fazlasının satırlarda yazılı olduğunu diyeyim size. Örneğin ordunun demokratikleşmesinden bahsederken, aynı ordunun pisliklerine örneklerle değinilmiş. Irak’ın toprak bütünlüğüne saygılı olmaktan bahsedilen başlık altında ‘Türkiye’nin gerçekleştiremeyeceği –Kerkük referandumunu engelleme gibi- hedefler önüne koymakla kendisini küçük düşürmesinden’ bahsediliyor. Genel Af’fı geçiyorum (Hanife bu kısmı yazmıştı); arabulucular tanımlayın demiyor aslında rapor; ‘DTP, bu işin arabulucusudur’ diyor. Geçmişin muhasebesinden bahsederken, isim verilmiyor ama benzer tecrübe yaşamış ülkelere özel ekiplerin yollanmasını ve oralardan uzmanlar çağrılmasını öğütlüyor. Örnekler herhalde İrlanda, Bask, Kosova, vb olsa gerek. Hatta İskoçya’yı, Galler’i katın siz.Kürdistan’a altyapı yatırımları başlıklı kısmın oldukça pozitif olduğunu söyleyebiliriz. Yollar inşa edilmesi, tarım ve hayvancılığın endüstriyel boyutta işlenmesine yönelik yatırım yapılması ve bunların AB fonlarıyla desteklenmesi; kadınların konumunun güçlendirilmesine yönelik mikro-kredi uygulamalarının yaygınlaştırılması, okul ve hastaneler inşa edilmesi; feodal kültürü kırmaya yönelik, toprağın çoklu mülkiyetine ve dolayısıyla ‘ölçek ekonomisi’ uygulanmasına izin verecek bir toprak reformuna gidilmesi ve derken gidiyor da gidiyor.
Buraya kadar olan kısım Ankara’da dönüşüm ve K. Kürdistan’da altyapının takviye edilip geliştirilmesine yönelik. Hiçbir Kürd’ün K. Kürdistan’da altyapının ıslah edilmesine yönelik benzer bir planı olmadığından, herhangi birşeyle kıyaslayamayıp sadece yapılacak olursa önceden teşekkür etmekle yetiniriz bu kısma. Dahası da var raporda.
G. Kürdistan’a daha fazla sayıda sınır kapısı açılması, gümrüklerdeki jandarma kontrolünün epey gevşetilmesi, G. Kürdistanlı işadamlarının K. Kürdistan’da yatırım yapmalarının önünün açılması. Ve bunları belirtirken, Türklerin, G. Kürdistan’dan çıkan boru hatlarından nasıl iştahlı para yediğine de özel bir vurgu var. Dahası da var: Mesud Barzani’nin başkanlığının ve G. Kürdistan’daki otoritenin tanınması isteniyor. Rapor, açıkça, Irak Merkezi Yönetimi ve G. Kürdistan arasına hiyerarşik bir fark koyuyor ve G. Kürdistan’da hakimiyeti mutlak manada Kürdlere teslim ediyor. Ayrıca, Kerkük’ün bu iradenin hükmü altına gireceğinden(!), Türklerin buna itirazlarının sürmesi halinde Türkmenlerin hiçbir hakka sahip olmayacağından da net bir ifadeyle bahsediliyor. G. Kürdistan’ın bağımsızlaşacağına dair manayı satır aralarında okuyabiliyorsunuz.
Kuzey Kürdlerinin Kürd olarak tanınmasına yönelik Kürd entellektüellerinin bir numaralı derdine çözüm olacak herhangi bir öneri taslakta yok. Kimliğe dair, dilin devlet okullarına girmesi uygulamasına geçilmesinden öte bir öneri yapılmamış. Fakat bunu da Türkler açısından bir aşama sayabiliriz, kabul ettikleri takdirde. Çünkü PKK’ye önerilen ateşkes, oniki aylık bir süreyi kapsıyor. Yani bu oniki ayda rotasını adam akıllı çizmiş olacak Türkiye (hey yavrum hey!).
Toplarsak;
Biz Kürdler, bu raporla; uygulayıcılarının Türk Devleti’ne yeni bir şans tanıdıklarını anlıyoruz (PKK’ninse bu pazarlıkta diğer cep olmasından sebeple ne kadar ‘pahalı’ olduğunu anlıyoruz).Bu aşamada bilmek istiyoruz: PKK, önerilen ateşkesi kabul eder ve Türk Devleti raporda ifade edilen yükümlülüklerini yerine getirmezse; Türklere yönelik hazırlanan sopa nedir?
Yazar: Mehmed Alî Husêdin
Tarih: 2007-11-19